Kurdun dişi ve ayı kucaklaması

ABD-Ankara anlaşması, Rojava devrim güçlerine karşı diktatörün savaş saldırısına izin veriyordu. Dahası hava sahasını kapatmayıp, Girê Spî-Serêkaniyê arasına ordusu ve çeteleriyle girmesine izin verdiği Erdoğan’ın savaşı yaymasına kapıyı açık bırakıyordu.

Putin-Erdoğan’ın Soçi anlaşması/muhtırası, öncelikle, diktatörün işgal savaşına şimdiki haliyle dur diyor, sınırlıyor. Fakat Rojava devrimi güçlerinin ezilmesine izin vermese de, durumdan yararlanarak boğmaya çalışıyor.

Herşeyden önce, diktatör Erdoğan’ın ordu ve çetelerinin son işgal alanından çekilmesini dikte etmiyor. İşgale belirsiz bir süre için onay verdiği görülüyor. Fakat muhtemelen İdlib’deki çeteleri geri çekmesi, olmuyorsa silahlandırmaktan vazgeçmesi karşılığında bu tavizi verdiği anlaşılıyor. İşgalden geri çekilmesi talebi ancak İdlib savaşından sonra gündeme gelebilir.

Daha önemlisi, YPG’nin, yalnızca bu alanda ABD eliyle değil, -Qamişlo hariç-Rusya eliyle diğer bölgelerde de 30 km geriye çekilmesini onaylayarak Rojava devriminin boğulmasını sağlamaya çalışıyor.

Washington-Ankara anlaşmasından sonra, Rojava devriminin, Suriye rejimi ve Rusya ile taktik anlaşma yapmaya çalışması yanlış değildi. Erdoğan faşizminin sömürgeci ordusunun hava kuvvetlerine karşı, bu taktik zorunluydu. Fakat Rusya ve Esad rejimi, bu durumu kullanarak Rojava devrimini olabildiğince geriletmeye, Kuzey ve Doğu Suriye halklarının iktidarını hakimiyeti altına almaya çalışıyor.

Rojava devrimi, sömürgeci diktatör Erdoğan’ın işgalci savaşına karşı kahramanca direndi. Efrîn’de de, Girê Spî ve Serêkaniyê’de… Fakat, Erdoğan’ın elinde ölüm kusan, sivil halkı katleden hava kuvvetleri vardı. 100 yıl önceki gibi, emperyalist galiplerin görevlendirdiği gerici Romanya ordusunun 1919 Macar devrimini ezerken olduğu gibi bu savaşta da çok eşitsiz askeri güçlerin savaşı vardı.

Erdoğan faşizmi, bu karşıdevrimci avantajını kullanarak ve ABD-Rusya emperyalist rekabetinden yararlanarak, Rojava devrimini ezmeye çalıştı. Kahramanca direnen devrime karşı, ABD ve Rusya ile hatta İran egemenleri, sınıfsal düşmanlıklarının gereği olarak Erdoğan faşizmine yol verdiler.

Gerici iç savaşla zayıflatılan, Rusya ve İran’ın himayesi altına giren Esad rejimi, Türkiye’nin ilhakçı işgalini ve himayesindeki yüzbini bulan çeteleri yenilgiye uğratmaya, ayakta kalışını galibiyetle sona erdirmeye çalışacak.

Bunu yaparken, kendisiyle zorunlu ittifaka giren Rojava devrim güçlerini olabildiğince az hak almaya zorlayacak.

Rojava devrimi, şimdi geriletildiği mevzilerden direnişini sürdürecek. Fakat yeni güç ilişkileri denkleminde.

Bir yandan, Suriye rejimiyle ittifak içinde, Erdoğan faşizminin işgal ve fiili ilhakını hedef alacak, devrimin yurdundan Erdoğan’ın işgalci barbarlarını söküp atmaya çalışacak. Bunun uzun bir süre alacağını varsaymak gerekir.

YPG/QSD’yi özerk silahlı savunma gücü olarak korumaya çalışırken, askeri meclisleri, devrimin asayiş güçlerini, siyasi yönetim meclislerini ve kitle örgütlerini, özerkçe sürdürmeyi hedefleyecek.

Esad rejiminin, Erdoğan faşizminin işgalleri ile İdlib işgalini tasfiye etmeyi mecburen ön plana geçirmesinden yararlanarak, kazanımların en aza tasfiyesine direnecek. Türkiye işgali ve fiili ilhakına karşı direnişin Suriye halkları üzerindeki etkisinden yararlanarak demokratik bilinç, örgütlenme ve mevzileri yeniden güçlendirmeye uğraşacak.

Rojava devriminin Kuzey ve doğu Suriye halkları, Suriye, bölge ve dünya halkları üzerindeki umut yaratan etkisini de bu mücadelede yalnızca işgalcilere karşı değil, Esad rejiminin baskısına karşı da seferber etme yolu izleyecek. Şimdilik demokratik Suriye yaratma imkanı zayıflasa da, demokratik mevzi, örgütlenme ve bilincin eldeki ve geliştirileceği durumu bu amaç doğrultusunda basamak olarak değerlendirecek. Erdoğan faşizmi, Rojava devriminin yurdunu Efrîn’den Serêkaniyê’ye işgal etmekle, Pirus zaferini, içeride faşizminin saldırganlığını artırmanın ve kitle dayanağındaki çözülmeyi durdurmanın ve ertelemenin aracı yapacak.

Fakat, yine de faşizminin sağlamlaştıramayacak. Zalimliği ve talancılığıyla, işçi sınıfı ve ezilenlerin mücadelesinin yeniden yükseleceğini engelleyemeyecek.

IŞİD’i yenmenin yarattığı kitle desteği henüz tazeliğini koruyorken Şii halkın ayaklanmasını önleyemeyen Irak rejimi gibi, Lübnan rejimi ve dışarıda savaşı karşılayarak başarılar kazanmasına rağmen İran despotik iktidarı gibi, halkların ayaklanmasını karşısında bulacak.

Kurtçu Erdoğan’ın dişi kan gördü, bir gece ansızın Rojava’da barbarca işgali genişletti. ABD ve Rusya, ayı kucaklamasıyla Rojava devrimini boğmaya çalışıyorlar. Ama Rojava devrimi bilinciyle, örgütlülüğü ve yarattığı umutla, halkların demokratik güçleriyle kolkola yeniden ayağa kalkacak. Kurdu da ayıyı da mutlaka yenilgiye uğratacak.

Yazarın diğer yazıları