Küresel kurtlar ordusu seçilse de yesek diyor!

Veysi SARISÖZEN

Bu yazı yayınlandığı gün seçim gününe sadece iki gün kalmış olacak. Ertesi gün sandık başı yapılacak. O halde biraz „Erdoğan kazanırsa ne olur? Millet İttifakı ve HDP kazanırsa ne olur?“ diye soralım.

Birçok muhalif İngiltere’nin Erdoğan’ı Kraliçe ile buluşturmasına, Trump’ın son anda „Minbic’te Erdoğan’la devriye“ gezmeye başlamasına, Merkel’in hallerine bakıp, „bize bu yapılır mı? Bunlar resmen Erdoğan’a seçim hediyesi veriyorlar“ dediğini biliyorsunuz.

Gerçekten ne oluyor?

Olan şu: ABD ve AB (Türkiye’de pek iddialı olmayan ülkeler hariç) seçim sonuçlarını heyecanla bekliyor. Nasıl bir sonuç onların işine geliyor?

Yüzü gözü dağılmış, üstü başı paralanmış, gözünde fer, dizinde derman kalmamış, gırtlağına kadar yolsuzluğa, Kürdün kanına, mafyaya, suça bulaşmış, Zarrab’ın oyuncağı olmuş bir „Erdoğan’ın“ yeniden seçilmesini bekliyorlar. Bir çoğunun sandığının tersine bir beklentidir bu. Şimdi kendinizi Küresellerin yerine koyun ve düşünün:

Seçimlerde „kan dökülmüş“, sandıklardaki peynirleri fareler kemirmiş. Gerçekte seçimi kaybettiği halde „Muaviye’nin hakemi“ YSK tarafından başkan ilan edilmiş, HDP barajı aştığı halde baraj dışı bırakılmış, Millet İttifakı sokağa dökülmüş, Kürdistan ayağa kalkmış… „Muaviye’nin hakemi“ tarafından „halife“ ilan edilen Sarayın başı alanları kana bulamış.

Küreseller böyle bir Türkiye’yi rüyalarında görseler sevinçten kalp krizi geçirirler. Karşılarında artık „NATO’yla Şanghay Beşlisi“ arasında, „Rusya’nın S-400’leriyle USA’nın F-35’leri“ arasında, „İran’la Suudi Arabistan“ arasında, „Suriye ile İsrail“ arasında pazarlık gücü sıfırlanmış bir „kullanışlı Başkan“ bulacaklar. Sarıp sarmalayıp bir güzel kullanacaklar.

Önce IMF’yle masaya oturtacaklar. Verdikleri borçları „misliyle“ alacaklar. Daha fazla borçlandırıp, yine alacaklar. Bu kesindir. Seçim sonrasını görülmemiş bir ekonomik kriz bekliyor. Faiz yükselince de dolar yükselince de kazanacaklar. Krizin yükünü bir kere daha emeğin sırtına yükleyecekler. Millet fakr ü zarurete duçar olacak.

Ardından „dış politik hokkabızlığa“ son verecekler. Türkiye öyle bir „dışpolitikaya“ mahkum edilecek ki, emin olun „Küçük Amerika olacağız“ diyen Menderes’in dış politikası bunun yanında yüzde yüz „yerli ve milli“ bir dış politika gibi duracak. Zorla Başkanlığı aldığı gün, yeni gelecek olan „Ortadoğu uzmanı“ Amerikan Büyükelçisi, onu kulağından tuttuğu gibi İran’ın karşısına dikecek. İsrail ardından itekleyecek. Olur mu demeyin, belki de Türkiye İran’la savaşa tutuşacak.

Dahasını söylemeyeyim. Feleği şaşmış, şanzımanı dağılmış, iflahı kesilmiş, kaportası göçmüş, tekeri patlamış bir Türk diktatörü, en küçük bir pazarlık gücü olmayan zavallı ve kör bir alete dönüşecek.

Siz Küresel olsanız Millet İttifakı ve HDP’yi mi tercih edersiniz, yoksa bu „enkaz halindeki Erdoğan’ı“ mı? Kullanacaklar, iyice kullanacaklar, sonra da, benim tahminime göre, bir, olmadı iki yıl içinde artık işe yaramaz hale gelince, kaldırıp atacaklar.

Ey AKP’nin „Haçlı düşmanı“ seçmeni. Geleceğin böyledir. Bilesin.

Ya Millet İttifakı ve HDP kazanırsa ne olacak?

Küreseller ne yapacaklarını şaşıracaklar. Öyle bir „bileşim“ ki, neresinden tutup da kullanacaklarını bilemeyecekler. Bir tarafından tutsalar, öteki taraf ellerini ısıracak. Topuna birden karşı koymaya kalksalar AKP’li seçmen bile onların etrafında toplanacak. Küresellerle oturulacak olan masada, bu ister IMF masası olsun, ister Pentagon masası, ister AB masası olsun, biri cıvıtsa üçü cıvıyan hamura bir çuval un dolduracak, öteki hamura su boca etse, diğeri altındaki ateşi körükleyecek.

Böyle bir durumda, adım adım, parti zirvelerini bir yana bırakalım, tabanda halkın „sözü“ güç kazanmaya başlayacak. Demokrasinin önündeki „duvar“ yıkıldıktan sonra, elbette halk „dört şeritli asfaltta“ ralli yapmayacak. Beline kadar çamura girecek. Ve başlayacak bu defa balçıkla boğuşmaya. Düşe kalka çamurdan çıkmaya çalışacak. Çıktıkça onun iradesi güç kazanacak. Sandıkta buluşan Türk, Kürt, Çerkes, Pomak, Arap, Ermeni, Süryani, Êzîdî, Sünni, Alevi, Hanefi, Şa’fi oyları, Türkiye’yi ortak vatan yapacak, savaş  sona erecek, Kürt sorunu çözülecek. Hepsi hemencecik olmayacak, ama tepede ne olursa olsun, duvar yıkılıp da çamura giren halkın çamurdan çıkmasıyla başarılacak. Duvarı yıkmak zor, çamurla baş etmek daha kolay olacak.

Ekonomik kriz Allah’ın emri artık. Ama Allah’ın emri olmayan „krizin yükünün kimin sırtına yükleneceği.“ Halk kendi iradesiyle bunu yüklenmez. İradesi güçlendikçe krizin yükü para babalarının sırtına yüklenecek. IMF ne derse desin. „Borçlar ödenmeyecek.“ Bir imecedir başlayacak. Halk ve doğa için sanayi ayağa kalkacak.

Halkın gözü açılacak: Birden bire HDP’nin dış politika programı ufkunda ışık gibi parlayacak. Bütün Kürdistan parçaları Kuzey’le kucaklaşacak. Biz de su, diğerlerinde petrol; hepsinde emek. Onlar bizden, biz onlardan mal alıp satacağız. Bütün komşularımızla barış olunca, Türkiye güvenli bir ekonomiye kavuşacak. Halk çıkarına dış yatırımlara kapı açılacak. „Ne saldıran, ne saldırılan“ olunca Silahlanma ve savaş masrafları sıfıra inecek, paralar halk refahına harcanacak. Barış ekmek demektir.

Küresel bir bakacak ki, bu başka bir Türkiye, bu başkan başka bir Başkan, bu Meclis başka bir Meclis. Ve daha da önemlisi, bu seçmen başka bir seçmen. Bu halk tanımadıkları bir başka halk. Ne yapacak? Türkiye’yi insanlık ailesinin şerefli, eşit haklı bir üyesi olarak kabul etmek zorunda kalacak.

İşte o zaman, biz Ortak Vatan’da, AB’nin yanına yanaşamayacağı Ortadoğu Konfederal Ortak Evi’ne doğru, toprağı bütün, sınırları dokunulmaz, bütün kimliklerden oluşan Demokratik Ulusu bölünmez, yerel, özerk bölgelerin toplamından oluşan Demokratik Cumhuriyet’e doğru yürüyeceğiz.

İsteyen Avrupa Birliği’ne doğru, isteyen İslam Ortak Pazarına doğru yürüsün, isteyen durduğu yerde dursun. İsteyen „sosyalizme“, istemeyen „reformcu kapitalizme“ yönelsin.

Yeter ki, artık halkın dediği olsun.

İşte Erdoğan gelirse olacaklar bunlar ve Millet İttifakı ile HDP gelirse olacaklar bunlar.

Neyi seçeceğinizi artık siz bilirsiniz. Benden bu kadar.

Yazarın diğer yazıları