Kürt Sinemasına Kürt film festivalleri izleğinden bir bakış

 Doğu Kürdistan, denilebilir ki Kürt sinemasının bel kemiğini oluşturan, Kürt sinemasına öncülük eden parçadır. Bu parçadaki entellektüel potansiyel ve sanata eğilim, sanatın diğer alanlarında olduğu gibi sinemada da hem nitelik hem de nicelik anlamda önemli gelişmelere öncülük etmiştir.

İlham BAKIR

Lumiere Kardeşler, büyük yankı uyandıran halka açık ilk film gösterimini gerçekleştirdiklerinde yıl 1895’tir. Çok geçmeden kitleler üzerindeki büyük etkisi fark edilen sinema, o günden bugüne hemen hemen dünyadaki tüm devlet ve iktidarlar tarafından etkin bir propaganda, ajitasyon, manipülasyon aracı olarak kullanılagelmiştir. Sinema sanatı Sovyetler Birliği’nde devrimi büyütmenin, halka, kitlelere devrimi anlatıp yaymanın etkin bir aracı olarak kullanılırken, Nazi Almanyası da Nazizm propagandası yapmak maksadıyla devlet eliyle çok sayıda film ürettirmiş ve büyük salonlarda halka gösterimini sağlamıştır. Sinema filminin giderek büyük bir ticari metaya dönüşmesi ve kültür endüstrisinin en önemli bileşeni haline gelmesi ise Hollywood sinemasının gelişmesi ile gerçekleşmiştir. Hollywood sineması ile rekabet gücü olan Avrupa sineması ise İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı yıkım nedeniyle bu alandaki etkisini Hollywood sinemasına terk etmiştir. Savaş sonrasında hızla toparlansa da, büyük bir sinema endüstrisine, büyük festivallere sahip olsa da Avrupa sineması, film ticareti konusunda günümüz de dahil olmak üzere hep Hollywood sinemasının gerisindedir.

Dünyada ilk film festivali, 1932’de İtalya’nın Venedik kentinde gerçekleştirilmiştir. ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve Rusya’dan çok sayıda sinemacı bu festivale katılır. Venedik’e turist akımını sağlamak için yapılan bu festival, belki de bugünkü festivallerin de hangi motivasyonla yapıldığını anlamak için önemli olacaktır. Burada henüz sinemanın kendisi bir meta değil, turist çekmek yoluyla meta satışını arttırmanın bir yoludur. Çok geçmeden festival yapmanın sinema endüstrisinin gelişimine yaptığı katkı keşfedilmiş ve başta Avrupa ABD olmak üzere dünyanın bütün ülkelerinde film festivalleri yapılmaya başlanmıştır. Bu festivaller arasında Cannes, Berlin, Venedik, Locarno, Sundance, Toronto, San Sebastian gibi öne çıkan film festivalleri dünya sinema endüstrisine yön veren önemli festivallerdir.

Bu saydığım festivallerden, bağımsız film festivali olarak çıkmış olanların birkaçı ve bunun dışında bağımsız film festivali olarak gelişen film festivallerinin pek çoğunun zaman içerisinde sinema endüstrisine eklemlendiğini görüyoruz. Elbette bunun temel nedeni olan onları bağımsız film festivali yapan niteliklerinden uzaklaşarak ana akım festivallere benzeşmeleridir.

Rekabet değil, dayanışma…

Bağımsız film festivalleri basit bir gerekçeyle ortaya çıkmıştır: Ana akım film festivallerinin aksine rekabeti değil dayanışmayı, yarışmayı değil paylaşmayı esas almalarıdır. Fakat bağımsız film festivalleri kurumsallaştıkça ve markalaştıkça ana akım festivallerin ufak tefek bir takım farklılıklarla bir benzerine dönüşüyorlar. Ana akım film festivalleri de ona öykünen bağımsız film festivalleri de çoğunlukla ana akım mecrada üretilmiş filmleri bu festivallere dahil edip ödüllendiriyorlar. Küçük bütçelerle kotarılmış, güzel ve özgün bir hikayesi ve sinematografisi olan pek çok film bu festivallere uğrayamıyor bile çoğu zaman. Ve pek tabiidir ki bu festivallerde oluşan standartlar, bir sonraki sene için tüm yönetmenlere birbirine benzer filmler için sipariş vermiş oluyor aslında. Ana akım festivallerin yarattığı en büyük tahribat özgün hikayeyi ortadan kaldırmasıdır. Özgün film ve özgün sinematografi için dünyanın pek çok ülkesindeki küçük mütevazi festivallere uğramak gerekiyor. Dayanışmayı, ortaklaşmayı ve paylaşmayı esas alan bu festivaller pek çok özgün hikayeyi misafir ediyorlar. Sinemanın bir sanat olarak devamı da bu festivaller ve ürettikleri filmleri bu festivallerde gösteren sinemacılar sayesinde mümkün olacaktır.

Türkiye’de İstanbul, Adana ve Antalya, Ankara film festivalleri Türkiye’nin en eski ve kurumsallaşmış festivalleridir. Dünyadaki ana akım film festivallerinin birer kötü kopyasıdırlar aslında. Tamamen ana akım film festivallerinin yarıştıran, rekabet ettiren ve film üretenleri ana mecraya, merkeze çekmeye çalışan bir konsepte sahiptirler. Kentin, hangi partinin belediye başkanı tarafından yönetildiğine göre festivalin bir takım özellikleri değişse de esas itibari ile ana akım film festivali yörüngesinde iş görmektedirler. Özellikle 2008 yılına kadar daha ziyade ulusal sinema endüstrisini geliştirme odaklı ilerleyen bu festivaller bu yıldan itibaren uluslararasılaşma perspektifi dahilinde festival organizasyonlarını yerel organizatörlerden alarak uluslar arası organizasyonculuğa açması, festivallerde yüksek miktarda ödüllerin dağıtılması, bu ödüller etrafında güdümlü jüriler eliyle ödüllerin yandaşlara dağıtılması bu festivalleri büsbütün itibar kaybına uğratmış ve niteliğini ve az da olsa sahip olduğu özgünlüğü bitirmiştir.

Documentarist ve Filmamed

Sinemanın ticareti konusunda iktidar ile çıkarlarını büsbütün ortaklaştıran bu festivaller, iktidarı eleştiren, iktidarın istemediği konuları işleyen filmlere dolaylı ve direkt sansürler uygulamaya başladılar. Bu iki konu Gezi ayaklanması ve Kürt sorunu idi. Sansür yoluyla da istenmeyen filmlerle baş edemeyeceğini gören festival yöneticileri önce en baş ağrıtıcı bölüm olan belgesel filmleri festivallerden çıkardılar, daha sonra ulusal yarışmayı tamamen festivalden çıkararak problem yaratması mümkün tüm filmleri festivale katılmaktan alıkoymuş oldular. İstanbul’da Documentarist belgesel film festivali ile Amed’deki Filmamed film festivalleri bağımsız karakterlerini koruyarak filmleri halkla buluşturmaya devam eden iki film festivali. Tüm dünyada ve Türkiye’de iktidarın hoşlanmadığı ne kadar konuyu işleyen film varsa bu festivalde sansürsüz seyirci ile buluşabilme olanağına sahiptir. Bu iki festivalin devamlılığının sağlanması özgün, özgür, sinemasal güzel hikayeleri izleyebilmek için oldukça önemli.

’90’lı yıllar, özellikle Kürdistan’ın kuzeyinde gelişen Kürt özgürlük mücadelesi ile birlikte Kürt sinemasının da doğmaya ve gelişmeye başladığı yıllardır. (Yılmaz Güney sinemasını bunun dışında tutmak gerekirse). Bir aydınlama hareketi olarak Kürt Özgürlük Hareketi bu alanda da önemli bir potansiyel ve imkan yaratmıştır. O yıllardan bu yıla kadar hatırı sayılır derecede film üretilmiş, özellikle belgesel sinema üretiminde önemli bir gelişme sağlanmıştır.

Kürdistan’ın güneyinde de doksanlı yıllardan başlayarak gelişen koşullar Kürtlerin Irak anayasası içerisinde kavuştukları anayasal statü ve devletleşme Kürt kültürünün ve beraberinde Kürt sinemasının gelişimi için önemli imkanlar yaratılmıştır. Devlet desteği ile onlarca film çekilmiş ve pek çok genç sinemacı yetişmiştir. Ancak ideolojik, paradigmal entelektüel karekterinin zayıf olması nedeniyle tüm olanaklara rağmen bu yarı devlet yapısının güçlü bir sinema estetiği ortaya çıkarması mümkün olmamıştır.

Kürt sinemasının bel kemiği

Hatırı sayılır filmler üreten Güney Kürdistanlı sinemacıların önemli bir bölümü Avrupa diasporasında yaşamakta olan ve buralarda sinema eğitimi almış Kürtlerden oluşmaktadır. Batı Kürdistan, sinema alanında gelişmenin en zayıf olduğu parçadır. Ancak 2014’den itibaren özerk alanların gelişmesi ile birlikte sinema eğitimi ve sinema üretimi konusunda bir perspektif oluşturulmuş ve bu bağlamda önemli bir potansiyel oluşturulmaya başlanmıştır. Doğu Kürdistan, denilebilir ki Kürt sinemasının bel kemiğini oluşturan, Kürt sinemasına öncülük eden parçadır. Bu parçadaki entellektüel potansiyel ve sanata eğilim sanatın diğer alanlarında olduğu gibi sinemada da hem nitelik hem de nicelik anlamda önemli gelişmelere öncülük etmiştir. Elbette ki İran sinemasının gelişkinlik ve yetkinliğinin de İranlı sinemacılarla temas halinde olan Kürt sinemacılar üzerinde önemli etkisi olmuştur.

Gelişmeye, ürünler vermeye başlayan Kürt sineması, kendisini ifade edeceği mecralar aramaya başladı. Fakat özellikle Kuzey’de Kürt Filmleri devletin sansür ve baskısı nedeniyle çok da ifade edebilecekleri bir alan bulma şansına sahip değillerdi. Festivaller Kürt filmlerini kabul etmiyorlar, yine Kürt filmlerinin gösterileceği sinema salonları bulmak pek mümkün olmuyordu. Kuzey Kürdistan’da yerel yönetimlerin kazanılması ile birlikte bu anlamda önemli olanaklar yakalandı. Belediyelerin kazanıldığı bütün Kürt kentlerinde yapılan Kültür sanat festivallerinde sinema filmlerine de yer ayrılıyor, dört parça Kürdistan’dan ve Avrupa’dan filmler, Kürt yönetmenleri bu kentlere geliyor, Kürt sinemacılar arasında yakınlaşmalar ve işbirlikleri gelişiyordu.

Festival ve film günleri

İlk olarak Batman’da belediyenin desteği ile İstanbul’daki Mezopotamya Sinema Kolektifi tarafından Yılmaz Güney Kürt Kısa film festivali düzenlendi. Ardından 2011 yılında Amed’de Filmamed Belgesel Film festivali düzenlenmeye başlandı. Peşi sıra Amed, Van ve Mardin’de film festivalleri, film günleri yapıldı. Yaklaşık aynı dönemlerde Avrupa’nın çeşitli kentlerinde ve Güney Kürdistan’da Duhok, Hewlêr ve Süleymaniye’de film festivalleri yapılmaya başlandı. Kuzey Kürdistan’da 2016 yılında belediyeler kayyım atanması ile birlikte festivaller aksamaya, kimileri yapılmamaya başlandı. Filmamed Belgesel Film Festivali iki yıl ara vermesine rağmen belediye desteği olmadan varlığını sürdürdü ve 2019 yılında 7’incisi gerçekleşti.

Güney Kürdistan’da da festivaller bir istikrar kazanamazken Duhok Film Festivali bazı yıllar aksamasına rağmen gelenekselleşerek 2019 yılına varlığını taşıdı. Avrupa’daki film festivalleri arasında da Londra Kürt Filmleri Festivali ile Berlin Kürt Filmleri Festivali kurumsallaşarak varlıklarını sürdürmeye ve Kürt sineması için önemli bir mecra olmaya devam ediyorlar. Yine Kürt filmleri özellikle de belgesel filmler ve kısa filmler dünyada pek çok festivalde gösterilme şansı buluyor, Kürt sinemasının tanınırlığı artıyor. Özellikle DAİŞ’e karşı Kürdistanlı kadınların kazandığı zafer, Kürtleri ve Kürt kadın savaşçıları dünya sinemasının gündemine soktu, bu konularda filmler yapılmaya ve önemli festivallerde gösterilmeye başlandı.

Merkeze çekilen her şey..!

Bütün bu festival süreçleri hiç şüphesiz ki işgal altındaki bir coğrafyanın halkının sineması için oldukça önemli imkanlar ortaya çıkarmış, bu sinemanın gelişmesine katkı sunmuştur. Bu festivaller gelişimi ve yapılış biçimiyle bir bağımsız film festivalinin pek çok özelliğini taşımakta, pek çok özgün hikaye ve sinematografiye ev sahipliği yapmaktadırlar. Duhok Film Festivali’ni bunun dışında tutmak gerekiyor. Bu festival aldığı devlet desteği, yapılışı, dağıttığı ödüller, festivalin organize ediliş biçimi, ödül töreni gibi özellikleriyle bir ana akım festivalin tüm özelliklerini taşımaktadır. Bu özellikleri itibariyle de Duhok Film Festivali Kürt sinemacılar arasında en çok rağbet edilen festival konumundadır. Bu da bize şunu işaret ediyor ki Kürt sinemacılar da ana akım mecralarda film yapmanın ve film göstermenin büyüsü altına girmiş bulunuyorlar. Bunun Kürt sinemasının özgün hikaye ve sinematografi üzerinde çok olumsuz etkilerinin olması kaçınılmazdır.

Merkeze çekilen her şeyin, merkeze benzemesi ve tektipleşmesi diyalektik bir süreç olarak işliyor. Festivallerin bütün desteğinin güney Kürdistan’da olduğu gibi devlet, Kuzey’de ise belediyeler eliyle sağlanması bu festivallerin özerkliği ve özgünlüğü üzerinde olumsuz etkilere sahip bir başka etken. Festivallerin özerkliği, özgün kalmalarının en büyük teminatıdır. Büsbütün böyle olmasa bile Kürt sinemacıların ortaklaşarak ve dayanışarak üretmelerini sağlayacak mekanizmalar yaratmaması, Kürt sinemasının temel üretme sorunları, sinematografisi ve estetik sorunları üzerinde bir entelektüel tartışma ve akademileşmeyi ortaya çıkarmaması, bu festivalleri Kürt sinemasının gelişimine önemli bir katkı sunmaktan uzak tutmuştur. Bu durum, üretilen filmler üzerinde de olumsuz etkiler yaratmış, filmlerin özellikle İstanbul ve Avrupa merkezli beğenilerin ölçü alınarak üretilmesinin yolunu açmıştır. Gelinen aşama itibariyle tüm festivallere dair yeni tartışmaların yapılması, eleştirilerin ve önerilerin geliştirilmesi, bağımsız, özgün ve istikrarı olan festivaller inşa edilmesi açısından hayati öneme sahiptir.

Yazarın diğer yazıları

    None Found