Kürtçeye sahip çıkın!

İşgalci devlet bazı hain Kürtlerle Kürt toplumunda eroin, fuhuş, hırsızlık ve bütün ahlaksızlıkları geliştiriyor. Bu şekilde Kürt halkını insanlıktan, ulusallıktan ve özgürlük mücadelesinden uzaklaştırmak istiyorlar ki iktidarını sürdürsün. O yüzden her aileden ricam odur ki çocuklarına, ailelerine, komşularına ve insanlarına sahip çıksınlar. Düşmanın hizmetine girmelerine izin vermeyin. Halkımız diline sahip çıkmalı, Kürtçe eğitimi her yerde geliştirmeli, herkes Kürtçe konuşmalı. Özellikle Kürtçeyi çocuklara öğretmek gerekiyor.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, Kürtlerin birliğini güçlendirmesi istedi ve ekledi: ‘’Halkımız ajanlardan, ihbarcılardan kendilerini korumalıdır. Onları içinde yaşatmamamlı. Halk arasında fuhuş, kötülük, hırsızlık, ajanlık geliştirenleri içinde barındırmamalı. Birlikte inanın, birliğinizi güçlendirin, birlikte yaşayın ve mücadele edin. Buna gelmeyeni aranızdan çıkarın, yaşatmayın aranızda.’’

Dengê Welat Radyosu’nda konuşan Bayık, halka yaptığı çağrıda, Kürtçe diline sahip çıkmasını, Kürtçe eğitimi her yerde geliştirmesini, herkesin Kürtçe konuşması gerektiğini belirtti.

Gerilla ”Ulusal kurtuluş savaşı” ile mücadelesine başladı. Bugün projesini yeniledi ve ”modern gerilla” olarak tartışılıyor. ”Modern gerilla” nasıldır ve görevi nedir?

PKK kurulduğu zaman bir paradigma üzerine kuruldu. Reel sosyalizm paradigması vardı. Demokrasi, özgürlük, sosyalizm için mücadele edenler bu paradigmayı esas alıyordu. PKK de bu paradigmayı esas aldı. Bu paradigmada devlet, iktidar ve onun için savaşmak vardı. PKK de bir süreye kadar bu paradigma ile mücadele etti, bir çok değişim ve gelişim gösterdi, sonuç aldı. Fakat daha başlangıcında Rêber Apo bu paradigmaya ihtiyatlı yaklaştı. ”Biz bilimsel sosyalizmi esas alıyoruz” dedi. Araştırma yaptıkça, pratiği geliştirdi. Gördü ki bu paradigma ne kadar gelişse gelişsin önüne koyduğu amaca ulaşamayacağını gördü. Bazı açılardan ters düşüyor ve zarar veriyor.

Bunu gördü Önderlik. Bunun için nasıl bir çözüm olacağını araştırmaya başladı. Bu arayış sırasında yeni bir paradigma geliştirdi. Reel sosyalizm Sovyetler’de çökmüştü. Bu da Önderliğin yeni paradigmayı geliştirmesine hizmet etti. Reel sosyalizm çökmeden önce Önderlik yeni bir paradigma geliştiriyordu. Pratik yaptıkça da geliştirdi. Sovyetlerin yıkılışından sonra da tamamen geliştirdiği paradigmayı esas aldı. Reel sosyalizm ile alakasını kesti. Hareketi yeni paradigma üzerinden geliştirmek istedi. İnsanlar bir paradigma ile yıllarca mücadele yürütüyorsa, daha sonra bu paradigmayı değiştirmesi rahat olmuyor.

Tarihte de yeni bir paradigmaya geçildiğinde doğru ve yanlış yaklaşımlar olabiliyor. PKK’de de bu oldu. Kapitalist modernite sisteminde yer alan ve onlarla ittifak yapan Kürtler, bunun önünü almak istediler. Yani hareketin yeni paradigma üzerinden kendini inşa etmesini engellemek istediler. Çünkü yeni paradigmanın kurulması onlar için büyük bir tehlike oluşturuyordu. Baktılar paradigmada değişiklik oluyor, harekette doğru ve yanlış yaklaşımlar sergileniyor, hareketi tasfiye etmek isteyenler paradigmaya doğru yaklaşanlar üzerine hesaplarını geliştirdiler. Tasfiyecileri egemen kılmak istediler ki PKK’yi tasfiye edebilsinler. PKK’de bilinen kişilikler buna hizmet ettiler. Az kalsın Önderliğe bağlılık adı altında hareketi ortadan kaldırıp, herkesi kandıracaklardı. Fakat hareket bu tehlikeyi atlattı. Eski paradigmayı bırakıp, yeni paradigmayı esas aldı. Yeni paradigmaya geçişti bazı eksiklikler de yaşandı.

Gerillanın yeni paradigma üzerinden kendinde bir değişim yaratması gerekiyordu. Bunun için gerilla biraz geç kaldı. Bazı eksiklik ve yanlışlıklar yaşandı. Düşman da bundan faydalandı ve gerillaya darbe vurdu. Gerilla ve tamamında hareketin rolünü oynamasını istemedi. Eğer kayıplar yaşandıysa ve hala yaşanıyorsa sebebi budur. Dolayısıyla işgalcilerin kapitalist modernite sistemi, onlarla hareket edenler, PKK ve Kürtler arasında bu hainleri de egemen kılmak istediler. Ki PKK o değişimi kendinde yaratmasın, o atılımı geliştirmesin. Bu şekilde hareketi kendi için meşgul etmek istediler. Halk arasında hareketi zayıflatmak istediler. Bu yüzden Önderliğin harekete sunduğu bu değişimi bir an önce gerçekleştirmesi gerekiyordu. Eğer hızlı bir şekilde geliştirseydi tasfiyecilerin yaptığı tahribatlar bu kadar büyük olmayacaktı. Etkileri de bu kadar uzun sürmeyecekti.

Her ne kadar gerilla hareketi Önderliğin mücadelesi ile tasfiyecileri bertaraf ettiyse de onların harekette yaydığı fikirleri tam olarak ortadan kaldıramadı. O yüzden yeni paradigmaya geçiş öyle rahat ve çabuk olmadı. Bu bize büyük zararlar da verdi, hala da veriyor. Belki ilk yıllardaki gibi değil ama hala zararları var. Şimdi gerilla bu esas üzerinden tasfiyecilerin gerillaya yerleştirdiği düşünceleri ve yaklaşımları tamamen ortadan kaldırmak istiyor. Yine gerilla yeni paradigma üzerinden kendini geliştirmek istiyor. O yüzden devlet ve iktidar için savaşmayı esas almıyor. Tamamen kadın özgürlüğünü, ekolojik özgürlüğü, toplumu, demokrasiyi geliştirmeyi esas alıyor. Demokratik konfederalizm, demokratik özerklik ve öz savunmayı esas alıyor. Hareket öncülüğünde değişimi esas alıyor. Eski paradigmada işçi ve köylüler öncüydü, yeni paradigmaya göre kadın ve gençleri esas alıyor.

Gerillanın amaçları arasında yaşam, toplum ve özgür bir kişilik olduğu için ve bunu da kadının özgürlüğünde, demokratik toplumda gördüğü için mücadele ediyor. Gerilla şu an demokratik moderniteyi kendine esas alıyor. Eski gerilladan farklı olarak kendini bu esaslar üzerinden yaratıyor. Artık eski paradigma ile gerillacılık kalmadı. Eğer eski paradigmaya göre gerillacılık yaparsa darbe yer, tasfiye olur. Yeni paradigma üzerinden kendini geliştirirse o zaman gerilla savaşını yürütebilir. Kürt halkı ve ezilen halklar için özgürlük gücü olabilir. Nasıl ki Sovyetlerin yıkılmasının ardından kapitalist moderniye sistemi, ”artık sosyalizm öldü, sonuna kadar kapitalizm olacak” dedi ve sosyalizme karşı ideolojik bir savaşı geliştirdi, sosyalizmi kıymetsizleştirmek istedi, şimdi de gerillayı özgürlük gücü olmaktan çıkarmak istiyor. O yüzden tekniği geliştirdiler, nerede gerilla varsa tekniğini oraya veriyor. O teknikle gerillaya darbe vurmak istiyorlar. Gerilla ezilen halkların özgürlük gücü olmasın ki sistemlerini yaşatabilsinler diye bu tekniği Türkiye’ye verdiler.

Bu yoğun tekniğe karşı gerillanın mücadelesi nasıl olacak?

Türkiye o tekniği güçlü bir şekilde kullanıyor. Keşif uçakları, termal, bombardıman uçakları bütün savaşı bu şekilde yürütüyor. Gerillanın yeni paradigmaya göre kendisini geliştirmesini istemiyor. Bu şekilde gerillanın Kürt halkı için özgürlük gücü olmasın istiyor. Ki bu şekilde Kürtlerin umudunu ve iradesini ortadan kaldırmak istiyor, Kürdistan’ı tamamen egemenliği altına almak ve mülkü yapmak istiyor. Kürdistan ve Kürt adına ne varsa ortadan kaldırmak istiyor. Hatta gerillayı tamamen ortadan kaldırmak istiyor ama bunu yapamıyor. Ortadan kaldırmak için de bu tekniği kullanıyor. Bu teknik kapitalist modernite sistemi ve NATO’nun verdiği tekniktir. ”Tekniğimiz yerli ve millidir” diyorlar. Bunlar yalan ve boş konuşmalardır. Sistem Türkiye’ye vermiş onlar da kullanıyor. Türkiye sistem adına gerillayı ortadan kaldırmak istiyor.

Bu yüzden Erdoğan-Bahçeli’nin Kürtlere yönelik vahşetine karşı kimse ses çıkarmıyor. Bu yüzden gerilla çok zor şartlar altında mücadele ediyor, kahramanlık yapıyor, büyük bedeller de ödüyor. Bazıları hala düşmanın tekniğine karşı kendini örgütlemediği ve disipline edemediği için bedel ödüyor. O yüzden biran önce düşmanın tekniğine göre kendini yenilemeli. Yani yerleşmede, hareket etmede, yürümede, hedefe gitmekte ve hedeften sonra geri dönmede artık eskisi gibi yapmamalı. Kendisinde disiplin etmede geliştirmeli. Hareket stilini genişletmeli. Kendini düşmanın ve adamlarının tekniğinin kontrolü altına koymamalı. Eylemlerini uzatmamalı, çabuk yapmalı, netice almalı ve eskisi gibi çoklu bir şekilde hareket etmemelidir. Yine kamuflaj konusunda çok dikkatli olmalı ki düşman keşif, termal ve dürbün ile gerillanın yerini tespit edememeli.

Ayrıca daha önce çok kullandığı, düşmanın da bildiği ve kontrol mıntıkası oluşturduğu noktaları gerillalar fazla kullanmamalı, arazide fazla nokta kullanmalı, kendini diğer noktalara mahkum etmemelidir. Darbe yiyeceğini gördüğü dağlarda durmamalı. Çalışamadığı dağlarda ısrar etmemeli. Nasıl darbe yememeli, düşmana nerede daha fazla darbe vurmalı bunları esas almalıdır. Düşmanın çok sağlam yaptığı yerlere gitmemeli. Çünkü giderse sonuç alamaz ve darbe yer. Gerilla tekniğini iyi çalıştırmalı. Sabotaj, pusu, saldırı, rahat ulaşacağı hedefleri ve sonuç alıcı eylemleri esas almalı. Düşmanın büyük tedbir aldığı yerleri hedef kendine yapmamalı. Düşmana daha çok arazide, hareket halinde ve pusuda darbe vurmalı. Yani gerillanın klasik kuralları vardır, düşmanın kullandığı tekniğe göre, istihbarata göre, yeni taktiklere ilişkin derinleşmeli ve yenilenmeli. O zaman gerilla fazla darbe yemez. Halkın umutlarını da gerçekleştirebilir, düşmana ağır darbe de vurabilir.

15 Ağustos çizgisine göre bugün halka ne tür görevler düşüyor?

Hareket ve halk olarak büyük bir savaşın içerisindeyiz. Hareketimizi ve halkımızı tasfiye ve imha etmek istiyorlar. 3. dünya savaşında uluslararası komployu yenilemek istiyorlar. Komplonun ayaklarında yer alanlardan bazıları Kürttü. Şimdi de yine bu ayaklar üzerinden komployu geliştirmek istiyorlar. Eğer Kürt ayağı olmasaydı komployu hiçbir zaman geliştiremezlerdi, bu mümkün değildi. Komploculara bağlı bazı Kürtler üzerinden komployu geliştirmek istiyorlar. Halkımızın bunu çok iyi bilmesi lazım. PKK’ye darbe vurmak ve tasfiye etmek istiyorlar. Sadece Bakûr’da değil tüm parçalarda halkımızı ortadan kaldırmak istiyorlar.

Erdoğan ve Bahçeli’nin yürüttüğü siyaset tamamen Kürtleri katliamdan geçirme siyasetidir. Ortadoğu’da yaşanan savaşta bunu yapacaklarını hesap ediyorlar. Devletlerini de bu şekilde büyütmek istiyorlar. Bu yüzden Kürtler bunu iyi bilmeli ağacın kurdu ağaçtan olmasa, ağaç düşmezdi. (Kûrmê darê ne ji darê be, dar nakeve). Kürtlerin aralarını sağlam tutması lazım. Kendilerini kurtlardan, yani ajanlardan, ihbarcılardan korumalıdır. Onları içinde yaşatmamamlı. Halk arasında fuhuş, kötülük, hırsızlık, ajanlık geliştirenleri içinde barındırmamalı.

İşgalci devlet bazı hain Kürtlerle Kürt toplumunda eroin, fuhuş, hırsızlık ve bütün ahlaksızlıkları geliştiriyor. Bu şekilde Kürt halkını insanlıktan, ulusallıktan ve özgürlük mücadelesinden uzaklaştırmak istiyorlar ki iktidarını sürdürsün. O yüzden her aileden ricam odur ki çocuklarına, ailelerine, komşularına ve insanlarına sahip çıksınlar. Düşmanın hizmetine girmelerine izin vermeyin. Ajanlığı, ihbarcılığı, ahlaksızlığı, fuhuşu, hırsızlığı kendilerine yaklaştırmasınlar. Ki toplum sağlam kalsın, bu esaslar üzerinden kendisi için mücadele etsin ve sonuç alsın.

Bugün Erdoğan-Bahçeli’nin faşist işgalci devleti çok zayıf bir duruma düşmüş. Mücadelemiz sayesinde zayıf düştü. Bu yüzden hırçınlaşmış durumda. Bundan dolayı katliam, tutuklama ve hakaretlerini arttırıyor. Eğer Kürtler arasında çürümeyi geliştirmesini engellersek, kendimize iyi sahip çıkarsak, birliğimizi sağlarsak, ulusal birliğimizi geliştirirsek, her açıdan işgalcilere karşı durursak, her insanımız nerede olursa ulusal görevini yerine getirirse, işgali kabul etmez. Polis-asker savunma gücü değil, Kürtleri yok etme gücüdür. Devletin bütün kurumları Kürtleri yok etmeyi esas alıyor.

Kürtlerin buna karşı birbirlerine sahip çıkması lazım. Hareketine ve değerlerine sahip çıkmalı, birliğini güçlendirmelidir. Önderliğini güçlü bir şekilde sahiplenmeli. Faşizme karşı durun. Türkiye’deki demokrasi mücadelesini güçlendirin, demokrasi güçleri ile birlikte demokrasi cephesini güçlendirin. Kürtçe diline sahip çık, Kürtçe eğitimi her yerde geliştir, herkesin Kürtçe konuşması lazım. Kürtçe dilini herkese, çocuklarına, insanlarına öğretmesi gerekiyor. Adaletsizliğe karşı dur. Türkiye’de hukuk ayaklar altında. Adaletsizlik gelişmiş durumda. Bunu herkes dile getiriyor. Bunun için adalet hareketi örgütlemeli ve geliştirilmelidir.

Demokrasi herkesten fazla Kürtlere hizmet ediyor. Bunu bildikleri için de demokrasiyi ortadan kaldırmak istiyorlar. Faşizm ve katliamda ısrar ediyorlar. Kürtler de buna karşı demokrasi, özgürlük, adalet hareketlerini geliştirmede ısrar etmelidir. Bu Kürtlere büyük kazandıracaktır. Şuan zindanda arkadaşlara ve yurtsever insanlarımıza dönük büyük zulüm ve hakaretler gelişiyor. Özellikle direniş geliştikten sonra bunları yaptılar. Zindanların bunu kabul etmemesi lazım. Nasıl ki tecride karşı kahramanca durdular, devleti geri adım atmaya mecbur ettiler, yine işgalciliğe ve zulme karşı da durmalılar. Onların karşısında boyun eğmemeliler. Onlar ne kadar işkence, zulüm, hakaret, şantaj ve tehdit etseler de hatta insanlık ve ahlak dışı şeyler yapsalar da korkmayın, geri adım atmayın. Zindanlarda Mazlumlarla başlayan ve bugüne kadar devam kahramanlıklar daha yüksek bir aşamaya gelmelidir.

Gerilla büyük kahramanlıklar sergiliyor, büyük bedeller ödüyor. Eksik ve yanlışlıklarını biran önce ortadan kaldırması lazım. Mücadelesini daha da büyütmeli. Halkımız nerede olursa olsun hain Kürtleri içinde barındırmamalı. Bırakmamalılar düşman aralarında kötülük yapsın. Kendilerine her açıdan sahip çıkmalılar ve her şekilde işgale karşı durmalılar. Kendilerini örgütlemeliler, gücü odur. Eğer kendini örgütlemezse, düşman bundan faydalanır ve darbe vurur. Düşman şuan halkın arasına güvensizliği yerleştirmiş ve geliştirmiş. Öyle yapıyorlar ki kimse kimseye inanmasın. Ki kimse kimseye ulaşmasın, güçlü olmasınlar ve onlara karşı durmasınlar. Bu yüzden kimse düşmanın oyununa gelmesin.

Birlikte inanın, birliğinizi güçlendirin, birlikte yaşayın ve mücadele edin. Buna gelmeyeni aranızdan çıkarın, yaşatmayın aranızda. Köyde, mahallede ve şehirlerinizde bunları yaşatmayın. O zaman düşman rahat bir şekilde aranıza giremez, öldürme ve tutuklamaları yapamaz. Halkımızdan isteğim şudur, kimseyi beklemeyin. Demeyin ”Birileri bize sahip çıksın, birileri bizi kurtarsın ve özgürleştirsin.” Özgürlüğünüz sizin elinizde. Bu da örgütlenme ile olur. Kendinizi ne kadar örgütlerseniz, ne kadar faşizme karşı durursanız, ne kadar mücadelenizi geliştirirseniz, özgürlüğünüzü o kadar çabuk elde edersiniz.

Kimse size özgürlük vermez, hele hele Türk hiç vermez. AKP-MHP hiç vermez. Onlara güven olmaz. İstanbul seçimlerinde de bu görüldü. Eğer biraz vicdanları olsaydı, demokrasiye biraz inansaydılar istifa ederdiler. Çünkü kaybettiler. Dünyada herkes istifa ediyor. Ama onlar onu yapmıyor, daha çok savaş, tutuklama, zulüm, ölüm ve hakaret geliştiriyorlar. Bütün konuşmaları kandırma üzerine. Kimse laflarına inanmasın. Onlardan nasıl kurtulur onu esas almalılar. Bu da mücadele ile olur. Mücadelesiz insanlar kurtulamaz. Bu yüzden hem halkımız, hem de Türkiye’nin demokratları ilişkisini güçlendirmeli, faşizme karşı durmalıdır. O zaman daha çabuk yenilecektirler, bedellerimiz daha az olacaktır. Kürt ve Türkiye halkının kazanımı büyük olacaktır. Ortadoğu halklarının da büyük kazanımları olacak. Bu esaslar üzerinden bir kez daha Rêber Apo’nun, zindandaki arkadaşların, bütün halkımızın bayramını kutluyorum. Selam ve hürmetlerimiz sunuyorum, başarılar diliyorum. Başarı dışında bizim başka seçeneğimiz yoktur.

 BEHDİNAN-ANF

Yazarın diğer yazıları

    None Found