Kürtler ayrı, teröristler ayrıymış! – Rohat BARAN

Faşist diktatör Tayyip Erdoğan sonunda Amerika’ya gidip döndü. Basına yansıdığı ve önemli bir etkinliğe sahip senatörlerin açıklamalarından anlaşıldığı kadarıyla fiyaskoyla sonuçlanmış bir ziyaret. S-400’lerin aktifleştirilmesi, Türkiye’nin F-35 programına dahil edilmesi, Amerika Birleşik Devletleri’nin YPG ile kurmuş olduğu ilişkilerin sonlandırılması, Güvenli bölgenin Türkiye’nin denetiminde oluşturulması, Fethullahçıların teslim edilmesi gibi konularda istediklerinin hiçbirini alamamış gibi. Hatta Türk devletinin S-400’leri aktifleştirmesi ve bölgedeki ABD’nin çıkarlarına ters düşen agresif ve refleksif tutumları devam etmesi halinde ABD ile ilişkilerinin tümden kopacağının ve dondurulmuş yaptırım kararlarının yürürlüğe konacağı bile kendisine söylendiği belirtilmektedir.

Tabii yine de esas olarak önümüzdeki günlerde Türk devletinin ne yapacağına ve buna karşı ABD’nin olası tutumlarına bakarak hangi konularda anlaşma sağlanıp sağlanmadığını değerlendirmek doğru olur. Çünkü konuşulan ve kararlaştırılan, anlaşmaya varılan ve çelişilen konular ve bu konuda yapılacak şeyler esas olarak 2019 yılı bitmeden gündeme girecektir.

Bu yazıda esas olarak faşist şef Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyaretinden sonra Trump’la birlikte açıklama yaparken altını çizerek belirttiğini söylediği bir konuyu değerlendirmek istiyoruz. Nevi şahsına münhasır kişiliğe göre “Kürtler ayrı, Teröristler ayrıymış!”

Faşist şef Türkiye toplumunun zihnini afyon gibi psikolojik savaş söylem ve yöntemleriyle uyuşturuyor ya, herhalde dünyayı da kandırabileceğini düşünerek bu tür cümleler kuruyor. Ancak dünya, Kürtlerin ne kadar mazlum bir halk olduğunu, faşizmi temsil eden Erdoğan ve Türk devlet aklının da ne kadar soykırımcı olduğunu ve nasıl işlediğini biliyor. Zaten bu yüzden Erdoğan hazırlattığı görüntüleri Trump’a ve senatörlere izlettiğinde, Lindsey Graham’ın da “Peki, sizin Kürtlere yaptıklarınız hakkında bir şeyler göstereyim mi?” diye karşılık verdiği belirtiliyor. Yani, “geçin bu bizi kandırmaya çalıştığınız görüntü düzmecelerini, biz sizin Kürtleri asimile etmek, soykırıma uğratmak ve topraklarından sürmek için neler yaptığınızı biliyoruz” karşılığını vermiş oluyor.

Gerçi dünya da bugüne kadar bu Kürt soykırımına sessiz kalarak Türk devletine destek verdi, ama Kürtler bedel almayı göze alarak direndi ve bu direnişleri oluşmuş statüko ve dengeleri yıktı; süper güçlerin bile çıkarları için söylem ve tutumlarını yeniden hesap ederek yeni kararlar alması gerektiği noktasına getirdi. Kuşkusuz bunlar kazanımdır Kürtler için ve direnişle mümkün oluyor.

Konumuzdan kopmadan devam edelim. Tayyip Erdoğan için öldürülürken, öldürülmesi gerekirken bütün Kürtler aynıdır, ama üzerinde siyaset yapılması gerekirken Kürtler ayrı oluyor. Güya partisinde 50 Kürt milletvekili varmış. Tuhaf olan Amerika’da konuşurken Kürt  milletekili diyor, ama Türkiye’de konuşunca Kürt kökenli milletvekilleri olduğunu itiraf ediyor. AKP’de Kürt yoktur, Kürt kökenli milletvekilleri, yani devşirmeler vardır. Kürt düşmanlığı konusunda her gün bas bas bağıran, tüm politikasını bu düşmanlık üzerine kuran bir partinin içinde Kürt yoktur, olmaz. Olsa da işbirlikçidir, haindir ya da kendi deyimiyle Kürt kökenlidir, ama Türkleşmiştir. Şimdi burada ismini zikrederek yazımızı kirleteceğimiz ve kendilerini daha pahalıya satacak kişilikler için Kürt deniyor. Tuhaf, zavallıca ve düşük seviyeli söylemler.

Sormak lazım, AKP’deki bu Kürt milletvekilleri Kürtler için ne yapmış? Günümüzde anadiliyle eğitim görmeyen, kültürünü geliştirmek için var olan teknik imkanları da değerlendiremeyen, sanatını yapamayan, her şeyden önemlisi kendi toplumsal gerçekliğine göre özüne dayalı kendisini yönetemeyen toplumlar varlıklarını sürdürebilir mi? Bu milletvekilleri bu konularda herhangi bir istemde bulunmuş mu? Tabii ki yok. Tam tersine bu tür istemlerde bulunan, bunun için mücadele edenlere karşı kendilerini satarak soylarını yok olmaya sürüklemeye çalışıyorlar. Çünkü onlar için önemli olan halk değil, onur değil, paradır, imkanlardan yararlanacağı bir alan yaratmadır. Zaten bu devşirmeler Kürtlerin taleplerini bir kere bile dile getirseler hemencecik terörist ilan edilip fişlenirler.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çeşitli zamanlarda HDP’li milletvekilleri Kürtçe konuşunca, tutanaklara “bilinmeyen bir dille konuşuldu” diye geçmektedir. Dil, toplumların öz değerleriyle varlığını sürdürmesi için en temel şeylerden biridir. Kürtçe konuşulduğu zaman böyle deniyorsa, başka söz söylenmemelidir.

Tayyip Erdoğan Kürt vatandaşlarım dedi, değil mi? Peki, Kürtlerin nesini kabul ediyor, onu da söyleyebilir mi? Onun söyleyeceği tek şey TRT 6 (altı)’nın kurulması olacaktır. Bunu da ne için kurdukları malumunuz. Zaten Kürtler bu kanalın sadece kendilerine küfredilmesi için kurulduğunu söylüyorlar.

Erdoğan’ın Kürtlerin nesini kabul ettiği konusunda söyleyeceği çok şey bulunmaz, çünkü yoktur, ama nesini kabul etmediği çok nettir. Biz lafı çok uzatmadan Kürt ontolojisini ve bu ontolojiyi oluşturan tüm bileşenleri kabul etmiyor diyelim. Adam, Kürtlerle ilgili bir şey gördü mü, kırmızıyı görmüş boğa gibi saldırganlaşıyor. Kundaktaki bebekten 70 yaşındaki anaya kadar on binlerce Kürt’ü katletti. Roboskî’de katletti, Özyönetim direnişi sürecinde kaç tane şehir yerle bir etti…

Yazarın diğer yazıları

    None Found