Kürtler bu coğrafyanın Prometheus’larıdır

Kürtlerin en önemli bileşeni olduğu HDP ve Kürt Özgürlük Hareketi faşizme karşı ortaya koydukları direnişle bu ülkede; Kürtlere, Araplara, Alevilere, Êzîdîlere, her kökenden yoksul emekçi halklarına, kadınlara, yıllardır savaşlarla yerlerinden yurtlarından edilmiş komşu ülke halklarına ve daha da önemlisi bizzati Türklere, bu ülkenin HES’lerle önü kesilmiş ırmaklarına, Termik santrallerle yok edilmeye çalışılan vadilerine sonu demokrasi, barış ve özgürlük olan bir geleceğin kapısını aralamışlardır…

Neden Kürtler bu coğrafyanın Prometheus’larıdır?

Nasıl ki Prometheus Ateş Tanrısı Hephaistos’un ocağından ateşi çalıp insanlara armağan ettiyse Kürtler de Erdoğan zalimliğine karşı; hiç karşılık beklemeden bu ülkenin insanlarına ayrım gözetmeden, yaşadıkları acıları yüreklerine gömerek; Ankara’da, İstanbul’da, Adana’da, Mersin’de, Antalya’da, bütün Türkiye’de bir parça özgürlüğü, hatta doğru mücadele edilebilinirse, tamamen özgür olabilecekleri bir gelecek umudunu armağan etmiştir.

Mitolojiye göre insanların sürekli köle kalmasını isteyen Zeus bu davranışından dolayı Prometheus’u Kafkas Dağı’nda zincire vurmuştur. Bizzat kendisi tarafından görevlendirilen bir kartal her gece Prometheus’un yeniden oluşan karaciğerini kemirerek onu insanlığa karşı duyduğu derin sevgiden dolayı büyük acılar çektirerek cezalandırmıştır.

Prometheus yaşadığı onca acıya rağmen “Zeus tahtından düşmedikçe benim işkencelerimin sonu yoktur!” diyerek insanlığa özgürlüğe doğru giden yolu göstermiş oldu. Prometheus tanrıların kuvveti ve kudreti karşısında diz çökmemiş, yılgınlığa düşmemiş, insana ateşi vererek ona medeniyetin ve özgürlüğün yolunu açmıştır.

Taybet ana Prometheus’un kızıdır; bu ülkede yaşayan milyonlarca insanın özgürlüğü için zalimlerin keskin nişancıları tarafından Silopi’de sokak ortasında vurulmuştur. Taybet ananın cenazesi tıpkı Kafkas Dağı’nda ciğerleri kartallara yedirilen Prometheus gibi yedi gün boyunca sokak ortasında yerde kaldı. Eşi Halit İnan “yerde yatarken çok üşüyorum ve susadım” diyordu, “Hiçbirimiz uyuyamadık, köpekler gelir, kuşlar konar diye, o orada yattı biz 150 metre ilerisinde öldük, bir insan bir insana ne kadar acı çektirebilirse devlet de bize onun yerde yattığı yedi gün boyunca bu acıların tümünü yaşattı.” demişti.

Bu anlattığım Kürtlerin bu ülkede demokrasi ve özgürlük mücadelesi için ödediği bedellerden sadece bir tanesidir, daha bunun gibi yüzlerce örnek var ve bunların tamamı Türkiye kamuoyunca biliniyor. İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun seçim başarısından dolayı bu ülkede yeniden yeşeren demokrasi umuduna Taybet ana canıyla katılmıştır.

Yıllardır Edirne Yüksek Güvenlikli Cezaevinde hiç şikayet etmeden, yakınmadan, çizgisinden bir an olsun taviz vermeden tutsak edilen Sayın Selahattin Demirtaş da Prometheus’un oğludur. O da hiç bir karşılık beklemeden “Gerekirse bağrınıza taş basın, ama mutlaka sandığa gidin ve bu ülkede Faşizme dur deyin” diyerek, bu coğrafyanın özgürlük umudunu büyütmüştür.

Kürtler kendi acılarına rağmen bu ülkeye özgürlük ve demokrasi umudunu hediye ettiler. Kendilerinden vererek, bedel ödeyerek; özgürlük ve demokrasiden başka hiç bir şey beklemeksizin AKP/MHP faşizmini durdurdular.

Düşmanın zalimliği üzmedi Kürtleri, ama Pir Sultan’ın dediği gibi “dostun gülü” yaraladı. ‘Dostun’ fırsatçılığı yaraladı koca yürekli; Kürt kadın ve erkeklerini. Tarih boyunca Dersim Kürdistan’dır, Kürtlüğün kadim toprağıdır. Hiçbir izahı olmayan bir fırsatçılık ve aç gözlülükle Dersim’de sahte seçim zaferlerini kutlayanlar tarih önünde mahkum olacaklardır. Kürtler Faşizme karşı demokrasi güçlerinin yanında dururken; sözüm ona bu ülkede demokrasi mücadelesi veren bu ‘dostlar’ Faşizmin desteği ile Dersim’de kazandıkları belediye başkanlığını kutlamaktadır.

Kürtler bütün Türkiye’de demokrasi güçlerinin yanında dururken; Faşizm de Dersim’de Maçoğlu’nu gizli, açık bütün metodlarla desteklemiştir. Aksini iddia edenler varsa, son bir aylık havuz medyası da dahil Türk medyasına bir daha göz atabilir. Devletin HDP üzerindeki bunca zulmüne rağmen bu arkadaşlar “biz bu koşullarda buna tenezzül etmeyiz!” dememişlerdir.Bir gün faşizmle birlikte bu fırsatçılık da bu topraklarda tarih olacak; gerçek devrimci dayanışma ve demokrasi kazanacaktır.

Yazarın diğer yazıları