Kürtler DAİŞ ile Erdoğan’ın aynı zihniyet olduğunu daha güçlü anlatmalıdır

Cihan EREN

Ortadoğu’da anti demokratik her politika(cı), dinci ve milliyetçidir. Ortadoğu’daki milliyetçilik iktidar İslam’ından beslenmektedir. Demokratik İslam içtihadı gerçekleşmediği müddetçe bu hep böyle olacaktır. Çünkü İslam’ın siyasi ve iktidar çizgisi yer ve zamana göre kimi nüanslarda farklılık arz etse de bir ve değişmezdir. Bu çizgi Emevilerden bu yana çok az değişerek gelmiştir. İktidar İslam’ı ağırlıkta İmam Şafi’nin fıkhını esas almaktadır. Örneğin incelendiğinde son iktidar İslam’ı imparatorluğu olan Osmanlı ile DAİŞ’in, savaş mantığı, ganimet, kadın-aile, miras, ceza hukuku vd. neredeyse aynı olduğu görülecektir. Bunun da nedeni belirtildiği gibi İslam’ın iktidar aracı olarak kullanıldığında başka bir mantık ve mantalitesinin daha doğrusu içtihadının olmamasıdır. İslam demokratik içtihadı yapılmadıkça İslam’ı siyasi emelleri için kullanan her örgüt DAİŞ, devletse Erdoğan gibi olacaktır.

Kapitalist uygarlık döneminin temel iktidar ideolojisi olan milliyetçiliğin Ortadoğu’da sığındığı meşruiyet silahı her zaman ve her yerde İslam olmuştur. Her ne kadar Kemalistler, Nasırcılar bunu değiştirmek istemişse de bunu tam başaramadıklarını günümüz Erdoğan-AKP Türkiyesi ve Mursi’nin Mısır’da yaptıklarından iyi biliyoruz.

TC’nin çeteleri ile birlikte Bakur-Rojhilat Suriye topraklarına 9 Ekim günü soykırım ve işgal amaçlı başlattığı saldırıdan sonra özellikle ABD ve AB ülkelerinde Kürt güçlerinin elindeki DAİŞ faşistlerinin serbest kalabileceği, DAİŞ ile askeri mücadelenin sekteye uğrayabileceği bunun da başta kendilerine olmak üzere tüm insanlığa tehlike arz edeceğini söylenmektedirler. Bir kere QSD için dile gelen ‘Kürt güçleri’ sözü QSD gerçekliğini tam ifade etmemektedir. QSD, Suriye halklarının ve inanç guruplarının savunma ordusudur. QSD’e sadece Kürt gücü demek dar ve yanlıştır. İkincisi; QSD alanlarında yapılmakta olan işgal ve soykırım saldırısının DAİŞ’i canlandıracağı doğru bir söylem olmakla birlikte bununla QSD’yi DAİŞ ile sadece savaşan bir güç olduğu da ima edildiği için haksızlık ve politik olarak yanlış olmaktadır. Bu yanlış ve eksik belirlemeler özellikle batı basınında çok işlenmektedir.

Mevcut ABD yönetiminin ve Avrupa’daki kimi iktidarların desteklediği Erdoğan ve benzer rejimlerin DAİŞ üretme çiftlikleri olduğunu ya bilmemeleri ya da çıkarlarına hizmet etmesinden ötürü arka çıkmaları asıl tehlike olduğu yeterince dillendirilmemektedir. Hal böyle olunca başta Kürtlerin olmak üzere kuzey doğu Suriye halklarının demokrasi mücadelesine Trump’ın sözlerindeki imalarda da görüldüğü gibi ‘DAİŞ gardiyanlığı’ gibi bir yaklaşım ortaya çıkabilmektedir. DAİŞ meselesine bir zihniyet ve kültür olarak bakmamak, bu zihniyet ve kültürün Erdoğan gibilerinin zihniyeti olduğunu dillendirmemek, bu zihniyete karşı mücadele etmemek asıl tehlikedir. Bunun için TC işgal ve soykırım saldırılarına dayanak üreten Trump siyasetinin DAİŞ’i canlandıracağını her yerde anlatmak gerekir. Tüm duyarlı insanlara bu gerçeği kavratmak kadar demokrasiye kazandıracak başka bir iş daha olamaz.

DAİŞ’i tehlike ve zararlı gördüğünü söyleyip Erdoğan’ı tehlike görmeyen her devlet insanı, ya da başka görevlerdeki insanların dürüst olmadığını bilmek gerekir. Çünkü Erdoğan’da tıpkı DAİŞ ve türevi örgütler gibi her büyük işgal ve soykırım saldırısını Kur’an’daki Fetih süresi ile başlatmaktadır. O’da ordusuna Muhammed’in ordusu demektedir. Katillerini dualarla savaştırmaktadır. Ölürse şehit kalırsa gazi demektedir. Kollarına apolet yerine ayet astırmaktadır. Tıpkı DAİŞ gibi O’da sanat eserlerine ucube demektedir. Aynı DAİŞ gibi kendisi gibi düşünmeyenleri düşman görüp ya öldürmekte ya hapse atmakta ya da ülkeden kaçırtmaktadır. Kendisine bağlı kurum ve kuruluşlardan bazılarının açıktan ‘Yahudiler ve Hıristiyanlarla dost olmayın onlar kötü insanlardır’ diyebilmektedir.

Erdoğan da DAİŞ gibi sigara içmeye zararlı değil günah demektedir. Böyle birinin hitap ettiği bir toplumun algısıyla DAİŞ’in etkilediği topluluklar arasında hiçbir fark yoktur. Özerk yönetime bağlı tutuk evlerinde kalan DAİŞ’lilerin ‘biz Türkiye’ye gitmek istiyoruz’ deme nedenlerini her yerde anlatmak gerekmektedir.

Demek ki TC saldırılarının neden olduğu sorunlardan çok, Erdoğan’ın kendisi ve Trump yönetiminin ona verdiği destek DAİŞ tehlikesidir. Erdoğan dinci ve milliyetçidir. Kürt ve halklar düşmanıdır. DAİŞ’li olduğu için Türkiye’de DAİŞ’i Kürt ve Türk demokrat ve yurtseverlerine saldırttı. Dikkat edilirse DAİŞ saldırılarından bahsedince Suruç, Amed, Garmeydan’ı, Antep’teki düğün ve Reyna saldırılarını hiçbir zaman dilendirmemektedir. DAİŞ denilen zihniyetin Erdoğan Türkiye’sinin müttefiki, demokratik Türkiye’nin düşmanı olduğu defalarca kanıtlanmıştır. Bu ve benzer gerçekliklerin Kürt diplomasisinde baş mesele edilmesinin insanlık ve Kürt halkına kazanımı çok daha fazla olacaktır.

Yazarın diğer yazıları