Kürtler denklem kurucu

ANALİZ


Heval TAHA

ABD yönetiminin öncülüğünü YPG’nin yaptığı QSD’ye doğrudan silah yardımı yapma kararını onaylaması çok ciddi bir gelişme. Kararın Erdoğan’ın ABD ziyaretinin hemen öncesinde açıklaması bu gelişmeyi daha dikkat çekici bir hale getiriyor. Üst düzey bir Türk heyetinin Kürtlere silah yardımı yapılmasını engellemek üzere ABD’de bunduğu bir sırada bu kararın açıklanması ise içerdiği farklı mesajlar açısından da ele alınmalı. 

* İlk söylenebilecek olan Ankara yönetimi bu sefer Kürtlerin bölgesel ve uluslararası alanda yararına olan ciddi bir adımı engelleyememiştir. 

* İkinci söz ise Türk devlet aklının NATO üyesi bir ülkenin “terörist” ilan ettiği bir güce ABD tarafından sözü edilen silahları direk olarak ulaştırmasının ne anlama geldiğinin idrak edilip edilemediğidir. 

* Üçüncü söz, bu karar Erdoğan’ın 16 Nisan yenilgisi sonrası aldığı ve domino etkisi yapabilecek ikinci büyük yenilgidir. 

Ankara devre dışı

Kısa süre öncesine kadar bırakalım doğrudan silah yardımını Kürt adının telaffuz edilmemesi için bu çevrelerle pazarlık yapan bu uğurda ciddi ödünler veren Ankara bu sefer bu konuda devre dışıdır. Ankara’nın Kürt sorunu konusunda geleneksel inkar politikalarının ötesinde-dışında yeni bir seçeneği masaya getirmek dışında başka bir yolu kalmadı. Bu inkarda ısrarın bugüne kadar yaşanmamış yarılmalara hem de çok kısa sürede neden olacak çok açık. 

Yeni dengeler oluşuyor

Çok açık ki dört parçaya bölünmüş Kürdistan’ı da kapsayan coğrafyada dengeler yeniden oluşuyor. Tabiri caizse yeni bir denklem kuruluyor. Bir önceki denklemde bilinmeyenler arasında yer alan Kürtler bu denklemin kurucu-belirleyici faktörü oluyor. 

Eski denklemin kurucu-belirleyici unsurları Türkiye-İran-Irak-Suriye açısından denklemin çözümsüzlüğü ortak paradigmaydı. Kürt inkarı üzerine inşa etmiş çözümsüzlük bu dört ulus devletin de ortak paydasını oluşturuyordu. Ticari, diplomatik hatta ideolojik bir çok konuda fikir ayrılığına düşseler de Kürt inkarı konusunda hep mutabık oldular. Hatta Kürt direnişine karşı ortak askeri işbirlikleri içerisine girdiler. Kürt inkarı bu dört ulus devletin tek ve mutlak ortak paydası oldu. Uluslararası nüfuzlarını da bu uğurda her dönem ortaklaştırmayı bildiler. 

Bugün hem uluslararası dengeler hem de bu dört ulus devletin iç dengeleri bu coğrafyada yeni kurulacak bir denklemi dayatıyor. Bu denklemin yeni belirleyeni egemen ulus devletlerin inkar ettiği tüm halklar ve kesimlerden oluşuyor. Bu güç kendi bulunduğu parçada radikal demokrasi mücadelesi vermekle beraber diğer parçadaki halklarla da her türlü dayanışmayı esas alıyor. Êzîdîler, Asuri-Süryaniler başta olmak üzere bu coğrafyanın kadim hakları da bu yeni denklemin birer parçası olacak.

Kürt Özgürlük Hareketi’nin başarısı

Bu tarihsel gelişmede Kürt Özgürlük Hareketi’nin dört parçada yürüttüğü direnişin belirleyici bir rol oynadığını unutmamak gerekir.  

Kürt Özgürlük Hareketi ile aynı ideolojik kaynaktan beslendiğini ifade eden PYD-YPG’nin Rojava özelinde hayata geçirdiği demokratik ulus modeli tüm halkların eşit ve gönüllülüğünü esas alıyor. 

Bugün DAİŞ’e karşı en etkili mücadeleyi veren QSD’yi de işte tüm bu halklar oluşturuyor. Şam despotizmi ile DAİŞ İslami faşizmi arasına sıkışan bölgede yeni bir yaşam filizleniyor.

Yazarın diğer yazıları

    None Found