‘Kürtler doğunun şövalyeleridir’ – Mizgîn AGIRÎ

Xaçatur Abovyan (Ermeni yazar ve bilim insanı -1809-1848), başlıktaki sözü söylüyor. Bu çarpıcı sosyolojik tespit yaklaşık 200 yıl sonra dahi güncelliğini ne kadar da koruyor!…

Aynen şöyle Xaçatur Abovyan, “Kürtleri sözün gerçek anlamında Doğu’nun şövalyeleri olarak sayabiliriz!…’’ Ve ekliyor “Zor durumlarda bile onurlu olmayı ben ilk defa Kürtlerden öğrendim!…”

Ermenilerle Kürtlerin akraba ve içiçe olmasından ortaya çıkardığı bu tarihsel tespit halen geçerli…

Şövalye kime denir?…

Sözlükte, “Ortaçağ Avrupası’nda seçkin ve profesyonel bir atlı asker (süvari) sınıfıydı. Şövalyeler, feodal beylere veya hükümdarların korumalığını yapıyor, keşiflerde eşlik bir ünvana dönüşmüş…” deniyor.

Yani dönemine göre toplumu koruyan, kollayan, bir anlamda kendini topluma adayan kişilikler… Bu ansiklopedik bilgilerden sonra Kürtlere bakalım…

Kürtlerin ne kadar kadim bir halk olduğunu ispatlamak için sadece Kürtlerin yaşamına bakmak yeterlidir

Yerelle evrenselin kesiştiği noktadadır Kürtler… Tarihte her zaman ‘kültür taşıyıcılığı’ rolünü üstlenmişler…

Ortadoğu’nun en kadim halkı Kürtler, Kurtiler, Hurriler, Nairiler, Kassitler, Luviler, Medler ve Kurmanclar diye gelegelmişler…

Milyonlarca yılın insanlaşma mirasını niteliğe dönüştüren, toplumsallığın çekirdeğidir Kürtler…

Yüksek engin yaylaları, temiz-coşkun suları Fırat’ı, Dicle’siyle, Zê’siyle hayvanları, icatlarıyla, gelenekleriyle ruhta zengin geniş yürekli insanlar…

Sadeliği ve dürüstlüğü esas alırken önce Farsların ardından onlarca imparatorluğun, devletin, uygarlığın komplosuna, işgaline uğramıştır Kürtler… “Roma reş” diye beyinlere kazılmıştır düşman olgusu beyinlere…

Yarı gerilladır artık Kürtler… Özgürlüğü dağlarda bulmuştur…

Aşiretler demokrasisinde yaşarlar. Bazen bir tavuk için boğazlarlar birbirlerini ya da namus meselelerinden ötürü vururlar birbirlerini… Çünkü nifak sokulmuştur aralarına, Bekolar çalışır durmadan. Kürtlerin kimyasını bozmaya çalışırlar…

Bazı yönetici üst sınıfındakiler, Medlerin dağılmasından sonra yaşama adına işbirlikçiliğe soyununca ’düşmanına aşık olma’ kültürsüzlüğü başlamıştır maalesef… Mem û Zîn’iyle kavuşamayan aşıklarıyla birlik olamayan, Bekolarıyla iç ihanetin acı tadını dilinde hep hisseden bir gerçeklik vardır…

Yine de Kürtlerin yiğitliği, dürüstlüğü, sözüne sadık mertliği önceliklidir. Komşusuna külünü, azığını veren, kendisine kötülük yapanı dahi O’na sığındığında koruyup kollayan bir sadakati vardır Kürtlerin…

Yani ‘en zorlu koşullarda dahi onurlu olmayı bilen bir halktır Kürtler’…

Onurlu olmak da her babayiğidin harcı değildir. Tüm insani değerlerin toplamıdır onur, haysiyet kavramları…

Her ne kadar Türkler “alavere-dalavere Kürt Memet nöbete!…” deseler de onlar bunu bir hile olarak algılamaz çünkü yurtseverlik esastır onda, sadakat esastır… Ya da Fars hiyerarşisi “kaçakçılık’’tan başka yol bırakmasalar da sınır taşlarına kazımışlardır bağlılıklarını…

Kimsenin toprağında gözü yoktur Kürtlerin. Kendinden emin bir Ana’dır adeta. Saldırılara savunmayla cevap verir. Bu savunma fiziki veya kültüreldir… Doğru tanımlanmak isteyen bir halk Kürt halkı vardır.

Tanınmak isteyen, statükosunu, kimliğini isteyen bir halktır Kürtler… Tarihsel toplum mirasıyla, bunun içerisinde gelenekleri, dili, hikayeleri, destanlarıyla bilinmek isteyen bir halk Kürtler… Sömürgecilere çaldırdıklarını, kendi hakkı olanı talep eden bir halktır Kürtler…

Gerektiğinde savaşçılığıyla Selahattin Eyyübi misali fırtına gibi esen, Derwêşê Evdî gibi yiğit komutanları vardır Kürtlerin, Egitleri, Zilanları vardır…

Ve de en önemlisi Kürtlüğün özünü taşıyan Serok Apo’su vardır…

Tüm bu vasıflar “Doğunun şövalyeleri” yani koruyucuları olmak için yeterlidir sanırım…

Mevcut durumda da tüm Ortadoğu ve dünyanın temel gündemini belirleyen Rojava’daki Kürtlerdir…

Tabi ki Doğunun şövalyeleri’dir Kürtler… Toprağını, halkını, başka halkları, değerleri koruyan şövalyeler…

Kırk yıldır Bakur’da, 2011’den beridir de Rojava’da varlığını ispatlamaya çalışan Özgür Kürtler, T.C. ordusunun 9 Ekim 2019 Rojava Devrimi’ne saldırılarına karşı direniş savaşında… T.C. ordusu Amerika-Rusya-AB desteği ve onayıyla Kürtleri bir soykırımdan geçirmekte…

Kürtler yine ‘en zorlu koşullarda onurlu olmayı bilen’ bir halk direnişini sergilemekte… Bu nedenledir ki Rojava’daki işgal saldırılarına karşı direnişe “ONUR DİRENİŞİ” denmesi…

Halklar, kadınlar, çocuklar Amerikan, Rus, Türk araçlarına attıkları her taşla bu onur savaşını sürdürmekteler… Akime Anaları, Ronahi Gewdaları, Tolhıldanları, Siyabend Kobanêleriyle onur direnişlerini sürdürmekteler…

ABD ve Rusya’nın hegemonik, kapitalist çıkar, hilelerine karşılık küçük bir çaba gördükleri anda dahi teşekkür etmesini bilen bir halktır Kürtler… İhaneti de unutmazlar Kürtler!…

İyilikleri de… Bunları şiirleştirir, hikayeleştirir, atasözü yapar, toplumsal hafızaya kazar… Şêx Seidleri, Zilanları, Seyid Rızaları unutamadığı gibi… Serok Apo’ya yapılan komployu unutamadığı gibi…

Yine de onurla halkların şövalyeliğine devam etmekteler Kürtler… Serok Apo’nun dediği gibi “Dünyanın en güzel halkıdır Kürtler!…”

Yazarın diğer yazıları

    None Found