Kürtler, NATO başatlarıyla müttefik ama…

Ahmet KAHRAMAN

Türk devletinin başlangıç yıllarında, Kürtlerin adı yoktu. 1925’de, yürülüğe konan “Takriri Sükun Kanunu” ile Kürtler, resmen buharlaşıp yok oldular. Kayıp insan soyu oldular.

Artık, Kürt olmak da suçtu. Türklüğe “nizami” duruşu bozup Kürt olduğunu söyleyen, kendini efendi sananlara yüz buruşturanlar dayaktan geçiyor, hapse atılıyorlardı.

Tek tek, tek bireyden giderek, ırkçıla itiraz eden herkes “eşkıya” idi.

“Eşkıya” tabiri ise “kırım, kıyım ve yıkım”a vize vermekti. “Ferman”ı meşrulaştırmak, devlet terörünü haklı ve yerinde göstermekti.

Türkler, bu maskeyi takarak, “tedip” (terbiye etme) ve “tenkil” (yerinde susturma) fermanı üzere kılıç sallıyor, tetik çekiyor, insan soyu kurutuyorlardı. “Sen, Kürtlere neler yapıyorsun, bakim?” diyenlere, verilecek, “eşkıya ile mücadele ediyorum” cevabı da, ağızlarında hazır bekliyordu.

Kürtler resmen yoktu. Ama, bir süre sonra Atatürk ilke ve inkılaplarını çiğneyen “hainler var” oldular. Türk basınında da, zamanla “Kürtçe konuşurken” veya “Kürtçe Türkü söylerken yakalandı” başlıklı haberlere rastlanmaya başlandı.

Musa Anter anılarında, olmayan Kürtlerin Kürtçesiyle ıslık çalma suçundan yakalanıp sorgulandığını anlatıyordu.

Resmi görüşe göre Kürt yok, ama olmayan Kürtlerin Kürtçüsü vardı. Bu ibare 1960’ların başından itibaren, sıkça basında görülmeye başlandı.

Ve bu “Kürtçü” sözü, dünyayı aydınlatan Türkçülüğe, dolayısıyla ona ruh ve anlam veren muhteşem Atatürk ile ilkeleri, devrimlerine “ihanet” demekti.

Öte yandan, dünyanın hiç bir yerinde Kürt yoktu. 1974’te, Ankara’ya gelen İran Şahı uçağının adı “müstehcen” muamelesiyle kapatılarak kapatılmıştı. Çünkü uçağın adı Kürdistan’dı.

Bu dönemde, Güney’de yaşanan hareketin adı “Barzani” ve “Barzaniciler”di. Sonra Peşmerge oldular. Güney bugün Kuzey Irak’tır.

1960’ların sonlarından itibaren Kürtler, “bölücü” diye adlandırıldılar. “Bölücülükle mücadele adına, köylere askeri saldırılar düzenlenmeye başladı. Köylülere, topluca yat-kalk talimleri, erkeklerin çıplak edilerek meydanlarda dolaştırılıyordu. Ama Türkler hala medeniydi. Kürt ise eşkıya…

1980 darbesinde devlete el koyan ordu, Kürt aydınlarına, Türk medeniyetini aşılama adına, insan pisliği yediriyor, işkence ile canlarını alıyordu.

Sonra, başkaldırı hareketi yayılıp büyüyünce, Türk devletine “biat” edip hazırola geçmemiş, bütün Kürtler “PKK‘li” ilan edildiler. PKK’liler de, başlangıçta “anarşist”ti. Bu deyimin sempati topladığını görünce, General Kenan Evren’in isim babalığıyla “eşkıya” olarak değiştirildi.

Fakat Turgut Özal, yardım alma için, günün modasına uydu. Dünyada, geçerliliği olan “terörist” deyimini ilan edildiler. Bundan fayda elde ettiler. Terörist dünyaca kabul görmüş bir deyimini tercih etti. Buna sığınarak NATO ve üye devletlerden yardım istendi. “Bir hukuk devleti” ve “medeni” idi. Teröristlerin saldırısına uğramıştı.

NATO ülkeleri yardım eli verdiler. Kürtleri de terörist ilan ettiler.

Ama günümüzdeki dünya, tuhaflıklar sirkidir. Selefi bir haraket lan İhvan,  Afganistan, Pakistan, Somali ve Ortadoğu ile Mağrip‘de Batı için, tehlikeli düşmandır. NATO, bu sahalarda onlarla savaş halindedir.

Oysa, İhvan Suriye’de, Irak’da NATO güçlerini, Türk devletinden kamyon kamyon aldığı NATO standartlı silahlarla vuruyordu.

Öte yandan, NATO’nun savaş halinde olduğu İhvan‘ın ideolojisi, iki yıldan beri Türk devletinin egemen yol haritasıydı. Açık bir söylemle, İhvan’ın görüşleri, Erdoğan rejiminin ideolojisidir, bugün. İhvan ırkçılığı, Kürtlerin varlığına bile tahammül edemiyor…

O nedenle, manzara karmaşıklaşıyor. İrlandalı Bernard Shaw’ın deyimiyle Kürtler aradıklarıyla değil, bulduklarıyla müttefik olmak zorunda kaldılar. NATO’nun iki kanat ülkesi ABD ve Fransa, bugün Kürt müttefikidir, Suriye’de. Ama Türkler, saldırırken o müttefikler seyirci…

Çünkü, öteki dönemeç olan NATO’da Türklerle ortaklar. Küssün istemiyorlar. Savaştıkları İhvancılara (IŞİD, DAİŞ, El Kaide) Türklerin silah yardımı akarken kör baktılar. Sağır oldular.

Şimdi, Kürtlerle de cephe müttefiği, ama güya düşman bildikleri İhvancılar, Efrin’i talan ediyorlar. İhvancılar Güney Kürdistan işgalinde, 500 dolar aylık karşılığında, mayın eşeği niyetine öne sürülüyorlar.

Megolamani halleri bu ya, Kürtlerin Amude’de bir üniversite açmaları bile Türk devletini mateme yatırıyor…

Yazarın diğer yazıları