Kürtler ve milli takım ruhuyla Türkiye

Türkiye’de herkes tarafından çok dillendirilen “bin yıllık kardeşlik” döneminin son yüz yılı acı ve katliamlarla doludur. Devletin tekçi asimilasyon ve soykırım politikalarına karşı Kürtler her fırsatta ve bütün güçleriyle direnmişlerdir. Bütün bu direnişler devlet tarafından eşkıyalık, ajanlık, dış güçlerle işbirliği, hainlik olarak suçlana gelmiştir. Aslında gerçeklik tam tersidir. Türkiye devleti her dönemde, her türlü dış güçle anlaşıp birleşip Kürtleri imha yolunu denemiştir.

Daha Lozan’da yeni bir devletin temeli atılırken Kürtler dışarıda tutulmuştur. Yeni cumhuriyet İngiltere, Fransa gibi emperyalist devletlerle Kürdistan’ın bölünüp parçalanması ve paylaşılması üzerine anlaşmıştır. Gene SSCB ile anlaşmaları da içeride Kürtlerin ezilmesi ve komünistlerin tasfiyesi üzerine anlaşmakla olmuştur.

Bütün bunlar yeni kurulan Türkiye Cumhuriyetini rahatlatmakla birlikte sorunların çözümünü sürekli olarak biriktirip ertelemiştir. Sorun ertelendikçe daha da büyümüş ve bugünlere gelinmiştir.

Bugün bölgenin kanayan yarası Kürdistan sorunudur. Sorun artık ertelenemez derecede aciliyet kazanmıştır. Türkiye ya Kürtlerle anlaşıp çözüm ve demokratikleşme yoluna girecek, böylece tüm bölgenin de demokratikleşmesine öncülük edecek ya da her türlü dış güçle anlaşıp Kürtlere karşı entrikalara, saldırılara devam ederek bölgeyi kanlı badirelere sürükleyecektir.

Türkiye siyaseti bu iki yol arasında sallanıp durmaktadır. Son otuz yılda zaman zaman demokratik siyasi çözüm ihtimali ortaya çıksa da sonuçta ağır basan hep askeri yöntemlerle ezme-bastırma yoluna başvurmak olmuştur.

Ama bu yolun da çözüm olmadığı her denemede bir daha görülmüştür. Dünyanın ve bölgenin birikmiş sorunları kendisini Kürt sorununda da dayatmaktadır. İçiçe geçmiş olan bir sorunlar yumağında kördüğüm Kürt sorunundadır. Bu çözülmeden diğer sorunların çözümü olanaksızdır. Kürtlerin askeri yöntemlerle ezilmesini çözüm olarak gören geleneksel devlet politikası hala sürmektedir.

Bu politika güncel olarak Rojava’nın ve Güney Kürdistan’ın resmen ya da fiilen işgalini ve Kürtlük adına elde edilmiş her türlü kazanımım ezilmesini hedeflemektedir.

Bu konuda geleneksel tutum sürmektedir. Kendi aralarındaki tüm çelişkilere rağmen sorun Kürtlere karşı savaş olunca bütün siyasi eğilimler birleşmektedir. “Milli sorunlarda milli takım ruhuyla birleşme” denilen refleks harekete geçmektedir. Bu da her türlü gericiliğin, demokrasi düşmanlığının dayanağı olmaktadır.

Ortadoğu ve dünya ağır sancılar içinde yeniden şekilleniyor. Bu yeniden şekillenme sürecinde herkesin kendi çıkarına göre politika izlemesi doğaldır. Ama Kürtlerin ve tüm ezilen halkların iradesini dikkate almak, özgür-eşit bir ortak yaşam kapısını aralamak da kaçınılmaz görünüyor.

Yoksa yüz yıllık inkar ve imha sürecini sürdürmek artık çok zor olacaktır. Buna ne dünya şartları ne de ezilen Kürt halkının mücadelesi izin verir. Türkiye siyasetinde etkili olan eğilimlerin milli takım ruhuyla birleşmesi hep Kürtleri ve farklılıkları ezmek için, bastırmak için oldu. Yeni dönemde bu sürdürülemez bir politikadır. Artık bu domuz topu olmuş ittifakın kırılması kaçınılmazdır.

Milli takım ruhu olacaksa Kürtleri ve farklılıkları ezmek için değil, Kürtlerle gerçekten bir kardeşlik ve demokratik, eşit, özgür yaşam kurmak için olmalıdır. Bu bir hayal midir?

Olabilir ama en büyük değişimler hep hayal etmekle başlar. Kürtleri ezerek bastırmak ve susturmak artık hayal bile edilemez. Bu tarihi değişimi hiçbir güç, hiçbir saldırı ve katliam durduramayacaktır.

Yazarın diğer yazıları