Kürtleri vazgeçiremeyeceksiniz!

Birlikte yaşama iradesini Kürtler arasında oturtabilmek, intikamcı ve kinci bir toplumsal bilinçten uzaklaşabilmek için çok uğraştık. Yüz yıllardır Kürtlerin sömürgeci devlet iktidarlarının yarattığı zulüm, inkar, asimilasyon dayatmaları altında yaşadığı acıyı giderebilmek, acıyı yüreğine gömerek aklın yolunda ilerleyebilmek için insan üstü bir çabanın sahibi olduk.

Bunu hep muhtaçlığımıza yordular ama. Tek başımıza bir “hiç” olmamızdan kendi kendimizi yönetemeyecek denli parçalı oluşumuza dek birçok önyargı ve “egemen” yorum yüzünden Kürtlerin ne istediği, nasıl yaşamak istediği soruları hep arka planda kaldı. Modern denilen sisteme tabi olamamamızı ilkelliğimize, birlikte yaşama istemimizi iradesizliğimize yordular.

Halbuki daha iyi olabilir, daha güzel bir yaşam kurulabilir, farklı bir yaşam olabilir dedik. Bunu bin yıllardır yaşadığımız öze uygun yaşamak istemek dışında herhangi bir düşüncemiz olmadı.

Ama egemen sistemin, o çok modern dünyasının aydınları, yazarları, siyasetçileri, sanatçıları demokratik yaşama en yakın teori ve pratiği gösterdiği için Kürtlere düşmanlığı yol eyledi. İçten içe kin biledi, hakir gördü, doğru da söylese Kürt olduğu için yok dedi.

Ortadoğu’nun en eski kültürlerinden biri olarak otantik halklar statüsünde olan Kürtlere reva görülen bu küstahça küçümsemelere artık yeter.

Ne istiyorsunuz bu halktan?

Otuz yıl gibi kısa bir sürede sizin yüzlerce yıldır yakalayamadığınız düşünce gücüne, zihniyetine, politikleşmeye, ahlaki yapıya ulaştı,

İnandığı değerler uğruna her türlü dayatmaya, asimilasyona, katliama, soykırıma rağmen mücadeleden yüz geri etmedi,

İnsanın varlığını borçlu olduğu toplumsallıkta bu denli ısrarcı oldu diye mi yaptıklarınız, söyledikleriniz?

Kürtler hiçbir zaman iktidar olmak, birilerini itip kakmak istemedi, istemiyor, istemeyecek. Bu, Kürtlerin toplumsallığın, insan ortaklığının genlerine işlemesinden dolayı seçtiği bir yol. Yoksa zayıf olmasından değil.

Yine bu denli hızlı ve derin bir gücü oluşturmasında PKK’nin yeri ve anlamı oldukça büyük. Evet, genlerine işlediği direnişçilik özellikleriyle Kürtler bin yıllardır zulmü alt etmek için fırsatını buldu mu başkaldırıyor, katliama, yok edilmeye karşı kendini savunmaya çalışıyor. Fakat çağdaş dünyanın değerleriyle bezediği yeni politik tutumunu, PKK’nin, dolayısıyla Önder Apo’nun düşünce ve zihniyetinden aldı.

Siz hiç, bir Kürt’ün “Neden Türkler şuna inanıyor, bunu seviyor, şu bayramı kutluyor” dediğini duydunuz mu? Siz hiç, bir Kürt’ün “Türkler şundan vazgeçerse onlarla barış yapar, bir araya geliriz” dediğini duydunuz mu? Siz hiç, Bir Kürt’ün “Atatürk’ten, İslamiyet’ten ve cumhuriyeti oluşturan olgulardan vazgeçin” dediğini duydunuz mu? ve daha birçok şey…

Duyamazsınız da. Çünkü Kürtler karşısında kim olursa olsun kendi gibi görür. Ve hiçbir zaman kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi başkasına da yapmaz.

Ama egemenliğin genlerine işlediği, üstte olmak için her şeyi yapmaya hazır, eşitlik ve özgürlükten nasibini almamış ulus devlet çocukları bunları her gün Kürtlerin yüzüne söylüyor.

“PKK’den vazgeçin. Apo’dan vazgeçin. Direnmekten vazgeçin. Bayramlarınızdan vazgeçin. Dilinizden vazgeçin. Kültürünüzden vazgeçin.”

Kusura bakmayın. Kürtler on binlerce insanını vazgeçmemek uğruna verdi. Ve vermeye de devam ediyor.

Bugün Rojava işgaliyle bir kez daha ayyuka çıkan faşizme karşı bugüne kadar yürütülen direniş bundan sonra da devam edecek.

Özgürlük elde edilene, Kürt varlığı garanti altına alınana dek kavga devam edecek.

Kendini var eden değerlere ihaneti dayatan her türlü işbirlikçiliğe karşı dik duruş ve fedakarlık yine devam edecek.

Çağ, Kürtlerin çağıdır ve hiçbir güç bunun önünü almaya muktedir değildir…

Yazarın diğer yazıları