‘Kürtlerin bir hukuku olacak mıdır?’

Kuşkusuz hukuksuzluğun ve adaletsizliğin birçok yüzü var. Bu yüzleri tanımak ve bununla yaşamak kolay değildir. Adaletsizliğin ve zulmün yüzü nerede ve nasıl açığa çıkarsa çıksın can yakar, kabullenilmesi zordur.

Bu anlamda adaletsizlik, toplumsal olarak zulümle, ayrımcılıkla, hukuksuzlukla, mücadelesizlikle beslenerek karşımıza çıkar. Geçtiğimiz günlerde Asrın Hukuk Bürosu, 7 Ağustos’ta Kürt Halk Önderi A. Öcalan ile yaptıkları görüşmenin içeriğine dair yazılı açıklama yapmıştı. Açıklamada Öcalan’ın, Kürt-Türk ilişkilerinin tarihi seyrini hatırlatarak, yaşanan gidişatı kaygı verici gördüğü ve ”Kürtlerin bir hukuku olacak mıdır?” diye sorduğu ifade ediliyordu.

Sanırım bu sorunun çok yönlü ve çok boyutlu bir soru olduğu, içinde siyasal, sosyal, ideolojik ve güncel birçok anlam taşıdığı Öcalan’ın fikirlerine yabancı olmayan herkes tarafından hemen fark edilebilir. Bu açıdan tüm yönleri ile olmasa da bir kaç hususun altını çizmek istiyorum.

Öncelikle egemen hukukun, sınıflı toplumlarda ekonomik gücü ve siyasal iktidarı elinde bulunduran sınıfların iradelerinin bir yansıması olarak ortaya çıkan kurallar silsilesi, iktidarın kullandığı bir araç olarak şekillendirildiği biliniyor.

Zira hiçbir sınıflı toplumda hukuk, sınıflar üstü bir konuma sahip olamamıştır. Özellikle otoriter yönetimlerin, baskıyı sürdürmek için pozitif hukuk metinlerini katı bir biçimde düzenledikleri, kuralları uygulayan kurumları buna göre yapılandırdıkları da bilinen bir şey. Bu bakımdan Kürtlerin bin yıllardır neden bu denli vahşi bir hukuksuzluluğu yaşamaya mahkum kılınmak istendiği çok yönlü kafa yormayı gerektiren bir soru olduğu kadar hayati bir anlam taşıyor.

Diğer taraftan tarihsel çerçevede hukuk normlarının önyargıları besleyen ve sürekliliğini sağlayan ataerkil ideolojiden türetildiğini görmekteyiz.

Hukuk uygulamasına gelindiğinde, ataerkil ideoloji kaynaklı perspektif hukuk uygulamasına hakim olmakta ve öteki diye adledilen tüm kesimleri baskılamakta, hakim ideoloji ekseninde ezme mekanizmalarının bir aracı haline gelmektedir.

Bu da, hukukun çok yönlü ve herkesi kapsayan adaletsizlik üreten bir kurum olarak varlığını sürdürmesine yol açmaktadır. Bu bakımdan hukuk normları ve hukuk uygulaması bakımından adaletsizlik ortaya konabileceği gibi, hukuk uygulayıcılarının cinsiyeti bakımından da adaletsizlik ortaya konabilir. Bu açıdan da sorulan soruyu; Kürt halkına dayatılan hukuksuzluğun tıpkı cinsiyetçi ideolojiye dayanarak kendini var eden tüm hukuksuzluklar gibi ortadan kalkması için erkek aklına ürettiği her türden köleliğe karşı bir mücadele çağrısı olarak da  okuyabiliriz.

Öte yandan; tüm insanlık tarihi boyunca adalet arayışının da sürdüğü, buna paralel olarak hak arama mekanizmaların yaratılmaya çalışıldığı bilinmektedir. İşte tüm bu zamanlar boyunca inanılmaz fedakarlıklar ve direnişlerle üretilip hayata geçirilen değerler sistemi içerisinde hukukun önemli bir yer tutması bundandır.

Zira değerlere, ahlaka, insan haklarına dayalı bir hukuk sistemini değerli kılan da budur. Bir bakıma insanlığın geçmişten bu yana süregelen mücadele, azim ve kararlılığı ile yaratılan bir hukuktur bu.

Adaletsizliği kaçınılmaz bir yazgı olarak değil, kabul edilmez bir sonuç olarak gören Kürt halkı elbette adaletsizlikler karşısında; egemenlerin kader olarak dayattığı hukuksuzluğa değil özgürlük için mücadele ederek toplumun ürettiği değer, olanak ve fırsatlardan herkesin hakça yararlandığı paylaşımcı, dayanışmacı bir toplumsal sisteminin hukuk anlayışını yaratmak için mücadeleye devam edecektir.

Kürt halkının kendi öz iradesiyle kendi hukukunu sağlaması, bu iktidarcı zihniyete karşı mücadele etmek zorunluluğu sanırım hayati bir boyut olarak bu soru ile birlikte sürekli gündemimizde olmak zorundadır.

Sonuç olarak diyebiliriz ki hukuksuzluğun en sınırsız hallerini her nefes alışında soluyan bir halk önderinin bu sorusunda hem yaşanan sınırsız hukuksuzluk üzerine düşünme çağrısı, hem sınırsız bir mücadele çağrısı ve hemde halkların kendi adalet sistemini kurması için bir motivasyon ve itki var.

Yazarın diğer yazıları