Kürtlerin güvenliğini kim sağlar?

Türkiye Rojava sınırları içinde 32 km genişliğinde güvenlik şeridi istiyor.
Şimdilerde ABD tarafından kabul edilmeyen bu girişim, daha sonra kabul görür mü?
Bu sorunun cevabını tahmin etmek için, politik paradokslar/felaketler üçgeninde komutanlık yapan QSD Komutanı Mazlum Ebdî’ye başvuruyorum.

Ebdî’nin birkaç gün önce Yeni Özgür Politika’da yayınlanan röportajında, Efrîn işgaliyle ilgili ilginç açıklamaları var.

Efrîn işgalinde, Gerilla güçlerinin geri çekilmesi, en iyi ihtimalle, askeri bir manevra olarak değerlendirilmişti.

Ebdî, Erfîn’e müdahalenin uluslararası bir komplo olduğunu belirtiyor.
Efrîn, Hama, Homus, Şam ve Dêrazor’a karşı verilmiş.

Bu geniş röportaj değerlendirildiğinde, uluslararası güçlerin pazarlıklarında, bölgede Esad ve Türkiye’nin yararına adım attıkları görülüyor.

ABD adına vekalet Türkiye’de, Rusya adına vekalet Rusya’da mı?
Komutan Ebdî’nin bu soruya denk cevabı dikkate alınmalı.
Ebdî’ye göre, Amerika Efrîn’de çekilin telkininde bulunmamış.

Efrîn için birşey yapamayacaklarını ve karışmayacaklarını beyan etmiş.

Bir Kent‘deki halkın kaderi, o Kent‘e ulaşıncaya kadar da yol güzergahındaki, köylerde yaşayanların kaderi, kelle koltukta gezebilecek çapulcu bir ordunun insafına bırakılıyor.
Ve tahminen ABD’nin bölgedeki komutanı, buna karışmayacaklarını söylüyor.

Aynı gücün, 32 km’lik güvenlik şeridi konusunda Ebdî’e göre, bölgedeki güçler birbuçuk yıl önceki Efrîn işgali esnasındaki tavırlarını yenileyebilirler mi?:
“Amerika, Fransa; Koalisyon indirekt işin içerisindeydi. Sessiz kaldılar.”

TEV-DEM Yürütme Kurulu Üyesi Aldar Xelîl, 32 km genişliğindeki şeridin Rojava’daki Özerk Yönetim’i ortadan kaldırmayı amaçladığını açıkladı.

Bu 32 km’lik şeridin Kobanê başta olmak üzere sınır bölgelerindeki tüm yerleşim birimlerinin işgali anlamına geliyor.

Bu durumda, ABD’nin ‘Yeni Ortadoğu Projesi’, yerini ‘Yeni Türkiye Projesi’ne bırakır.
Bu ABD’nin yararına mı?

Bu konuda cevap olmazsa da, açıklama Erdoğan‘a tüm zamanlar için kalem çalan Ahmet Hakan’dan geldi:
“E hani? ABD ile Rusya arasında sıkışıp kalacaktık? Öyle yapsak ABD’yi, böyle yapsak Rusya’yı kaybedecektik… Çıkış yoktu…Nerde hani?”

Ancak aksesuardaki tehlikeli oyun yeniden başladı.
Türkiye’nin Güney Kürdistan’ı işgali, Koalisyon’nun daha da büyük bir projede anlaştıklarına işaret ediyor, çünkü, Koalisyon bu konuda sessiz.

Aldar Xelîl bu konuda çarpıcı bir açıklamada bulundu: “ABD bizim için değil, kendi çıkarları için girişimlerde bulunuyor. ABD-Türkiye arasında oluşacak ittifak birçok şeyi ortaya çıkaracak, Erdoğan’ın tehditlerini gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceğini gösterecektir.
Türkiye, bölgeyi işgal etmek için ısrarlı bir şekilde gerekçeler arıyor.”

Xelîl aktüel bir tehlikeye de işaret ediyor: “Şimdi de MİT’in bazı önemli isimler için suikast planları var. Bu planlarla bölgede korku atmosferi oluşturmak ve halkın moralini düşürmek isteniyor.”

Xelîl’in yankı uyandıran açıklamaları önemli ve QSD Komutanı Ebdî’nin açıklamalarıyla birleştirildiğinde, açık bir diplomasi yapıldığına işaret ediyor.

Dünya kamuoyunun desteğini kazanmak açısından, berrak bir diplomasinin, emperyal güçlerin böleyi paylaşma planlarını da deşifre etme açısından önemli buluyorum.
Bu aynı zamanda, Kürtler’in güvenliğini sağlama açısından da hayati değerde; söz Xelîl’de:
“Türkiye’nin tehditlerinden korunmamız için bizim de güvenli bölgeye ihtiyacımız var. Diyalog ve çözüme olduğu kadar değerlerimize sahip çıkmaya ve halkımızı korumaya da hazırız.”

Yazarın diğer yazıları