Kurtuluş’un önündeki iki engel

Rojava’nın adının ortaya çıkması, Kobenê’nin düşmeyecek olması, iki gücü çıldırttı.
Biri kemalist güç, ikincisi İslami güç.

Kemalist gücü, pek paradoks görünse de Erdoğan, İslami gücü İran Mollalar’ı temsil ediyor.
Ve Rojava halklarının kazanımının karşısında iki güç var, biri Türkiye, diğeri İran.
Son olarak, saldırgan güçlere karşı, beş partinin katılımıyla, “Rojava-Kürt Güç Birliği“ kuruldu.

Ve Suriye Demokratik Meclisi Eşbaşkanı Emîne Omer, Beşar Esad’ın umudunun Erdoğan’ın Rojava’ya saldırısı olduğunun altını çizdi.

Bu ise dolaysız olarak İran’ın umudunun nerede olduğuna işaret ediyor.
Birbirini boğazlamaya hazır iki güç, İran ve Türkiye’nin birleştikleri tek nokta, Rojava’nın siyasi bir statüye ulaşmaması.

Yıllardır süren savaş sahasında, yaşadıkları toprakları koruyan ve o topraklarda tüm etnik topluluklara dayalı ekonomik sistem kuran coğrafya Rojava’dır.
Rojava‘nın, öz (halkın kendi örgütlenmesi sonucu oluşan) savunma gücü var.
Rojava’da birilerinin burnu kanasa, bunu hemen akabinde yüzbinler duyabileceği bir dünyada yaşıyoruz.

Omer’in açıklamasından çıkan sonuçlardan biri de, “güvenli bölge“nin, Rojava’nın sınırlarının korunması açısından, olumlu olarak addedilmesi.

Güvenli Bölge’nin oluşmasıyla birlikte, Rojava’ya komşu “Erdoğan Ülkesi“nin askerleri, Rojava’nın sınırlarını korumakla görevlendirilmiş olacaklar.
Önemli olan başka bir nokta ise son tabloda ABD’nin Rojava ülkesinin var olduğunu Erdoğan’a kanıksatması.
Hatta Omer, “güvenli bölge“ ile birlikte, Türkiye’nin tehditlerinin durdurulabileceğinin de belirtti.

Ve ekledi: “Rojava yönetiminde bir değişiklik olmayacak.“
Rojava ve Suriye topraklarının yüzde 30’unu kontrol eden Suriye Demokratik Meclisi’nin askeri güçleri, muhtemel saldırılara karşı duracaklar.

Buna rağmen, Emîne Omer, askerlerinin güvenli bölgeyi kontrol etmemesi durumunda, birkaç hafta içinde kendi harekat planlarını devreye geçirecekleri iddiasında bulunan Tayyip Erdoğan’ın muhtemel saldırılarına, Beşar Esad ve İran’ın sessiz kalacağına işaret ediyor.
Rojava Özerk olmakta direnecek.
Erdoğan, güvenli bölgenin sadece Türk askerleri tarafından kontrol edilmesinde ısrarlı.
ABD, Türkiye’ye uçak vermeyi erteliyor.

Erdoğan şimdilerde, kafasına Rusya tarafından çuval geçirilen şaşkın bir ördek gibi ve anlaşılması zor bir cümle kurdu:
“Fırat ve Dicle’nin doğusunda kuzularımızı bunlara asla yedirmeyiz.”
Bunu PYD söyleseydi bir anlamı olurdu.
Erdoğan’ın ağzından çıkınca, laçkadan bir sakız gibi duruyor oldu.
Kahrolsun savaş ve özellikle de özgürleşme çabası veren toplulukların yaşadıkları Rojava’ya saldırma hazırlığında bulunan ırkçı ordulara, bir kadın cevap vermeliydi.

Ve ararken, Bese Hozat’da buldum o coğrafyada çözüm olabilecek mücadele tarzını: “Kadın, birleşik örgütlü mücadelesiyle kadın değerleri ekseninde toplumsal bir yaşamı ve sistemi inşa ettikçe, mücadelesini büyüttükçe, savaş-şiddet başta olmak üzere egemen erkek icadı tüm yıkıcı ve yok edici sonuçlar yaşam şansı bulamayacaktır.“

Belki de Rojava’daki direnişi ifade eden, etkili ve kısa bir tarif. Kürtler ve Kürdistan’daki hakların kurtuluşuna engel Kemalist Türkiye ve İslamı İran’dan kurtulacak günlerin yakın olduğunu müjdeleyen yiğit insanlara saygı duyarak…

Yazarın diğer yazıları