Kurtuluşu olmayan adam

Son tur "Evet/Hayır" tartışmalarına bakılırsa, Erdoğan’ın kurtuluşunu "hayır" diyenler kadar, "Evet" diyenler de belirleyecek.

Kuzey Kürdistan’da, işgal ve sömürgeciliğe "hayır!" belirleyici rol oynayacak.

Türkiye’de hiçbir meşrutiyeti bulunmayan ve hala "mutlak red"i varsayılan Kürdistan ve Kürtler’in Türkiye’den mutlak kopuşu, asıl "çözüm" olabilirdi.

Bir yerde Kürdistan’da Türkiye’nin Koçgiri ayaklanmasından bu yana hiçbir meşrutiyetinin olmadığının deklere edilmesinin son vaktiydi:

Bunun adı "boykot" olmalıydı.

Varlıkları mutlak reddedilenlerin, referandum yoluyla birileri yerine konulmaları işin asıl paradoksu.

Ancak, kolonyal dünya ve onun siyasal temsili Parlamento’nun "çözüm" olmadığının kanıtlanması hem Kürdistan ve hem de Türkiye halkları için hayati bir siyasi süreci kapsadı. 

Ve son sahnede "Hayır!" bir dönemi kapatmak için, son hamlelerden birine işaret ediyor.

Türkiye’ye gelince;

Erdoğan için tehlikeli "As"lar, Erdoğan’a yakın duranlar oluyorlar.

Kendisine en yakınların, siyasi intihar dışında bir seçeneklerinin olmadığını kanıksattı O tek adam.

Erdoğan’la ilk icraat temaslarında, kaderlerinin ne olacağıyla ilgili bir sözleşme imzalamaya zorlandıkları, sonraki icraatlarından anlaşılan bu adamlar, Erdoğan’ın sonunu hazırlayanların başını çekecek olanlar.

Erdoğan’ı "sevenler", böylesi bir paradoks dünyaya mahkum edildiler.

"Evet" derken, "Hayır"ı bırakın, Erdoğan’ın "bertaraf" edilmesi dahil, bu adama karşı ne yapılması gerekiyorsa, öyle yapılmasını buyuruyorlar.

Bunlara emsal olması açısından, rafine bir "köle" adamın davranış portresini işlemek istiyorum:

Son tartışmalardan birinde ve canlı yayında, Erdoğan’a köle olmanın verdiği acılar içerisinde kıvranan adamın birini dinledim.

Özelliği, uzak durmak ve yakından vurmaktı.

Televizyondaki canlı programda, Erdoğan’dan çokça uzak durmak için yüksek dozda itinalı davrandı, Iğdırlı Süleyman Özışık.

O kadar uzak durmasına rağmen, sanki elindeki Revolver‘in namlusu Erdoğan’ın şakağına dayalıydı.

En yakınında olmasına rağmen, zan altında tutulacak adam olmadığını kanıtlamak için, önce Erdoğan’ın çok uzağında olduğunun ispatı için, şimdiki Cumhurbaşkanlığı’nın daha da anti demokratik olduğunun altını çizmek için bir hayli zorlandı.

Konuşması "gri" renkteydi. Yaşama dair bir emare ele vermemek için, rafine çaba gösterdi.

Ve Erdoğan’ın varsa böylesi bela köleleri, vay haline dedim.

Ruh halini ve söylediklerini tercüme ediyorum:

Sanki, Erdoğan‘ın, tüm görülen "manyaklıklar"a rağmen,  dayanılması zor olmayan bir "manyak" olduğunu anlatmak için, maaşa bağlanmıştı.

Sonra, halkı övmeye başladı. Erdoğan’dan daha başka övdü halkı. Halkı, Erdoğan’ı "cezalandıracak tek canlı hücre" olacak kadar "övdü!?"

Bu kadar badire atlatan bir halkın, eğer "kurallara uymazsa" Erdoğan’ı bir buldozer gibi ezip geçeceğini de söyledi. 

Kürdistan’da Erdoğan’a geçit vermeyen tabloyu, Türkiye’de Erdoğan’a yönelecek "Erdoğan yapımı bu Truva atı"nı görüntüledikten sonra söylenecek tek şey kalıyor: 

Kurtuluşu olmayan o adamın geciken sonu!

Yazarın diğer yazıları