Kılıçdaroğlu yazıldı askere biraz zor alacak tezkere!..

Barzani, Türk devletiyle işbirliğinden ağzının payını aldı mı, bilmem, ama, milyonlarca Güneyli Kürt Erbil mağazalarındaki Türk mallarının artık birer mayına dönüştüğünü çok iyi anladı.

PKK, çok önceden Kürt ulusal birliğine ve Güney Kürdistan halkının tam iradesine dayanmadan ve gerekli diplomatik bağlantılar kurulmadan, en önemlisi de, “bağımsızlık” durumunda Güney Kürdistan’ın İran ya da Türk saldırılarına karşı koyabilmek için, bütün parçalardaki Kürdistan askeri güçlerinin “ortak bir komuta” altında birleştirilmesi sağlanmadan önce böyle bir referandum kararının alınmasına karşı gereken bütün uyarıları yapmıştı.

Şimdi Hewlêr (Erbil) Türk topçusunun ve tank birliklerinin menzilinde.

Pek çok ülke, bu arada İran referanduma itiraz etti. Ama Türk devletinden başka hiçbir devlet, Erbil’i ve Barzani’yi, “askeri güç kullanmakla” tehdit etmedi. Yılda Türk ekonomisine on milyar dolar akıtan Güney Kürdistan’ın Erbil bölgesine asker sevketmek üzere tezkereyi TBMM, HDP dışında bütün Türk partilerinin oylarıyla kabul etti.

Böylece AKP’nin Güney Kürdistan’la ve Barzani’yle olan ilişkisinin “çaresizlikten” kurulmuş bir ilişki olduğu ve Türk rejiminin fırsat bulur bulmaz Güney’deki Kürt kazanımlarını yok etmek isteyeceği kanıtlandı.

Bu durum CHP yönetiminin mevcut rejime karşı “sahte bir muhalefet partisi” olduğunu, hem içeride, hem de dışarıda Kürt halkına düşmanlıkta faşizmle tek cephede birleştiğini gözler önüne serdi.

Ve Türk devletine egemen olanların, İslamcı faşist AKP’nin, Türkçü faşist MHP’nin ve ulusalcı, Atatürkçü CHP’nin, Kürt olan her şeye düşman olduğu ve Kürt düşmanlığında birleştiği tartışmasız bir şekilde bir kere daha ortaya çıktı. Türk dincileri ve milliyetçileri, sadece PKK’ye değil, Kürtlüğün kendisine düşmandır ve bu da ırkçılıktır. Tıpkı Hitler’in tüm Yahudilere ve eski Güney Afrika devletinin tüm siyahlara düşman olması gibi.

Tezkere, PKK’ye karşı Irak Cumhuriyeti’nin topraklarında, onun rızası dışında asker bulundurma ve savaşma tezkeresidir. Türk devleti, hala Irak merkezi devletinin itirazlarına rağmen Başika ve başka yerlerde askeri üsleri elinde tutmakta. Güney Kürdistan’da tankları, topları, MİT irtibat büroları var.

“Türkmen kardeşler” edebiyatı, Türk devletini yönetenlerin ilhakçı niyetlerini ortaya koymakta. Vaktiyle Hataylı “soydaşlar” kampanyasının eşliğinde Hatay Suriye’den kopartıldı ve ilhak edildi. “Kıbrıslı soydaşlar” kampanyasını BM üyesi Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yarısının yutulması izledi. “Suriyeli Türkmen kardeşlerimiz” kampanyası ise Cerablus, El Bab işgaliyle sonuçlandı ve bu bölgeye “ilhak” amaçlı bir Vali atadığını bizzat AKP başı Erdoğan ilan etti.

Aynı Erdoğan, defalarca, “Irak’ın Kuzeyinde yaptığımız hatayı, Suriye’nin kuzeyinde tekrarlamayacağız” diyerek, aslında bu tezkereden çok önce Güney Kürdistan’daki bölgesel yönetime düşman olduğunu açıklamıştı.

Şimdi eline “referandum” fırsatı geçer geçmez “Kardeşi Barzani’yi tanklarıyla” tehdit etti. Ve hem Kerkük ve hem de Musul’da “hak iddia” etmeye başladı. Güye Kerkük ve Musul “Irak’ın toprak bütünlüğü temelinde Irak’a bırakılmış mış, Irak parçalanınca Türkiye Kerkük ve Musul’u işgal edebilirmiş…”

Erdoğan’ın ortağı Bahçeli, geçenlerde Sultanahmet meydanında şu pankartı açtı: “Haydi gidek usul usul-Bizim olsun Kerkük, Musul…”

Ve bir de şu eski Musul konsolosu yok mu? Dinlerken midem bulandı. “Referandum Irak anayasasına aykırı” diye bağırıyordu.

Sen Irak Anayasa Mahkemesi başkanı mısın be adam. Ve sen, bizzat partin tarafından TBMM’nin işlevi kalmadı denilen yerde, Anayasanın KHK’lerle yok edildiği bir ülkede konuşuyorsun ve TBMM’yi tasfiye eden ve Anayasayı yürürlükten kaldıran Saray rejimiyle aynı tezkerenin altına imza atıyorsun.

Sahtekarlığın her türlüsü kötüdür de, siyasi sahtekarlık kötünün de kötüsüdür.

CHP Saray rejiminin bütün temel politikalarda “gizli” ortağıdır ve fezleke ile birlikte bu ortaklık bir kere daha gün yüzüne çıkmıştır.

Eğer CHP’nin tabanı bu partinin TBMM’den çekilmesi yönünde harekete geçmezse, milyonlarca laik, ulusalcı ve Kemalist CHP’li Saray’ın peşinde sürüklenmeye devam edecektir.

Yazarın diğer yazıları