Kılıçdaroğlu’nun müthiş özeleştirisi: Adalet mücadelesi yeni başlıyor!

Özgürlükçü Demokrasi Gazetesinde Orhan Cemal Keskin önceki gün şöyle yazdı:

“Aslında Adalet Yürüyüşü, bir nevi 15 Temmuz sonrası CHP’nin tutumunun muhasebesini yapma ve kısmi bir özeleştiri verme durumudur. Ancak Tayyip Erdoğan-Devlet Bahçeli ve bunların yanında yer alan çeyrek porsiyon müttefiklerine karşı etkili mücadele etmek ve Tayyip Erdoğan’ı bin odalı köşkünden atmak için daha fazla sorgulamaya ve özeleştiriye ihtiyaç vardır.”

Bu paragraftaki “denge”, faşizme karşı mücadeleyi “sağ” ve “sol” hatalardan, örneğin CHP’yi “rakip” parti gibi görmek ya da “baş müttefik” sanmaktan korur.

Yazar, CHP’nin “Adalet yürüyüşünü”, haklı olarak “kısmi bir özeleştiri” olarak görüyor. Ama aynı zamanda bunun yeterli olmadığını,” ifade ediyor

CHP’yi radikal özeleştiriye teşvik hiç de gerçek dışı bir iş değil. Nitekim “Yürüyüşle kısmi özeleştiri” yapan Kılıçdaroğlu, Yürüyüş sonrasında parti teşkilatına gönderdiği genelgede şöyle dedi:

  „Adalet ve demokrasi mücadelesi süreci yeni başlamıştır. Artık CHP eski CHP değildir. Bunun farkında olarak mücadeleye devam edeceğiz.“

Biz şimdi Kılıçdaroğlu’nun bu “radikal özeleştirisini” nasıl değerlendireceğiz?

Ben şöyle düşünüyorum:

Aslında hem “daha önce adalet ve demokrasi mücadele sürecinde yer almadık” demek, ardından da “adalet ve demokrasi mücadele sürecinde yer almayan CHP’nin artık eski CHP olmaktan çıktığını söylemek” bir lider ve partisi için çok “radikal” laflardır.

Bu özeleştirinin samimiyetini tartışmak büyük yanlış olur. “Artık CHP eski CHP değildir” sözlerini “bu CHP adam olmaz” türü kahve ağzıyla değerlendirmek daha kötü bir şeydir. Bu sözleri “ihtiyatlı bir yaklaşımla olumlu karşılamak” bence faşizme karşı mücadelenin gereğidir. Devrimci “kendi müttefikini eleştiriyle ve teşvikle, verdiği mücadelenin örneklik gücüyle kendisi yaratır, faşizmin karşısında devrimcinin müttefiki kendisinin eseridir, bu açıdan CHP tabanı devrimcileşebilir mi sorusuna devrimci olumlu yanıt verir.”

Bu özeleştirinin “kısmi” olmasının sebebi her şeyden önce Kılıçdaroğlu’nun “adalet ve demokrasi mücadelesinden” ne anladığının “altını doldurmamış” olmasıdır. Ama daha da önemlisi, bu “özeleştirinin” “kısmi” olmaktan çıkıp, “bütünsel bir özeleştiri” haline gelmesi, CHP’nin ve Kılıçdaroğlu’nun “adalet ve demokrasi mücadele sürecinde” atacağı somut adımlara bağlıdır.

Eğer Kılıçdaroğlu, “Adalet yürüyüşü”nü “yeterli” bulur ve 2019 seçim “zaferine” yelkenlerini bu rüzgarla doldurarak sağ salim ulaşacağını sanırsa, “kısmi özeleştiri” o anda “büyük bir yalana” dönüşür. Üstelik yalnız “yalan” olmakla kalmaz, AKP-MHP faşizmine bugüne kadar yaptığından daha büyük bir “yardım” yapmış olur.

Ortada “adalet” yoksa, “demokrasi” yoksa, 2019 seçimlerini “kazanma” hedefi, Saray’dakini güldürür. Günümüzün hedefi, 2019 seçimlerini 1 Kasım’da ve referandumda yaptığı gibi zorla gasp edecek olan AKP-MHP faşizminin attığı her hukuk dışı, adalet dışı, demokrasi dışı saldırıyı, bu saldırı ister “bölücü terör örgütü” adı altında Kürt halkına yönelik olsun, ister “FETÖ’cülük” adı altında muhalif olan kim varsa ona yönelik olsun, hatta, isterse ordu ve polis içindeki muhaliflere olsun, geriletmek, yenik düşürmek, iktidarı adım adım kuşatmak, onun cephesini dağıtmak olmalıdır. Seçim, seçim günü kazanılmaz. Mücadeleyle kazanılır; bu mücadele sürecinde ya rejim çatlar ve yıkılır ya da seçimleri hilesiz hurdasız yapmaya mecbur kalır.

Bu nasıl yapılır?

Faşizme karşı mücadelede muazzam bir irade ve güce sahip Kürt siyasi hareketini ve onun müttefiklerini, “seçimde bana oy kaybettirir” gerekçesiyle “dışlayarak” bu büyük hedefe ulaşılamaz.

“Adalet yürüyüşü” şu gerçeği kanıtladı: Ahmet Türk ve arkadaşlarının Kılıçdaroğlu ile birlikte yürümesi de, Maltepe mitingine HDP’lilerin kitleler halinde katılması da, faşist kanat ne derse desin, CHP içindeki “eski CHP” yanlıları ne derse desin, CHP tabanında sadece “sempatiyle” karşılandı.

“Adalet ve demokrasi” mücadelesinin tabanı sanılandan da geniştir. Ancak bu iş “tek yürüyüşlük” ve “tek kişilik” bir iş değildir.

“Bir çiçekle bahar gelmez.”

Yazarın diğer yazıları