Libya için Berlin süreci…

Türkiye’nin Libya’da politikalarına müdahil olma isteği yeni bir gelişme değil, fakat konunun Türkiye’nin baş gündemlerinden biri olması yeni sayılır. Ki bu AKP-MHP ittifakının çabaları ile yeni yılın başlamasıyla birlikte olağan üstü toplanan meclisten geçen tezkere ile oldu.

Erdoğan Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) asker yardımı için Libya’nın asker talebine karşılık meclise alel acele Libya tezkeresini sundu. Nitekim bu karşılığını buldu ve Libya’ya 1 yıl süreliğine asker gönderme planı kabul edilmiş oldu. Libya tezkeresi CHP’nin bile karşı olduğu bir gelişme. Demokrasi güçleri de bu müdahilliğe karşı çıkıyor.

Türkiye Suriye’deki emellerinin ardından, şimdi de benzer niyetlerini Libya üzerinden gerçekleştirmek istiyor. Hem de Rojava’da devreye soktuğu çete üyeleri ile.

Türkiye’nin bir süredir zaten çete üyelerini Libya’ya gönderdiği basına yansıyan bilgiler arasında, üstelik ‘2 bin dolar aylık maaş’ ödeyerek. Bunun için de Efrîn’de merkezlerin açıldığı belirtiliyor.

Oysa Erdoğan açıklamalarında Libya’daki askeri varlığın koordinasyon üzerinden şekilleneceğini söylemişti: “Asker savaşmayacak. Daha sonra gidecek askerler de orada herhangi bir çatışmaya girmeyecek. Yalnızca Libya UMH’nin bizden talebi doğrultusunda askerlerimiz hükümete bağlı güçlere eğitim verecek.”

Erdoğan’ın oradaki varlığı elbette anlattığı gibi değil, Libya üzerinden daha büyük beklentileri var. Bunlar Yeni Özgür Politika’da yayımlanan yazı dizilerinde oldukça güzel izah edilmiş.

Erdoğan Libya’da istediklerini hemen devreye koyamayacağını anladığında yukarıdaki açıklamaları yapmak zorunda kaldı. Zira Putin ziyaretinin ardından taraflara ortak ateşkes çağrısı yapıldı. Fakat Libya Ulusal Ordusu lideri General Hafter, Türkiye ve Rusya’nın ateşkes çağrısını reddettiklerini ve askeri operasyonlarına devam edeceklerini duyurdu.

Türkiye’nin Libya’daki varlığından AB de rahatsız. Bu nedenle Almanya öncülüğünde gerçekleşmesi öngörülen Berlin Konferansı taraflar açısından büyük önem taşıyor.

Almanya özellikle Libya’da süregelen iç savaşın durulması ve çözüm yoluna gidilmesi için tarafların katılacağı Berlin Konferansını öneriyor. Berlin Konferansı özellikle bu soruna taraf olan devletlerin birbirleri ile güç savaşında kartlarını da sergileyeceği bir alan olacak.

Barış görüşmelerine tabiri caizse birbirleri ile savaşarak gelen taraflar kendileri için en iyisini koparmaya çalışacak.

Zira BM Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame Berlin Konferansı’nı işaret ederek Libya krizinin en kısa zamanda çözüme kavuşması gerektiği açıklamasını yaptı. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ise “Umarız Berlin konferansı başarılı olur” temennisinde bulundu. Türkiye ve Rusya da bu sürece olumlu bakıyor.

Almanya Libya’da arabulucu olmak istiyor. Bu nedenle bir süredir Berlin’de gerçekleşmesi öngörülen konferansın hazırlıkları yapılıyor.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas hazırlık döneminde, Libya’nın vekalet savaşlarının sahnesi haline gelmesine izin verilemeyeceğini söyledi.

Fakat Ortadoğu, şimdi de Libya çoktan vekalet savaşlarının yaşandığı alan haline gelmiş durumda. Kaygı ve temenniler pratik adımlardan oldukça farklı. Nitekim Türkiye çağrıcılar arasında yer alırken, diğer taraftan da Libya’ya hem silah pazarlığına, hem de çete transferine devam ediyor.

Libya için taraf devletlerin arayış süreçleri devam ediyor. Berlin Konferansının da ne zaman ve hangi koşullarda yapılacağı şu an için belirsiz. Konferans gerçekleştiğinde nasıl bir sonuç çıkacağı da merakla bekleniyor.

Yazarın diğer yazıları