Lice, Taşköprü ve sarmısağın faydaları

Bu başlığın birçok insana çok absürt geleceğini biliyorum; “sarmısağın ülkemizin içinde bulunduğu kan revanla ne alakası var, her yanımız ateş çemberi sen kalkmış sarmısağın faydalarını yazıyorsun?” itirazlarını daha yazının başından itibaren duyuyorum.

Fakat biraz sabreder, meramımı anlatmama müsaade ederseniz, belki Sarımsak üzerinden kimi şeylerin zihnimizde biraz daha berraklaşmasına bir nebze yardımcı olabilirim…

Sarmısağın çok faydalı bir bitki olduğu kesin; “yüksek tansiyonu düşürür, atardamar kireçlenmesinin önüne geçer, kan şekeri seviyesini düşürür!” Yazının konusu gerçekten doğrudan sarmısağın faydaları olsaydı listeyi oldukça uzatabilirdik; fakat bizim bu yazıyla muradımız doğrudan sarmısağın faydalarını konuşmak olmadığı için bu kadarıyla yetinmek en doğrusu…

Avrupa’da yaşayan kimi okuyucularımıza ilginç gelebilir; fakat Erdoğan’ın Rojava işgal girişiminden önce Türkiye’de ortalama insanın en çok konuştuğu konulardan bir tanesi Sarımsak fiyatlarındaki anormal artıştı. Eylül ayında kilosu 50 TL’den satılan Sarımsak ortalama insanın en çok konuştuğu konuların başında geliyordu. Bunun üzerinde Hükümet sarmısak ithalatında uygulanan gümrük vergisini yüzde 25 oranından düşürdü.

Türkiye’de kimi zaman; et, süt, soğan, sarımsak, patates gibi temel gıda ürünlerinde sadece iklim koşullarıyla ile izah edilemeyen yokluklar ve hemen arkasından gelen fiyat artışları ve bir süre sonra ithalat teşvikleri yaşanır.

Toplum önce bu ürünlerin yokluğu ile mağdur edilir, fiyatlardaki artış bir süre sonra toplum tarafından makul karşılanır ve bütün bunlardan sonra iktidarın etrafında çöreklenmiş fırsatçılar (kendilerinin daha önceden haberdar oldukları) bu tür ürünlerin ithalatını kolaylaştıran, vergi indirimleri getiren düzenlemelerle yerli üreticilerin aleyhine altın vuruş yaparlar.

Erdoğan rejimi yandaşı mutlu etmek için kimi zaman; SİT alanlarını ranta açıyor, ormanlık alanda yabancı firmalara altın arama ruhsatı veriyor, ihale dağıtıyor, HES’lerle doğa katliamı yapılmasına müsaade ediyor, kimi zaman da örneğimizde olduğu gibi yerli üreticinin mağdur olması pahasına bazı ürünlerin yurt dışından ithal edilmesinin önünü açıyor.

Aslında bunların hepsi amiyane tabiri ile aynı kapıya çıkar; hepsinde temel kaygı yandaş asalağın kanının biraz daha semirmesini sağlamaktır. İnsanlar ve doğa mağdur edilirken toplumun alın teri, nehirleri, gölleri, ormanları rant olup yandaşın pis midesine boca edilir.

Aslında işin en acı; çoğu zaman konuşmak istemediğimiz tarafı bütün bu olanlara toplumun verdiği tepki olmaktadır. Bütün bunlar bu ülkede kerelerce yaşanmış olmasına rağmen Türk toplumu her defasında sanki ilk defa yaşanıyormuş tepkisi veriyor…

Erdoğan’ın işgal gerekçelerinden bir tanesi de bütün bu rant ilişkilerini ve her geçen gün artarak devam eden yoksullaşma sürecini gözlerden uzak tutmaktı.

Erdoğan 17 yıllık iktidarında benzer atraksiyonları kerelerce yapmış olmasına rağmen Türk toplumu Erdoğan’ın Rojava işgal girişimine hala yüzde yetmiş beş oranında destek veriyor…

Öyle anlaşılıyor ki; ortalama bir Türk bireyi için milliyetçi/mukaddesatçı hissiyat, ülkede yaşanan yoksulluktan, hak ihalelerinden, yargısız infazlardan, içerde ve dışarıda uygulanan şiddetten daha önemli olmaktadır. Dolayısıyla ortalama Türk insanı bu iki noktadan kolayca yanıltılabilmektedir.

Bu Türkiye’yi yönetenler ve yönetmeye aday olanlar için çok önemli bir bilgidir ve her iki çevre de bu bilgiyi sonuna kadar suistimal etmek için birbiriyle yarışıyorlar.

Ve onların bu davranışları bu ülkede birlikte yaşamayı neredeyse imkansız hale getiriyor…

Sarmısağın en çok üretildiği yer olduğu için gelin Kastamonu’nun Taşköprü ilçesi ve Lice’de en son yapılan seçim sonuçlarına bakalım ve kendimize soralım; “Taşköprü ve Lice hangi ortak paydada birlikte yaşayacak?”

Lice 31 Mart 2019 Yerel seçim sonuçları: HDP 77,73 AKP 19,78 CHP 1,88 Sadet 0,31 BTP 0,21 Bağımsız 0,09

Taşköprü; MHP 44,81 AKP 43,53 CHP 8,39 İYİ Parti 2,81 Sadet 0,33 BTP 0,12

Bu sonuçlar sadece seçmen davranışlarında değil; birlikte yaşamanın en temel dinamiği olan duygusallıkta da muazzam bir kopuşu işaret ediyor…

Yazarın diğer yazıları