Lübnan’da son tango

Ekonomik kriz ve yolsuzluğun artışı ve yeni vergilerin getirilmesine karşı 17 Ekim’de başlayan halk ayaklanmasında nihayet hükümet geri adım attı ve Başbakan Saad al-Hariri istifa etti. Tabi istifa etmemek için 13 gün direndi. Hizbullah destekçileri ve Hizbullah’ın Şii müttefiki olan Emel Hareketinin de protestoculara saldırmasıyla sokak eylemleri iyice çığırından çıkmıştı. Okullar, işyerleri ve bankalar 10 gün kapalı kaldı. Hem özel hem de devlet üniversiteleri, öğrencilerden ve öğretim üyelerinden yeni bir karar gelene dek kapılarını kapadı.

Tunus, Suriye ve Mısır gibi ülkelere nazaran daha karmaşık bir siyasi ve sosyal yapının olduğu, çok farklı dine ve inanca sahip halkların yaşadığı Lübnan’da hükümette de her inançtan temsilcinin olmasına özellikle dikkat ediliyordu. Örneğin cumhurbaşkanı Hıristiyan iken, Başbakan Sünni Müslüman ve meclis sözcüsü de Şii mezhebine sahipti. Her türlü desteği İran’dan alan Lübnan’ın Hizbullah lideri Hasan Nasrallah bu ayaklanmayı mezhepler arası bir savaş tarafına çekmesine rağmen, meselenin mezhepler üstü bir mesele olduğunu tam tersine mezhepçi bir sistemi hedef alan bir halk isyanı olduğunu protestocular açık bir şekilde ispatladı. Öyle ki politik isyanların pek rastlanılmadığı ve mezhepçi çatışmaların sıkça kışkırtıldığı kırsal bölgelerde bile ayaklanmasının yankıları görüldü. Hiçbir zaman ulus olamamış Lübnan halkı ilk kez ortak bir noktada birleşti.

Ülkenin ekonomisi dışarıdan borç, turizm, gayrimenkul ve tüketim üzerine kurulu bir düzen içerisinde olduğu için endüstri ve tarım alanında gerçek anlamda bir üretim kalmamıştı. Lübnan’da bankadaki varlıkların yüzde 51’inin sahibi yüzde 1’lik bir kesim. Vergi yoluyla halk daha da sömürülürken bu vergiler de banka sahiplerine gidiyordu. Halkın demokratik değerler, anayasal bağlılık ve vatandaşlığın önceliğine dayalı sivil bir devlet kurma arayışında olduğu çok açık. Hükümetin bir dizi reform önerisini protestocular ret etti ve istifa dışında Başbakana başka bir çare görünmedi ve Başbakan Hariri istifa etti. Peki ya şimdi?

Halk ayaklanmasının sonuç verebildiğini gösteren yegane örneklerden biri oldu ancak halkın diğer talepleri de dikkate alınacak mı? Mezhepçi bir siyasetten vazgeçilip halkın vatandaşlık ve demokratik hakları önceliğe alınacak mı? Muhtemelen bir geçiş hükümeti kurulacak ve erken bir seçim gerçekleşecek. Meclisin ve tüm partilerin fes edilmesi de istenen talepler arasında. Halkın geçici çözümler istemediği çok açık. Yoksa hükümetin ilk başka oldukça çekici görünen tedbir paketlerini kabul ederdi. Bankaların vergilendirilmesi, kamu vergilendirilmesinin de halkın lehine olacak şekilde değiştirilmesi ve ekonominin üretken sektörlerinin tekrar canlanması gerekiyor. Ki ancak öyle yıllardır halktan çalınan milyarlarca dolar geri alına bilinsin.

Yazarın diğer yazıları