Lumpen darbeciler

Doğuda, Endonezya’dan güney Asya boyunca TC’ye uzanan, Kuzey Afrika’yı (Mağrib) kapsayan İslam dünyası, bir baştan öbür başa kadar demokrasi korkusu hastalığından muzdariptir. Bu dünya El Kaide ve inip çıkan IŞİD çetesi tahtaravallisidir.

Tahtaravallinin gölgesinde, kurulan kazanlarda insanlık kaynıyor. Kürtler, inkar ve yasağın kurbanı bir halk. Kendi ana yurtlarında parya…

Ana dilleriyle eğitim yasak. Yurtlarının ismi bile el konulmuş, bağlanmış bir esir, statüleri ise yok.

Ve Recep Tayyip, Kürt gençleri adına kendine mektup yazdırıp, Anadolu Ajansı aracılığıyla yayımlatıyor.

Kürdistan’da, son 30 yılda çetelerin hücumuna uğramamış, yakınını, sevdiğini eşkıyaya kaptırmamış Kürt aile, hatta birey yok. Köyü, köyün bağı, bahçesi, ekin tarlaları ateşe verilmemiş Kürdü de…

Bugün Suriyelilerin başına gelenler, dün Kürtlerin kaderiydi. Denizlerde boğuluyor, Meriç’in akıntılarına kapılıyor, güneye göç edenler havadan bombalanıyorlardı.

Külhan sakini kimilere ısmarlanıp, Recep Tayyip’e hitaben yazdırılan mektuplar, daha başlangıç kelimesi hitapta sahtekarlığı ele veriyor. Kim kandırılıp, hangi beyinsiz dolandırılmak isteniyor bilmiyorum, ama mektuplarda, Kürt halkının onur çocuklarına terörist denilerek söze giriş yapılıyor.

Oysa, yer yüzünde dolandırılacak Kürt kalmadı. Uykuda kendini unutmuş son Kürt de, Recep Tayyip’in, “son terörist öldürülene kadar savaş” diyerek, sevgili halkına, “bu topraklar, şehit kanıyla sulanmaya devam edecek” müjdesi verdikten sonra uyandı. Bütün Kürtler aynı safta artık.

Bu, benim hükmüm değil. Kamuoyu, eğilim araştırması yapan şirketlerin vardığı sonuç böyle…

İnternete el konulduğu, haber alma kanalları kapatılmaya çalışıldığı halde, AKP’nin askeri rejimini de aratan “lumpence sinsi darbesini” görüyor.

Askeri darbelerin bir yasası vardı. Onlar daha mertçe sıkıyönetim ya da olağanüstü hal diyorlardı. Lumpenlerin sivil darbesidir bugün yaşanan.

Generallerin sıkıyönetim ve olağanüstü hal rejimi yok ama, Kürdistan’da o yönetim biçimlerindeki gibi, top, tank atışları, uçakların bombardmanına açık, sahibi olan halka yasak topraklar var. AKP’nin kutsal ruhu mülkiyet hakkı, Kürtlere yasak. Sürek avına dönüştürülen tutuklamalar, cinayet ve yangınlarla terör fırtınaları da AKP’nin dinci bakışına uygun…

Eşkıya, çeteler 1990’larda asit kuyularına ceset dolduruyordu, katledilmiş insanları. Yol boylarına serpiyordu.

Günümüzde IŞİD yöntemleri geçerli. Terörün dehşetiyle insanları sindirmek için IŞİD’in Allahu Ekber naralı keskin nişancıları şehir içinde mevzilere yerleştiriyorlar.

Rejim, bir kanunsuzlar belasıdır. Kaide kural tanımayan…

Kanunsuzlar bu haliyle, Kürtler için değil bölge ve giderek dünya için yük. Dünya bu yükü daha ne kadar çekecek bilemiyorum, ancak Mısır’daki Mursi rejimi bu kadar can yakıcı olmamıştı.  

Yük, giderek ağırlaşıyor. Suriye ve Irak yeniden ele geçirilecek vaddedilmiş topraklar gibi. Eliyle, koluyla dalıyor. Utanma nedir bilmeden, el alemin ülkesini persallemeye çalışıyor, kendilerince düzenlemeler yapıyorlar.

Bir kaç gün önce, Mısır, “Türk devleti ülkemize terörist ihraç ediyor” diye dünyaya dert yanıyordu.

Ne alaka diyeceksiniz. Tayland hükümeti de, “belaya çatmış” gibi yakınıyor, TC pasaportlu Uygur teröristlerin musallat olduğunu açıklıyordu.

Yük dediğim budur. Libya Kaddafi, Britanya’da uçak düşüren teröristlere yardım nedeniyle suçlanmış, canı alınarak bedel ödetilmişti.

Bunlar büsbütün, dünyanın kanunsuzları!

Son zamanlarda, bunların sonunu, Mursi rejimiyle özdeşleştirenlerin bir bildikleri mi var acaba? Neden Mursi gibi deyip duruyor, dünya medyası…

Yazarın diğer yazıları