Mafya ile demokrasicilik oynamak…

Ava Neşe KALP

AKP ve Ergenekon çetesi, oyun kıvamında bir seçimi “kazandı”. Tabi bunun benim de dahil olduğum ‘Abbas Yolcu’ yorumlarımızı desteklememesi bizim tahminlerimizin yanlışlığını değil, gerçek ve adil bir seçim olmadığını ispat eder.

Türkiye ve Erdoğan ile seküler milliyetçi yeraltı çetesini bilen herkes, böyle bir opsiyonu (zor kullanarak kazanma) telaffuz etmese de hesaba katıyordu elbette. Ancak yine de umudu diri tutmak ve halka güvenmek de vardı. Alanlar bunun yansımasıydı. Buna, CHP’nin rolüne olan pozitif anlam -seçmenin baskısı- yüklemenin yarattığı bir umut da destek veriyordu. Ancak bu her zamanki gibi doğru çıkmadı. Yani CHP hem şaşırttı hem de şaşırtmadı aslında. CHP’nin Türkiye’de Türk-İslam Sentezinin Sol ve Aleviler içine sokulan bir Truva atı olduğunu bir kez daha anlamış olduk, kitlesini tenzih ederek.

Böylece son seçimle birlikte artık TC yeni bir forma aleni olarak oturmaya başladı. Bu formun en önemli özelliği, Türkiye’nin ırkçı ve ayrımcı olsa da eskiden var olan hukukunun ortadan kaldırıldığı, yerine Mafya kurallarının ikame edildiğidir. Dolayısıyla Çiller, Ağar ve Soylu ile birlikte taşeron olarak Türkiye’nin en ‘ünlü’ iki mafya lideri artık TC’nin “adalet” işlerini yürüten ekibin başındadır. Koalisyon gereği, biri MHP’yi diğer ise AKP’yi temsil etmektedir. Bu nedenle çete reisi, sınırsız ziyaretçi bonusu ile cezaevindeyken kendisine hastane formunda özel hotelcilik hizmeti sunulmaya başlanmıştır.

Devletin hukukunu bypass ederek alenen bu çetebaşlarının öne çıkarılmasının meali, toplumun tehdit edilmesi ve mafyatik bir yönetimin artık tamamen devlete hakim olduğunun ilanıdır. Dolayısıyla, TC tarihinde Türk ve Müslümanlaştırılma yöntemleri en açık şekilde bu sivil çeteler üzerinden okunabilir. Türkçü ve İslamcı paradigmanın neredeyse tüm katliamları devletin yedeğindeki bu tür çetelere ihale edildiğini biliyoruz; Alevi katliamları, gayri Müslimlere yönelik linçler vs. Şimdi ise bu çeteler, AKP-Ergenekon mafyasına boyun eğmeyenleri tehdit etmede kullanılmaktadırlar.

Bu sürecin planlanması ve uygulanmasında, profesyonel, istihbarat birimlerinin de içinde olduğu özel bir ekiple çalışıldığı açıktır. Hazırlıklarını, seçim öncesi anket kontrolünden, erken seçim kararının ilanından çok öncesine kadar götürmek gerekir. Bu hem pazarlık, hem de bir planlama sürecidir. Pazarlık ve hazırlıklar tamamlanınca “resmi tellal” Bahçeli tarafından duyurulmuş oldu.

Daha da önemlisi, bütün bu mükemmel teknik mühendisliğin Türkiye’den öte, dünyaya müdahale eden güç ya da güçlerle yapıldığı ihtimalinin bir hayli yüksek olmasıdır. Yani Ortadoğu’nun dizaynının devamını güvenceye alacak sürecin bir parçasıdır aslında.

Türkiye ve Ortadoğu’nun kaynaklarını birlikte hortumlayan güçlerin ortaklığı, artık ülkelerin yönetimlerine atadıkları mafyatik liderlerle sağlanıyor. Kendi yasalarını dahi ayak bağı olarak gördüklerinden, hem kendi hem de uluslararası yasaları bypass edecek metotlarla ülkelerin kaynaklarına bu mafyatik çetelerle el koyuyorlar. Bahçeli’nin özgüveni, Erdoğan’ın sonuçları YSK tarafından açıklanmadan, kazandığını ilan etmesinin anlamı tam burada netleşmektedir.

Mafyalaşma sürecini tamamlayan AKP’ye, sonuçları önceden fixlenmiş bu mühendislik projesinin arkasındaki teknik desteğin ne karşılığında verildiğinin sorgulanması önem kazanmaktadır. Dünyanın en gelişkin teknolojisini kullanan ABD’de bile günlerce Rus müdahalesi tartışılmıştı. Türkiye’de daha açık veriler varken bu tartışılmadı ya da tartışılamadı. Bence en önemli göstergelerden biri “adilseçim” platformu adlı portaldır.

“Muhalefet”in olduğu belirtilen portal, o gece çok önemli bir rol oynadı AKP’nin “kazanma” mizanseninde. Sitedeki Türkiye haritası ve onun üstündeki pasta grafikte MHP’nin oyu 11.88 gibi bir rakamla en başından itibaren konulmuştu. Siteye bakarken MHP nerelerden oy almış diye tek tek illere tıklamaya başladığınızda ise bunu destekleyen veriler yoktu. MHP’nin oy oranları illerin yüzde 90’nında 0.4 civarında idi. Yani hiçbir şekilde bırak 11.88’i, yüzde 2-3 puanı bulması bile mümkün görünmüyordu. Bu konuyu başkaları da fark etmiş ve platformun Twitter hesabında buna dair bir iki kişi sorgulamaya başlayınca, il ikonları hemen pasif hale geldi. Yani il verilerine ulaşılamadı ama pasta grafik ve MHP’nin oy yüzdesi orada sabitlendi.

Bütün bunların anlamı, bu mühendislik çalışmasının Türkiye ayağında sadece AKP-MHP yoktu, muhalefetin içinde özellikle de CHP’de bir ayağının var olduğudur. Nitekim seçim daha bitmemişken aynı siteden 10 milyonluk gibi absürt bir oy farkı bilgisinin yayılması; bütün tehditlere karşın yüz bin müşahidi sandıkları savunmaya çalışırken, parti yönetiminin havlu atıp teslim olması; CB adayının 18 saat erişime kapalı olması gibi bir dizi gösterge bu iş birliğine dair ciddi veriler sağlamaktadır.

Daha da önemlisi CHP içinde, seçim için üretilen bu programın, birinin parti sözcüsü Bülent Tezcan ve diğerinin Tekin Bingöl olduğu dillendirilen CHP’li iki milletvekili tarafından bazı kişilere satıldığı iddiaları ise bambaşka bir tartışma konusu. Dolayısı ile ortak bir planla, seçmenlerin bypass edilerek Türkiye’de Kürtleri ve ötekileri iktidardan uzak tutacak yeni form elbirliği ile inşa edildiği açık. Seçim sonrası travma stresi ise muhalefet seçmenlerine kaldı.

Yazarın diğer yazıları