Mahabad Kürt Cumhuriyeti

25 Ağustos 1945 tarihin-de İran, İngiltere ve SSCB tarafından işgal edildi. Sovyet güçleri Koy ve Maku’yu işgal edip bilahare Baneh ve Senendaj’a kadar ilerleyip Doğu Kürdistan’ın kuzeybatısını denetimi altına aldı. İngiltere ise Bağdat-Xanekin-Tahran yolu üzerindeki Kirmenşah ve Senendaj’a kadar Doğu Kürdistan’ın güneyini işgal etti. Arada kalan Mahabad, Banah, Sardak, Divandere mıntıkası ise Kürtlerin elinde kaldı. İngiltere ve SSCB’nin yaptıkları anlaşmaya göre savaş bittikten sonra altı ay içerisinde işgal güçleri Kürdistan’dan çekilecekti. Amaç Hitler‘in Türkiye’yi savaşa sokması halinde Kafkasya’da tedbir almak, Sovyetlere malzeme temini için Bağdat-Xanekin-Tahran yolunu açık tutmaktı.

16 Eylül 1942 günü 15 kişilik bir grup Mahabad’da Çemi Seblax kenarındaki Hacı Davud’un bahçesinde toplandılar. Toplantıya Hevi örgütü kurucusu Mir Hac’da katılıyor, katılımcılara deneyimlerini anlatıyor, hücre tipi çalışmayı öneriyordu. Toplantıya katılanlar örgüt kurmayı kararlaştırdılar. Örgütün adını „Komêla Ziyaneweyê Kurdistan“ koydular. Örgüte her Kürt üye olabildiği gibi Kürt Şiiler, Asuriler, Hıristiyanlar Kürt azınlığı olarak kabul edildiklerinden üye olabiliyorlardı. Örgüt Azeri ve Karapapaklara kapalıydı. 1943 yılında örgüt üyeleri Xwedaperest tepesinde toplantıya çağrıldı. Bu toplantıda MK üyeleri belirlendi. 1944 yılında Mahabad’ın tanınmış siması Qadı Muhammed Komêla’ya üye oldu.

1945 yılının Mart ayında örgüt „Dayikê Niştiman“ isimli operayı sahneye koydu. Opera Doğu Kürdistan’ın her tarafında sahne aldı. Büyük coşku ve heyecanla karşılandı. Yine aynı yılın Nisan ayında legaliteye çıkarak açık olarak faaliyet göstermeye başladı. 1945 yılının Eylül ayında Qadı Muhammed, Menaf Kerim, Ali Reyhani, İlhanizade Kasım ağa, Seyfi Qadi, Abdullah Kadiri, Mameş aşiretinden Hamza Nulus ve Nuri bey Bakü’yü ziyaret ettiler. Mergeden Otelinde tartışıp Azerbaycan başkanı Bakırof’a sunacakları ihtiyaç listesini ve konuşma konusunu tartıştılar. 

Bağımsız bir Kürt devleti kurulmak isteniyor, bunun için SSCB maddi ve manevi destek talep ediliyordu. Bakırof ise Azerbaycan’a bağlı özerk bölgeden yana idi. Bağımsızlık ise ona göre ileride İran ve Irak’ta halkçı yönetimler kurulduktan sonra düşünülebilinirdi. Bakırof’un halkçı yönetimleri İran ve Irak’ta hiç bir zaman kurulamadı. Qadı Muhammed bu öneriye “Kürtler Azerbaycan dışında özerk bir yönetim kurmaya kararlıdırlar. Siz Tebriz’deki meslektaşlarınızın tutumunu desteklemek için var gücünüzle çalıştınız. Şimdi’de lütfedin Kürtler için çalışın“ yanıtı verdi. Bakırof, „Sovyetler var oldukça Kürtler mutlaka özgürlüğüne kavuşacaktır“ dedi. Bunu Qadı „Kürtler kendilerine uzanan eli sıkacaktır“ diye karşıladı. Ancak Kürtlere uzanan bir el olmadığı gibi Sovyetler döneminde de Kürtler özgürlüklerine kavuşamadılar.

Bakırof Kürtlerin özerkliğini korunması için Mahabad’a tank, top ve makinalı tüfek gibi ağır silahlar, ayrıca Bakü’deki askeri okulda okumak üzere Kürt çocuklarının eğitimi sözünü verdi. Ancak hiç bir sözünü yerine getirmedi. Mahabad’a sadece hafif silahlar ile radyo ve matbaa gönderildi.

Aynı yılın 16 Ağustos’un‘da 106 delege ile toplanan Komela ismini Bakırof’un önerisi doğrultusunda PDK olarak değiştirdi. Bu esnada 1945 başkaldırısı İngiliz Hava Kuvvetlerinin desteği ile sonlanan M.Mustafa Barzani yanındaki silahlı güçlerle birlikte Kürdistan’ın doğusuna geldi. Yanında Mustafa Xoşnav, İzzet Ali Eziz, Muhammed Mahmud ve Xeyrullah Kerim gibi Irak ordusunda görev almış deneyimli subaylarda vardı.(Yerim kalmadı devamı haftaya)

KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA: 

* Kürt Özgürlük Mücadelesinde önemli bir yere sahip olan DDKO İstanbul derneğinin ilk başkanı, PDK’lı Türkiye ve KAK’ın (Komala Azadiya Kürdistan) kurucusu, Diyarbekir DDKD davası sanığı ölümsüz Necmettin Büyükkaya, Diyarbekir Cezaevi’nde 23 Ocak 1984 tarihinde şehit edildi. Cenazesi memleketi Siverek’te toprağa verildi.

* 24 Ocak 1995’de Cenevre savaş sözleşmesi PKK tarafından imza edildi.

* 25 Ocak 1984’te Ala Rizgarî davası sanıklarından Remzi Aytur Diyarbakır Cezaevi’ndeki katliamları protesto etmek için yaşamına son verdi.

* 25 Ocak 2001’de HADEP Silopi Başkanı Serdar Danış ve sekreteri Ebubekir Deniz devletin güvenlik güçlerince gözaltına alındı. Bugüne kadar kendilerinden hiçbir haber alınamadı.

Yazarın diğer yazıları