Mam (Apê) Celal…

Siyah-beyaz küçücük bir fotoğraf karesi. Gencecik bir adamın yüzü. Kürtlerin deyimiyle, “bedew" (yakışıklı) ve ışıltılı bir “xort" (delikanlı)…
Üstünde, Kürt savaşçılarını sembolize eden “şal û şepik" kıyafeti. Bir kayanın dibinde durmuş, tüfeğini ortasından kavramış, dümdüz bakıyor. Baharda, dipten göğeren ak söğüt çitili gibi kırılgan görünüşlü, kaytan bıyıklı.
Başına doladığı ipekli desmalın (kefiye) püskülleri, şakakları, alnından aşağıya akıyor, gülümsemesi ışıldayan göz bebeklerini gölgeliyor…
Bir gazeteden kesilip alınma bu fotoğraf karesi, 1960’larda, Kürt gençlerinin, Türk devletinden gizli hazineleri olan “zula"ların başlıca değerlisi. Aynı fotoğraf, sayısız oda duvarları, özel dolaplarının kapağında süs, kitap sayfaları arasında esirgenen büyülü hayallerin simgesiydi…
Genç adam, dünü, urt û ocağı, aslı-nesli, hatta babadan öte akraba-ı talukatı da olmayan türedi soysuzların hakaret, aşağılama kelimesi olarak telafuz ettikleri, aşiretin bir mensubu, daha sonra, Kürdistan’ın bütün parçalarında Mam (Apê) Celal diye anılacak Celal Talabani’ydi.
Kadiri Dervişi gibi, diyar diyar dolaşıp Kürdistan parçalarının birlik ve dayanışması için mücadele eden, bu yüzden evlerin oturma odalarında, aile ferdi gibi Mam Celal olarak anılan…
Yine, aslını-neslini inkar eden türediler, “Kerkük tarihinde yoktur" diyorlardı, ama Mam Celal’ın aile soyunun kökleri Kerkük’ün derinliklerindeydi. Kerkük’te, Kadiri tarikatının tekkesini kuran, yüz yıllar boyunca sayısız edip ve din adamı yetiştiren bir ailenin oğlu olarak 1933 yılında doğdu.
Koysancak ve Erbil’de okudu. Bağdat Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi.
Ancak, Kürdistan’ın kurtuluşuna katılması, daha 13-14 yaşlarındayken, 1940‘larda başladı.
O dönemde, İran Kürdistan’ı daha örgütlüydü. İran Kürdistan Demokrat Parti (İKDP) oldukça etkili ve gürce ses veriyordu. Irak Kürdistan Demokrat Parti (IKDP) 1945 yılında, onun kolu olarak Süleymaniye’de kuruluyordu. Daha sonra, Celal Talabani‘nin kayın pederi olacak olan Avukat İbrahim Ahmet, partinin temsilcisiydi. Talabani de bir yıl sonra gençlik kollarına üye yazılıyor ve aktif çalışmalara katılıyordu.
İran, 22 Ocak 1946 günü, Qazi Muhammed‘in Mahabad Çarçıra meydanında ilan etmesiyle Kürt Cumhuriyeti kuruyorlardı. Cumhuriyetin, 6 bin kişilik bir ordusu, ayaklanmaları bastırılmış Irak Kürtlerinden oluşuyordu. Genelkurmay Başkanı da, General rütbesi verilmiş Mele Mustafa Barzani’ydi.
Ancak, İran’ın Aralık ayında hücuma geçmesi üzerine, Qazi Muhammed, Şah Rıza’nın katliam yapmasını önlemek için, teslim olmuştu. Bunun üzerine, Mele Mustafa Barzani de ordusuyla Irak’a çekilmiş, ancak tutunamayınca, Rusya’ya geçmişti. Bu arada Qazi Muhammed idam edilmişti.
Celal Talabani, bu süreçte partinin gençlik kolları başkanlığını yürütüyordu. 1955 yılında  Üniversiteyi bitirince, Varşova’da toplanan dünya gençlik kongresine katılmış, 1958 yılında da, Rus ve Çin sistemlerini görmek, Barzani ile görüşmek için, uzun bir geziye çıkmıştı.
Bu arada Irak’da, General Abdulkerim Kasım’ın darbesiyle rejim değişmiş, yapılan görüşmelerden sonra Barzani ülkeye dönüşüne izin verilmişti.
Böylece, Kürtlerin hayatında yeni bir aşama başlamıştı. Talabani, 25 yaşında ve Irak Kürdistanı dış ilişkiler sorumlusu, ayrıca halk örgütlenmede en önemli kadrolardan biriydi.
Ancak, darbe yönetimiyle yapılan özerklik görüşmeleri, Kerkük nedeniyle anlaşmazlıkla sonuçlananca, 1961 yılında silahlar patlamış, çatışmalar başlamıştı. Talabani, savaşta şaşırtıcı başarılarla anılan komutan olarak ünlenmiş, mücadelenin önderleri arasında yer almıştı.   
Derken, General Kasım, General Abdurrahman Arif’in karşı darbesiyle düşürülmüş, yeni yönetimle diyalog kapısı aralanmıştı. Talabani, bu görüşmelerde Kürt delegasyonuna başkanlık ediyordu.
Öte yandan, 1963 yılında, Arap dünyasının, resmen ilan edilmemiş lideri konumundaki Nasır’la görüşmek için Mısır gitti. Nasır’dan aldığı destek, onun ününü yaygınlaştırdı.
Ancak, geleneksel Kürt kültürel değerlerine bağlılıkta direnen parti Genel Başkanı Barzani ile sol dünya görüşüne sahip Genel Sekreter İbrahim Ahmed arasındaki anlaşmazlıklar da giderek derinleşiyordu.
Derken çatlama ve sessiz bir çatışma başladı. İbrahim Ahmed ve Talabani İran’a sığındılar. Daha sonra sağlanan bir uzlaşma ile geri döndüler. Ama ana sorunlar ortada duruyor, ayrışma derinleşiyordu.
İbrahim Ahmed ve Talabani Bağdat rejimiyle yaptığı görüşmeler, işbirliği olarak önlerine getirildi. İkili ve arkadaşları bir kere daha ülkeyi terketmek zorunda kaldılar. Barzani’nin 1970’de Bağdat’la yaptığı anlaşmadan sonra, geri döndüler, 1975’deki yenilgiden sonra bütünüyle koptular. Talabani ve arkadaşları KDP’den ayrılıp Kürdistan Yurtseverler Birliğini kurdular. Savaşçılarını (Peşmerge) silahlandırıp, Bağdat’a karşı ayrı cephe açtılar.
Zaman zaman, ortak düşmanı bırakıp birbiriyle savaştılar.
Bağdat, Talabani’yi teslim atmak için Halepçe’de kimyasal silah da kullandı. Dağılmalar, direnmeler derken, Amerikan müdahalesi ve korunan Kürdistan bölgesi…
Zorlu yıllardı. Ortalık belalı. O ise hızlı bir koşucuydu. 
Entrikalar kaynıyordu, ortalık. Ölümün fiyatı, bir kurşun bedelindeydi. Talabani’nin alnında, ayrıca Irak rejiminin ölüm emri…
Ama katil, her defasında onu ıskaladı. Tarih, ondan yana işledi. O, horlanan, başına ödül konan bir Kürt olarak, sonunda Irak‘ın devlet Başkanlığına çıktı. Peşindeki ise darağacına…
Haklı olan kazanmıştı. Ama ölümü, Kürtler için büyük kayıptı. Çok erken. Çünkü, Kürtlerin ulusal birlik ve dayanışma rüyası vardı. Bu konuda yol alınıyordu. Apê (Mam) Celal, bu soylu, bu büyülü arzunun öncülerindendi. Rüyanın gerçekleşmesini göremeden gözlerini kapadığı için, Kürtler ayrıca üzgün…
Kaygan bir zeminde bir dolu mücadele, sevinç ve zafer naralarından sonra güle güle Apê Celal. Şerefle Mam Celal, onurla. Kürdistan tarihin onur sayfasına güle güle, Apê mın!..

Yazarın diğer yazıları