Mam Celal

Mam Celal, bize mücadelesi ve fikirleri ile dev bir miras bıraktı. Çocuk yüreği ile katıldığı Kürdistan özgürlük mücadelesinde, dünyada yer edinmiş bir lider olarak aramızdan ayrıldı. Acımız çok büyük. Başta TALABANİ ailesi olmak üzere, Kürdistan Yurtseverler Birliği ve halkımıza başı sağ dileklerini iletirken, Kürt halkının kalbinde çok özel bir yeri olan Mam Celal ve onun özgürlük mücadelesi her daim yaşayacaktır.

Ortadoğu halklarının demokrasi ve özgürlük talepleri yükselirken Mam Celal’in liderliğinden yoksun kalmak kuşkusuz telafisi mümkün olmayan bir boşluk bırakacaktır. Ancak Mam Celal bizlere görkemli bir mücadele mirası, siyaset ve diplomasi birikimini bıraktı. 

Mam Celal ile 1991 Haziranında, Şaklawa’daki karargahında ilk kez karşılaştık. Bakur’dan geldiğimi öğrenince üç gün beni misafir etti. Üç gün boyunca her fırsatta bana sadece Bakur’u sordu.

Soykırım tehdidi altındaki Güney Kürdistan halkı tarihin tanıklık edeceği en büyük insani dramını yaşıyordu. Yüzbinler Türkiye ve İran sınırına dayanmıştı. Dünyanın sessizliği bu soykırım tehdidine karşı sadece insani yardım olarak tecelli etmişti. Bakur halkımız adeta bir ulusal seferberlik ruhu ile ekmeğini kardeşleri ile bölüşmek için adeta bir birleri ile yarış halindeydi. Çukurca, Şemdinli ve Uludere bölgelerindeki kamplarda bulunan yüzbinlere halkımız yardım ulaştırmaya çalışıyordu. 

O günlerde Saddam’ın 36. Paralelin altına çekilmeye başladığı haberi gelince, bir insan hakları savunucusu olarak durumu yerinde tespit etmek ve geri dönüşlerin başlaması için rapor hazırlamak üzere Başur’a geçtim. Barzan üzerinden ve Peşmerge’nin yardımı ile önce Diyana’ya ulaştım. Ancak Sayın Mesud Barzani o gün görüşmelerde bulunmak üzere Bağdat’a hareket etmişti. Ertesi gün Şaklawa’ya ulaştım. Mam Celal’i işte ilk kez o gün gördüm. Şaklawa’daki büyük bir otel karargah haline  getirilmişti. Otelin bahçesinde dünyanın her yerinden gelen habercilerle doluydu. Aralarında Türkiye’den de tanınmış birçok gazeteci vardı. Hepsi Mam Celal ile görüşmek için bekliyordu. İşte böyle bir ortamda Mam Celal ile üç gün geçirdim. Bir taraftan Peşmerge Saddam’ın boşalttığı alanlarda kontrolü sağlarken diğer yandan ise, bu gün Irak anayasasında anlamını bulacak federalizmin temellerini atmakla meşguldü Mam Celal. Bunlara tanıklık etmek elbette benim için unutulmaz anlardı.

Bir gün önemli bir toplantıya gideceğini ve kendisine eşlik etmemi istedi. Tarihe tanıklık edeceğimi söyledi. Uzun bir konvoy eşliğinde Şaklawa’dan çıktık. Uzun bir yolculuktan sonra toprak damlı yüzlerce ev arasından son derece görkemli adeta sarayı andıran bir malikanenin bahçesinde araçlardan indik. Binlerce silahlı insanın arasından geçerek binanın ikinci katında bulunan büyük bir salona girdik. İçeride yüzün üzerinde insan vardı. Beni hemen yakınına oturttu. "Bak burası Ömer Surçi’nin evi. Burada bulunanlarda Müsteşar. Geçmişte Saddam adına silah alan insanlar. Biz Kürdistan’ı adım adım özgürleştiriyoruz. Şimdi ulusal birlik zamanı. Bu nedenle bu toplantıya katılıp onları da bu inşa sürecine katmak istiyoruz’’ dedi.

Çok etkilendim. Saddam adına kendi halkı ile savaşan Müsteşarlar, ulusal birlik adına sürece dahil edilmek istiyorlardı. Bir talepleri vardı… Saddam döneminde kendilerine tanınan ayrıcalıkların ve statünün devam etmesi. 

Mam Celal’in müzakerelerdeki ustalığı ve liderlik zekası son derece etkileyiciydi. Ne olursa olsun, Kürtlerin ulusal birlikten başka bir alternatifleri olamazdı. O gün bilince çıkardığım politik ders işte buydu.

Gerçek bir mücadele insanıydı. Mücadelesi ve liderliği ile saygın bir yer edindi. Birikimi ve zekası ile her zaman iyi bir öğretmen oldu. Coşkulu ve esprili bir dili vardı. Uluslararası alanda bu yönü çok sevildi. Halkının mücadelesini uluslararası alana bir diplomat olarak taşıdı. Kürt diplomasisinde öncü ve özgün bir yeri var Mam Celal’in. 

Mazlum bir halkın özgürlük mücadelesini ve haklılığını diplomatik alanda başarıya ulaştırmak için bir ömür harcadı. 

Sayın Selahattin Demirtaş ile birlikte, Süleymaniye’de yaptığımız bir görüşmede, bize barışa ve demokratik çözüme ilişkin fikirlerini ve projelerini büyük bir heyecanla anlatmıştı. Yeni ve güçlü bir BARIŞ girişimi başlatacaktı. Bu onu sağlıklı olarak gördüğümüz son görüşme oldu. Daha sonra Süleymaniye’de evinde kendisini defalarca ziyaret ettik. Bizleri her gördüğünde yüzünde kocaman bir gülümseme oluşurdu. O gülüşü unutmak mümkün değil. 

Başaracağız diyordu Mam Celal… BAŞARACAÐIZ.

Hepimizin Mam Celali, yerin doldurulamayacak. 

Sana bir sözümüz var; bize teslim ettiğin demokrasi ve mücadele bayrağı halklarımızın özgürlüğü ile taçlanacak.

Yazarın diğer yazıları