MED Kooperatife sahip çıkalım – Mahmut KAYA

Türk mallarını boykotta Avrupa’daki halkımız bütünlüklü hareket ederse ciddi sonuçlar alabilir. Kürtler kendi markalarını oluşturmayı hedefleyen MED Üretim ve Paylaşım Kooperatifi’ne sahip çıkmalı. Kürt esnafı kooperatife ortak olmalı, tüm Avrupa’da dağıtıma hazır olan “Ava Me” suyuna sahip çıkmalı, başka marka satmamalı.

Bir halk insanlık ailesi içinde onurlu bir yer almak istiyorsa, öncelikle kendisine ait maddi ve manevi ve ekonomik değerlerine sahip çıkması gerekiyor.

Türk devletinin 9 Ekim tarihinde Rojava Kürdistanı’na dönük başlattığı işgal girişimi devam ediyor. İşgal, talan ve ganimet Türk egemen sınıfının temel karekteridir. Zaten bir toplumun atasözleri o toplumun temel karakterini yansıtır.

Çok iyi biliniyor ki Türk egemen sınıfının karakterini yansıtan en temel atasözü “Üzümünü ye bağını sorma.” Bu zihniyet temsilcilerinin tarih boyunca temel üretim araçları atı, oku, kalkan ve kılıcı olmuştur. Başka halkların kutsal emekleri sonucu ürettiği ürünleri gasp, talan işgal ve ganimetleri kendi aralarına paylaşmışlardır. Hani sormazlar mı ne demek üzümünü ye ama bağını sorma?

Yani toprağa fidan ve tohum eken, emek harcayan, sulayan, aşılayan, toplayan yani kutsal emek harcayan bağ-bahçe sahibini yok sayarak hazır üzüm yeme alışkanlığı ve kültürü sadece işgalcilerin alışkanlığı olabilir. Bu alışkanlık ve kültür, lanetli bir kültürdür. Bu lanetli kültürün Hazreti Muhammed’in cübbesini Mekke’den çalıp İstanbul’a getiren Türk egemen sınıfının temel karakteri olduğunu bilmek gerekiyor.

Evet TC ve onu temsil eden AKP-MHP hükümeti Rojava Kürdistanını işgal etmeye çalışıyor. Fakat Rojava Kürdistanını işgal etmek isteyen zihniyetin 100 yıldır Bakurê Kurdistan’ı işgal altında tuttuğunu unutmamak gerekiyor. Yani Efrîn’i işgal eden zihniyet 100 yıldır Amed, Riha, Çewlîk’i işgal altında tutan anlayıştır. Türk devleti Rojava’yı işgal etmeye çalışan emperyalist, işgalci ve talancı bir devlettir.

TC.’nin Rojava’ya dönük işgal girişimine karşı çıkmak her yurtsever ve onurlu Kürdün temel görevidir. Rojava işgaline tavır alıp Bakurê Kurdistanı işgal altında bir ülke olarak görmemek tam bir siyasi körlük ve gaflettir.

Beynin işgali en tehlikelisi

Evet, işgalin her türlüsü kötü ve lanetlidir ama işgallerin en kötüsü beynin işgalidir. Çünkü kaba ve silahlı işgaller gözle görünür olduğu için onunla mücadele daha kolaydır. Ama bir insanın ve toplumun beyni işgal altında ise bunun sonuç ve tahribatları çok daha vahimdir. Vahimdir çünkü bu kişi fiziki olarak Kürt’tür ama bilmeden düşmanına hizmet eder.

Düşmanın dilini övünerek konuşur ve onun kültürünü yaşar. Kendi düşmanının müziğini dinler, düşmanın ülkesinin işgalinin farkında olmadan onun milli bayramını kutlar, milli futbol takımını destekler ve kendi temel değerlerini küçümser, geri olarak görür. Düşmanın cami imamı ona hakaret eder ama beyni işgal altında olan Kürt her bedduaya amin der.

En kötüsü işgalci orduda subay olarak gururla görev yapar ve Kürdistan’ı işgalden kurtarmak için direnen Kürt direnişçilere karşı savaşır ama ne gazi ne de şehit muamelesi görmez.

Ve beyni işgal altında olan köle Kürt işgalci ülkenin siyasal temsilcileri ile aynı karede yer bulmak için didinir başarırsa dünyalar onun olur. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün… Düşmanı düşman olarak görmeyen ve tarihten sonuç çıkartmayan her Kürt objektif olarak bilmeden de olsa işgalin biraz daha sürmesini sağlar. Unutmayalım sömürgecilik bir sistemdir ve bütünlüklüdür.

Sömürgeci zihniyet çözülmeli

Bugün büyük oy çoğunluğu ile seçilmiş belediye başkanları görevden alınıyor ve yerlerine kayyum atanıyor. Devletin ve hükümetin bu uygulamalarına karşı verilen tepkiler haklı ve meşrudur. Fakat burada Kürdistan’ın işgal altında olduğu gerçeği unutuluyor.

Sömürgecilere karşı mücadele sömürgeci yasalar ve hukukla sonuç almak mümkün değil. Ne acıdır ki, halen çok iyi niyetle ama yaşamı ve pratiği ile sömürgeci sisteme hizmet eden milyonlarca insanımız var. Sömürgeci sistem çözülmeden bir bütün olarak ondan kurtulmadan Kürt’ün ve Kürdistan’da yaşayan halkların özgürleşmeleri mümkün değil.

Yurtsever olduğunu söyleyen ama halen Türkiye metropollerine yatırım yapan, tatilini Türkiye’de geçiren, Türk ürünlerini satın alan yığınca yurtsever olduğunu söyleyen insanımız var. Sömürgeciliği öncelikle kendi beynimiz de çözmek zorundayız. İnanın ki Türk sömürgeciliğini beynimizden söküp atarsak, kaba sömürgecilikten kurtulmamız çok daha kolaylaşır.

AKP ve Erdoğan Kürt’e düşmanlığını gizlemiyor. Sorun Kürdün düşmanını tanımama sorunudur? TC DAİŞ’le komşu olmakta bir sakınca görmüyor ama Kürtle komşu olmak istemiyor. TC bunu başarabilir mi? Bunun Kürdün yani bizlerin direnişine bağlı olduğu açıktır. Güncel olarak tüm etkinliklerde Yeke yeke gele Kurd yeke sloganları atılır. Evet gele “Kurd yek e” ama en önemlisi “Kurdistan yek e”…

Boykot için geç bile kalındı

Bugün Türk egemen sistemi ve ürünlerine dönük bir boykot kampanyası başlamış ve devam ediyor. Öncelikle bunun çok gecikmiş olduğunu belirtmek gerekiyor. Bir kere ülkemizi işgal eden TC ordusunda askerlik yapmak, sömürgeci sisteme vergi vermek, sistemin stratejik kurumlarında görev yapmak ve en önemlisi sistemi ayakta tutan ekonomik olarak ona can marka ürünlerini alıp satmak ahlaki olarak olduğu kadar siyasal olarak doğru değil.

Hani denir ya; kendini bil! Evet kişinin kendisini bilmesi, eşittir düşmanını bilip tanımasıdır.

Bugün TC faşist sistemine karşı duruş ve mücadelenin aslında insanlık ve ilerici değerlere bir katkı ve hizmet olduğunu unutmayalım. Türk devlet sistemini reddetmek ve onu ayakta tutan kanalları kapatmak her yurtsever Kürt’ün birer yurtseverlik görevidir. Bir toplumun en temel değerleri halkı ve ülkesi için mücadele edip şehit düşen kahramanlarıdır. Yakın tarihte TC’nin Kürdistan’da birçok yerde şehitliği bombalaması sistemin Kürdün kutsalına bile tahammül etmediğinin göstergesidir. Yani düşmanına bak, kendine gel ve ona göre tutum al.

Avrupa’ya büyük görev düşüyor

Evet Kürdistan’ı işgal eden emperyalist Türk devletini ayakta tutan askeri olarak güçlenmesine vesile olan hiçbir şey yapmamak gerekiyor. Bugün Kürdistan işgal altında olduğu için ülkedeki insanlarımızın TC’ye karşı gerçekleştireceği boykotlar sonuç vermeyebilir ama Avrupa’daki halkımız bütünlüklü hareket ederse ciddi anlamda sonuçlar alabilir. Bugün Avrupa’da çok ciddi düzeyde bir Kürdistani pazar oluşmuş durumda. Özellikle gastronomi sektöründe pazarın ağırlıklı bölümünün Kürtlerin elinde oluşu bir avantajdır.

Kooperatiflerimize sahip çıkalım

Elbette genel olarak ekonomik alanda ciddi bir yetersizlik ve boşluk mevcuttur. Bu boşluğu doldurmak için yürütülen tartışmalar sonucunda kooperatif kurma kararı alınmış ve MED Üretim ve Paylaşım Kooperatifi’nin kuruluşuna gidilmiştir. Kürt piyasasında yabancı markaların alınıp satılmasından ziyade Kürt markalarını yaratmaya öncelik verilmiştir.

İlk olarak Ava me ismiyle su üretme kararı alınmış, patenti satın alınmış ve seri üretimine gidilmiştir. “Ava Me” sularını Avrupa’nın tüm ülkelerine dağıtmak için her türlü hazırlık bitmiş durumdadır. Halkımız kendi kooperatifine sahip çıkmalıdır. Kooperatife ortaklık payı bir hisse 1.000 Euro ve aynı kişi en fazla 10 hisse alabilecektir.

Kooperatife üye yani ortak olacak kişi aynı zamanda kongrede yönetime girme hakkına sahip olacaktır.

Ava Me’ye sahip çıkalım

Kooperatifin temel hedefi öncelikle gastronomi alanında Kürt markalarının patent hakkını satın alıp piyasaya sunmaktır. Yani yoğurt, ayran, peynir, gıda dalında bulgur, pirinç, fasulye, nohut vb markaları üretip piyasaya sunmaktır. Kooperatifimiz Almanya’da eyalet ve Almanya dışı ülkeler bazında bayilikler verecektir. Halkımız kooperatife ortak olmaya ve piyasaya sunulan Ava Me’ye sahip çıkmalı ve alışveriş yaptığı her yerde Kürt esnafı Ava Me alması için zorlamalıdır. Eğer ilgili esnaf tek Kürt markası olan Ava Me suyunu satmıyorsa halkımız da o esnaftan alış veriş yapmamalıdır.

Evet bir Kürt esnafı da doğal olarak iş yaparken para da kazanmak ister. Ama aynı esnafın kendi dili ve kültürü için gerekirse fedakarlık yapmayı yani onun gerçeğini yansıtan ürüne öncelik vermesi gerektiği açıktır.

Her Kürt insanı gibi kendi kültürü ve Kürt markalarına sahip çıkması gerekiyor. Adeta Her Kürt ve esnafı gönüllü Ava Me suyunun sahibi gibi yaklaşmalı. Ava Me suyunun olduğu bir bölgede hiçbir Kürt başka su markasını satmamalıdır.

Yazarın diğer yazıları

    None Found