Medeni insan yavrusu

Şehrin karmaşa koşturması içinde gün nasıl geçer, pek de anlaşılmaz. Herkes birşeylere gecikmek istemediği için acele acele koşuşturur bir yerlere. Kimi ofisten çıktığında bitirmediği raporunu tamamlamaya çalışır. Metronun durakları arasındaki hızlı geçişlerinde kalan bölümleri tekrar bir gözden geçirip tamamlamak ister. İster ki yeni alacağı ayakkabının parasını karşılayabileceği maaşını kaybetmesin. Yine koşuşturur birileri kaybettiği kimliğini yeniden çıkarmak için, koşuşturur. Elektrik teknisyeni 24 katlı binanın girişindeki teknik sorunu çözmek ister, ister ki binanın en üst katına kadar bozulmayı engellemek ister. Çünkü yeni taşınacağı daire de daha konforlu yaşamak istemektedir. Herkesin acelesi, herkesin acelesi vardır. Koşacağı ulaşacağı bir yeri var.

Ama biraz ötede bir kadın katledilmekte, bir dil yok edilmekte, bir çocuğun geleceği karartılmakta. Medeni insan yavrusu denilen ise şehrin acelesinde bu ecelleri teğet geçirir. Aceleyle şuursuz medeniyete yol aldırır insanı.

Bireyin parçalara bölüp her bir parçaya büyük arzular yüklerken tazının tavşanın peşinden koştuğu gibi koşturmanın derdindedir modernite. Medeniyette aslolan sömürünün sürekliliğidir. Medeniyet dediğimiz, her işin peşinde koşarken bir arzuyu koyar önüne. O arzunun gerçekleşmesi için gün gece fark edilemeyecek kadar modernleştirir insanı.

Modernleştikçe önemli olur, önemli oldukça bölünüp parçalanır bireyler. Modernitenin oluşturduğu tüm acelelerde birey de ortadan kalkıp tekilliğe dönüşür. O kadar parçalara ayrılmıştır ki artık varlıktan söz edilemez. Kendi farkına varan tüm topluluklara ve bireylere yönelir modernite. Modernite kendi karşısındaki tüm varlıkları parçalamak ister. Parçalayarak özünden, gücünden uzaklaştırmak ister. Bu nedenle en çok uğraştığı şey var olma halidir. Galiba bu parçalanmışlıktır herşeye alelacele koşturma arzusu. Birşeylere yetişme arzusu.

Peki ya varlığı yok eden bu moderniteyi insanlık olarak görmek niye. Dersim’e yapılmak istenen de bu değil miydi? Modern insan evladını oluşturmak için varlığa saldırmadı mı, Kürtlüğü ortadan kaldırmak içindi saldırısı. 38’in derdi, “modern insan” dediği oluşturmak için ikna ettiğini yanına alıp edemediğini Munzur’un gözelerinde yok eden, koyaklarda kanlarını akıtan, kızlarını kaçırıp ülkenin dört bir tarafına nar taneleri gibi dağıtan değil miydi modernite. Aceleyle moderniteye koşturacağı modern insanı eceline koşturmak istedi. Modern insan yavrusunu oluşturmak içindi tüm derdi.

Kapitalizmin modernitesiyle her yerde kavga eden ve hep kavga eden Sara’nın derdiyse acelesi olan her insanı şöyle bir durdurup “Yaşamı teğet geçme, ecelini getiren bu sisteme dur demeyi bilmelisin” diye haykırmaktı. Anılarını okuyunca, yaşamını konu alan belgeseli izleyince insanın karşısında vücut bulan gerçek; “anlamlı yaşamak için aceleyle koşturup yaşamak modernitenin kirli sokaklarına çöp taşımak dışında bir işe yaramayan moderniteden kurtulmak gerek düşüncesi oluyor. Koştururcasına değil, şairin söylediği gibi yaşadın mı yoğunluğuna yaşayacaksın hayatı. Ama tabii şairin söylediğinden öteye taşırarak, hakikat yolculuğunda tüm yoğunluğuyla yaşanırken hayat, anlama kavuşma arzusu saracak ruhunu ve bedenini. Bunun vücut bulmuş haliyse Sara’nın yaşam öyküsü oluyor.

Yazarın diğer yazıları