Medya koalisyonunun bileşenleri Havuz Medyası, Cumhuriyet v.s.

Avrupa Adalet Divanı, PKK hakkında aldığı kararla PKK’nin „terör örgütü listesi“ne alınmasıyla ilgili AB devletlerinin gerekçelerini haksız buldu. Bu karar PKK’nin “terör örgütleri listesi”nden çıkarılması yolunda büyük bir adım.

Bu karar tam da ABD’nin üç PKK yöneticisi ile ilgili “ödül” açıklamasının hemen sonrasına rastladı. Avrupa adaleti yalnız Türk devletine, Fransa’ya ve İngiltere’ye karşı değil, aynı zamanda Trump yönetimine de yanıt vermiş oldu.

Gelişmeler bu yönde iken Saray-Ergenekon işbirliği ile Cumhuriyet Gazetesi’ne el koyan çekirdek kadro, yüzündeki “nötr” maskeyi attı ve Barış Doster adlı köşe yazarı adeta Saray ve Ergenekon mahzenlerinin küflü kokusunu yayan bir makale yazdı.

Bu yazıda şöyle deniyor: “ABD, Irak’da Mesud Barzani ve PKK terör örgütü eliyle yaptığını, Suriye’de PYD-YPG terör örgütü eliyle yapıyor.”

Kürt ulusal birliğinin tartışıldığı şu günlerde Cumhuriyet yazarının “bölünmüş” Kürt halkını “birleştirmesi”, PKK’nin, PYD’nin, YPG’nin yanına Mesud Barzani’yi eklemesi herkes için ibret alınacak bir yaklaşımdır.

Kendilerini ne kadar PKK’den ya da PYD’den ayırmaya kalksalar da, Kürdistan’daki bütün partiler Türkiye’nin hedefindedir.

Cumhuriyet şu andaki Türk siyasi hayatının en “ciddi” sözcüsüdür; devletin “derinlerinde” sağlam bir yeri var.

Bu gazete, Türk devletinin zehirli Kürt düşmanlığını, sahte “Anti-Amerikanizm”, ya da sahte “anti-emperyalizm” etiketli bir “şekere” bulamış ve CHP tabanına yutturmaya çalışmakta.

Sahte “Anti-emperyalist” söz konusu yazıda ABD’nin Rojava’da “20 üssünden” söz ederken, Türk devletinin NATO üyesi oluşundan söz etmiyor. Ama daha önemlisi, yazar, Amerikan’ın “emperyalist” olduğunu ilan ederken, Rusya hakkında böyle bir tanımlamadan bilerek uzak duruyor. Bu yazıyı okuyanlar, Rusya’nın Batı emperyalizmi karşısında yer aldığını, Sovyetler Birliği’nin hala yaşadığını, ABD emperyalizminin karşısında durduğunu sanabilir.

Rusya’da karşı devrim gerçekleşmiş, Rusya kapitalist yola koyulmuş ve emperyalist bir ülke olmuştur. Yazar bu basit gerçekten habersiz gibi davranmakta.

Yazara göre Rusya’nın bugünkü politikası Sovyetler Birliği döneminin devamıdır. Şöyle yazmış: “Moskova, NATO’nun genişlemesini, Rusya’nın sınırlarına doğru yayılmasını öncelikli tehdit olarak tanımlıyor. Soğuk Savaş döneminden bu yana, Suriye’deki varlığının temel nedenlerinden biri bu.”

Öyle mi? SB’nin Suriye’deki varlığı emperyalizmin sosyalist ülkeleri tehdit etmesine bir yanıttı. Şimdi ise Rusya’nın Suriye’deki varlığı, ABD emperyalizmiyle giriştiği “pazarları paylaşım kavgasında” konumunu güçlendirmek amacına yönelik.

İşte yazar bu gerçeği “Soğuk Savaş döneminden bu yana” cümleceği altında okurundan gizliyor. Gizlediği “bir emperyaliste karşı öteki emperyalist ülkeyle” Ergenekoncuların kurmak istediği kirli işbirliğidir. Bu işbirliğinin amacını gizlemek için de Türk devletinin “bölgesel emperyalist” bir ülke olduğu gerçeğine yan çizmekte, sanki Türkiye “Atatürk dönemi” Türkiyesiymiş gibi ucuz bir hileye başvurmakta.

Gazetenin Kürt halkının Ortadoğu’da ve yazarın Türkiye’de “statü” kazanmasına düşmanlığın bu gerçek sebebini gizlemesi doğaldır. Türk devleti Kürdistan özgürlük mücadelesini Ortadoğu’da “güç merkezi” olma hedefinin önündeki en büyük engel sayıyor. Bunda da “haklıdır.” Çünkü Erdoğan’ın Arap Baharı ile birlikte ülkeyi içine sürüklediği “Üçüncü Dünya Savaşında” uğradığı yenilgide baş rolü Rojava devrimi oynadı.

Ve şimdi Saray-Ergenekon koalisyonu, kaybettiği bu hedefe artık ulaşamayacak olmanın öcünü Kürt halkından almak istiyor.

Cumhuriyet Gazetesi de, Saray-Ergenekon’un bu intikamcı ve insanlık dışı politikasına, işte bu yazıda yer alan görüşlerle yardımcı oluyor.

Şunu da unutmadan eklemek gerekir. Cumhuriyet yazarı, Erdoğan’ın “Allahın lütfu” dediği 15 Temmuz “kontrollü darbesi” hakkında da Saray’ın görüşlerini benimsemiş. “Emperyalizm destekli FETÖ’nün 15 Temmuz darbesi” tanımı, yazarın Erdoğan’dan ödünç aldığı bir tanımdır. O yazısının sonunu şöyle tamamlamış: “Emperyalizm, bunca yatırım yaptığı, işlevsel araçlar olarak kullandığı PKK-PYD-YPG, IŞİD, FETÖ gibi terör örgütlerinden vaz geçmez.”

Meşhur “kokteyl terör”ün mucidi Erdoğan’dır.

Türk medyası Ergenekon-Saray koalisyonunun bir uzantısıdır. Saray „havuz medyasına“ sahip. Ergenekon Cumhuriyet, Sözcü, Aydınlık gazetesinin içinde yüzdüğü su birikintisinden nemalanıyor.

Cumhuriyet Gazetesi’ne karşı gerçekleşen operasyonun “derinliği” artık çok fena bir şekilde sırıtıyor.

Bu yazıda “mızraklı ilm-i hal”den birkaç alıntı, Necip Fazıl’dan bir iki mısra, Erdoğan’dan üç-beş slogan eksik. Bunlar da olsa, emin olun Cumhuriyet’teki bu yazının altına Erdoğan, Kalın, Soylu, Akar imzayı basar, Diyanet Başkanı da bu yazıyı bütün camilerde Cuma hutbesi olarak okutur.

Yazarın diğer yazıları