Mehmet’in ardından

İNGİLTERE

İngiliz vatandaşı sinemacı ve aktivist Mehmet Aksoy, YPG’nin basın biriminde çalışmak için gittiği Rakka’da DAİŞ’in saldırısı sonucu hayatını kaybetti. Aksoy Haziran ayında savaşı ve gerillaların mücadelesini film etmek amaçlı Rakka’ya gitmişti. Kürdistan’da aktif mücadelenin içerisine girmeyi aslında yıllardır istiyordu, ancak geçtiğimiz Haziran ayında bu hayalini gerçekleştirebilmişti. 

Mehmet Aksoy, Firaz Dağ kod adını kullanıyordu. Firaz 1990’larda PKK saflarında hayatının kaybeden amcasının kod adıydı. Mehmet’in ölümü Britanya’da yaşayan Kürtleri yasa boğdu. Herkesin sevdiği ve takdir ettiği hatta gençler arasında sürekli örnek gösterilen bir isimdi. Kürt film festivali olduğu gibi Kürt hareketine büyük emekler harcamış bir isimdi. Onunla tanıştığımda 20 yaşındaydı. Londra Üniversite’sinde Sinema okuyordu. Okul dışında kalan bütün zamanını dernek çalışmalarına ayırıyordu. Azimle ve büyük dirayetle. Hayatını kaybettiğinde ise 32 yaşındaydı. Bir an olsun bile inandığından vazgeçmedi. Aksine Rojava ruhu mücadelesine büyük bir ivme kazandırdı. Ölümünün ardından sosyal medyadaki paylaşımlara baktığımızda dünyanın birçok yerinde medya, sinema ya da farklı sektörlerden binlerce kişinin sevdiği saydığı ve hayranlıkla takip ettiği bir isimmiş aynı zamanda. 

Aksoy’un ölümü İngiliz basınında kapsamlı bir şekilde yer buldu. DAİŞ tarafından öldürülen beşinci İngiliz vatandaşı olduğunun altı çizildi. Bütün haberler de Aksoy’un arkadaşları ile görüşmelerin notları da sıkça yer aldı. Örneğin Guardian gazetesi Aksoy’un özgeçmişinin yanı sıra siyasi düşüncelerine ve hayallerine de fazlasıyla yer verdi. Kürt hareketine bağlılığının altı çizildi. İşin trajik tarafı 2015 yılında yine Guardian gazetesinde ‘İngilizler DAİŞ’e karşı neden savaşıyor’ başlıklı haberde Mehmet Aksoy’un uzunca bir demecinin yer alması. Aksoy, haberde YPG’nin mücadelesine uzun uzadıya anlatıyor. İngiltere’nin bilinen muhalif sosyalist köşe yazarlarından Owen Jones imzalı haber de DAİŞ’e karşı Kürtleri destelenmesi gerekildiği de vurgulanıyor. Jones’in haberinde yer aldığı gibi İngiliz basının da tanıdığı bir isimdi Aksoy.

BBC’den Emma Vardy, Aksoy’un ölüm haberini kaleme alırken kendisi dahil birçok Batılı gazeteciye Aksoy’un yardımda bulunduğunu yazdı. İngiliz basının Aksoy’un ölümüne ilişkin yaptığı haberlerde kullandığı dile dikkat etmek gerekiyor. İngiliz hükümeti ve merkez ideolojiye tamamen çelişen yönde haberler bunlar. Daha önce YPG’ye katılan İngilizlerin Britanya için güvenlik tehdidi oluşturduğuna dair bir rapor yayınlanmıştı Henry Jackson Derneği adlı bir düşünce kuruluşu. Bu rapor da çok tepki toplamıştı. 

Derneğin kurucuları arasında savunma bakanlığının danışmanları, eski siyasetçiler ve Irak işgali döneminde bölgede görev yapmış bürokratlar bulunuyor. Bu kişilerin profilleri incelendiğinde birçoğunun Muhafazakar Partili olduğunu anlamak pek güç değil. Her ne kadar bağımsız bir dernekmiş gibi misyonlarını dile getirseler de hükümetin bir dernek kanadı olduğunu söylemek mümkün. Bu kadar güçlü bir derneğin yaptığı anti-YPG raporu İngiliz basınının kesinlikle dikkate almadığını belirtmek gerekir. Bu elbette ki Mehmet’in yokluğuyla bıraktığı acıyı dindirmiyor. Mehmet hem varlığıyla hem de yokluğuyla Avrupa’da gençlere özelliklere İngiltere’deki gençlere büyük bir miras bıraktı. Mehmet’in ardından İngiltere’de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Mehmet’in ardında bıraktığı mücadelesi ve emektar ruhunu birçok gençte göreceğiz, buna inanıyorum. 

Yazarın diğer yazıları