Mekanın sesi

Zamanın karmaşasından sıyrılıp mekanın sesine kulak vermeye devam edelim. Kobanê’de güneş kokusunu kuşanan, Amudê’de toprağı hisseden, Himo’da Februniye’nin yasını tutan ağacın bilgisinden sonra bu hafta da Minbiç’te El Necm kalesinde toprağın dokusuna dokunan bilgiyi anlatalım.

Kobanê’de büyükannesinin güneş gibi kokan kofisi ile belki de Kubaba’yı anlatan bilginin Minbic’te Atargatis kültürü ile devam eden gerçeğine dönelim yüzümüzü… Fırat’ın sesinde umudu büyüten Arap kadınların jineoloji ile buluşmalarının yaşamlarında yarattığı değişimlere bakalım. Minbic’in tanrıçası Atargatis’i öğrendikten ve hissettikten sonra güvene, sevgiye, yıldızların bilgeliğine değen vakur duruşlarına dokunalım.

Bugün kötülerin binbir hesabının merkezinde olan Fırat’ın batısı ve doğusunda kötülüğün örgütlenmesine izin vermeyeceklerini ilan eden Arap kadınlar… Mesela küçük bir çocuğu var Yasmin’in… Çocuğunu en çok da jineolojinin ortaya çıkaracağı bilgilerin oluşturacağı bir zihniyet bir vicdan ile büyütmek istediğini söylüyor. Bunun için jineolojiyi çok sevdiğini belirtiyor. Ve üç yaşında olan oğlu Amurru’nun etrafına karşı olan duyarlılığı, zekiliği, pozitif enerjisi bir anda bizi sarıp sarmalıyor. “Sen bunu başarmışsın sanki” diyoruz. Gülümsüyor, “Daha değil”… Elinden telefonu düşürmeyen, insanlarla iletişime geçmekten korkan, kaçan asosyal bir çok çocuğa göre iyi olduğunu kabul ediyor. Ama daha değil diyerek keşfetmeye başladığı bilginin derinliklerine doğru yüreğiyle beyniyle yol alma istediğini dile getiriyor. Çocuğunu kadının topluma, yaşama, doğaya dayanan, ondan beslenen ve ona hizmet eden bilgisi ile büyütmek isteyen bir arayış hali… Devletin bilgilerinin dışında bilgi tanımayan bu insanlar şimdi yüzlerini kendi topraklarındaki bilgeliğe, yaşamlarındaki saklı hakikate çeviriyorlar…

Ayş ise genç bir kadın mesela… Yüzlerce Arap erkeğe jineoloji dersi veriyor… Çok vakur, kendinden emin bir duruşu var… “Artık bir bilimimiz var. Sırtımız yere gelmez” diyor… İyiliğin örgütlenebileceğinin derin inancıyla ve pratiğiyle bunu yapıyor… Savaş tamtamlarına rağmen tedirginliğe yer vermiyor. Direnmekten başka yapacak birşeyimiz yok diyor. Atargatis’in torunları olduklarının bilinci yerleştikçe daha da kendine güvenen bir gerçeklik hissediliyor… Fırat nehrinin dokusuna kıvrım kıvrım sarılan El Necm’de “Ya Star” diyen kadınların izini sürüyorlar belki de…

Sonraki yazımızda Halep’te direnişi ören, Efrîn’in bilgeliğini damarlarında koruyan ve bu bilgeliği Şehba’da yaşama kavuşturan bilgiye kulak verelim… Şehba’da Türkmence ve Arapça konuşan kadınlar ile birlikte yaşayan Soran Viyan’ın gözlerindeki ışığı anlatalım. Şirin’in gözlerinde biriken gözyaşının dökülmemek için nasıl direndiğine bakalım… Savaşın acımasızlığına direnişin estetiği ile direnen Şêx Meqsut halkının naif bilgisini, Efrîn halkının Şehba’ya üflediği yaşam ruhunu, örgütlü bir halkın gücünü dünyaya gösteren Efrînlilerin iradesini paylaşalım. “Nasıl yaşamak istediğini bilen direnmeyi de bilir” diyen ve bunu görkemli bir şekilde anlatan bu güzel insanların bilgilerine yüreğimizle dokunalım…

Yazarın diğer yazıları