Merkel Erdoğan’a sordu: ‘Paltonu mu çıkarıyorsun’?

Bizimki o zirveden bu zirveye koşturuyor.       

Havuz medyası “değerli yalnızken küresel aktör oldu” diyerek seviniyor.

Gerçekte ne oluyor?

Küreseller, Merkeller, Putinler, Trumplar, Macronlar Erdoğan’a artık “kocaoğlan” muamelesi yapıyor.

“Kocaoğlan” tam Rojava’yı tümden istila etmeye kalkışıyor, adamı kaptıkları gibi biri Soçi’de, öteki Newyork’ta bir zirveye kaldırıyor. Trump “al sana Girê Spî’yle Serêkaniyê’yi yap bakalım bir ‘ateşkes’ göbek havası” der demez, bizimki başlıyor gerdan kırıp onamaya. Ardından Putin kaptığı gibi Soçi’ye getiriyor. Al sana bir “kocaoğlan” göbek havası daha.

Onlar böyle yapınca Merkel boş durur mu? Hoplattığı gibi Erdoğan Berlin’de Sisi’yle, Hafter’le halvet oluveriyor. “Libya’ya asker göndermeme” kararının altını imzalıyor.

Küreseller tef çalıyor, zurna öttürüyor, “kocaoğlan” kıvırdıkça kıvırıyor.

Bizimkini “tava” getiriyorlar, sırtını okşuyorlar, gıdısını gıdıklıyorlar. Erdoğan’da bir keyif, bir keyif sormayın.

Erdoğan’ı Berlin’de Merkel karşıladı. Adet üzere karşılama töreninde yan yana poz verdiler. Tam o sırada Erdoğan tuhaf hareketler yapmaya başladı. Merkel pür dikkat ona bakmakta. “Kocaoğlan” ne yapıyordu? Paltosunu çıkarmaya çalışıyordu. Merkel bir insanın bu hareketlerinden  onun ne yapmak istediğini bilmez mi?

Bilir elbette. Adam paltosunu çıkarıyor yahu.

Ama Merkel sanki ne yaptığını anlamamış gibi pat diye sordu? Paltonu mu çıkarmak istiyorsun?

Sizce bu nasıl bir soru? Geri zekalıca sorulan bir soru mu yoksa hinoğlu hin bir soru mu?

Yanıtlamadan önce Fethi Naci’nin “geri zekalıca soruya” örnek olarak verdiği bir şiir parçasını sizlere hatırlatayım. Şair bozuntusu yazmış: “Anne anne-Gözlerinden akan ne-Yoksa ağlıyor musun anne?” Rahmetli Fethi Naci muhtemelen şöyle demiş: “Annenin gözünden akan sakın petrol olmasın?”

Belli ki Merkel şiir yazmıyor. Diplomasi yapıyor. “Kocaoğlan’ın” Zirve eğitimlerinden sonra “uslanıp uslanmadığını” sinsice araştırıyor. Malum 28 Şubat darbesinden sonra Erdoğan “Milli Görüş gömleğimi çıkardım” deyip, kapağı AB’ye atmaya kalkmıştı. Merkel soruyor: Şimdi de DAİŞ rengindeki kara paltonu mu çıkarmak istiyorsun, aferim sana”. ”Kocaoğlan” medyanın yazdığına göre sorunun altında yatandan habersiz, bön bön sırıtıyor.

Ergenekon muhibbi Cumhuriyet yazarı Barış Doster geçenlerde Türk devletinin “yeni” bir çizgiye yöneldiğini anlatırken, “İsrail’le de yakınlaşma sırada” diye yazmıştı. Mısır’la, Suriye ile v.s. yeni bir yumuşama haberini vermişti. Ama daha önemlisi, “yeni ittifaklardan” sonra, Türk devletinin Yunanistan ve Kıbrıs ile “çatışmaya” hazırladığını da eklemişti.

Elbette bu fırıldak diplomasisinde “Kocaoğlan”ın her hangi bir marifeti yok. “Devlet aklı” “rumbadan sambaya” misali, altından kalkamadığı şimdiki çatışma planından “Rum palikaryasıyla” çatışma palanına dönmeye çalışmakta.

Tam bunları yazarken, yine bir başka Aydınlıkçı-Ergenekoncu Cumhuriyet yazarının “Pentagon’a verilen Rand raporundan aktardığı” bir bilgiye rastladım. Onun anlattığına göre Türk-ABD ilişkilerini rayına oturtmak üzere hazırlanan bu raporun bir yerinde, şu bilginin altı çizilmiş: Türk Savunma Bakanlığı, yani Akar, Türk dış politikasında artan bir inisiyatif almaya başlamış…

Ne anlıyoruz bu altı çizilen cümleden?

İpler artık Ergenekonun eline geçmiş.

2014 yılında saatlerce süren MGK toplantısında Kürt halkına karşı “çöktürme planı”nın kabul edilmesinden bu yana Batı yanlısı devlet bürokrasisi tasfiye edildi. Ergenekoncular inisiyatifi ele geçirdi.

Veeee…

Onlar da uzun bir süreden beri Erdoğan’a dün “ak dediğine kara” dedirte dedirte adamı “Kocaoğlan’a” çevirdi. Adam AB’ye üye olacaktı, Şanghay yolunu gösterdiler. ABD ile birlikte Şam’daki Emevi Camii’nde namaz kılacakken, DAİŞ’li imamların önünde secdeye yatırdılar. PKK ile masaya oturmuştu, yakasından tuttukları gibi MHP’nin iskemlesine oturttular. Böyle yapa yapa posasını çıkarttılar.

Onlar “kocaoğlanı” kızgın sac üstünde oynata oynata terbiye edince, Küreseller de, onlara karşı aynı yolu seçtiler. Zirvelerin kızgın tabanında, ayakları yandıkça zıplata zıplata bir başka yönde terbiye yoluna koyuldular. O zıpladıkça sırtını okşadılar, “ade be, bir de sağdan sola kıvır” deyip, adamı alkışladılar.

Eğer sezgilerim doğruysa, Erdoğan zıplaya dursun, asıl ciddi işleri Akar ve Fidan’la konuşuyor olmalılar.

Küreseller çoktan beri Erdoğan ve hükümetiyle değil, Türk derin devletiyle müzakere halindeler.

Bu işin sonu ne olur? Seyirci “kocaoğlan’ın göbek dansından bıktığı zaman” yeni bir perde açılır.

Ergenekon, Batıya karşı işlediği suçlardan affedilme karşılığında Küresellere teslim olur.

Affedilme umudu tükenirse, bu defa Ergenekon “kocaoğlanı” ya ıskartaya çıkarır ya da onu “seçimsiz, muhalefetsiz faşizm” yoluyla Rusya’nın hizmetine sokar.

Elbette demokratik güçler bu rezil oyunu geniş bir ittifakla bozabilirse, Türkiye işte o zaman selamete çıkar…

Yazarın diğer yazıları