‘Mesele esir düşmekte değil, teslim olmamakta bütün mesele…’

Esir edildiği ve HPG’li olduğu iddia edilen bir resmi AKP medyasında yayınlandı. Elleri arkadan bağlanmış esire, üniformalı bir adam, “yemek” değil, bir lokma ekmek uzatmış.
Belli ki, o kişi silahsızlandırılmış. Etrafında yığınla asker. Savaş esirlerinin haklarını düzenleyen Cenevre Konvansiyonu, esirlerin aç bırakılamayacağını hükme bağlamış. Aynı zamanda esire işkence yapmayı da yasaklamış. Demek ki, aç bırakılan bir esirin ellerini arkasından kelepçelemek ve onun ağzına ekmek tıkıştırmak Cenevre Konvansiyonuna göre esiri aşağılamak ve ona, maddi, manevi işkence yapmak anlamına geliyor.
HPG, bugüne kadar pek çok askeri esir aldı. Aralarında rütbeliler de vardı. Bunlardan hiçbir tanesine, onları aşağılayacak, manen ve maddeten acı verecek hiçbir muamele yapılmadığı bizzat bu esirler tarafından dile getirildi. Şimdiye kadar hiç birinin yukarda sözü edilene benzer bir görüntüsü HPG tarafından yayınlanmadı.
Resim bize yabancı değil. İkinci Dünya Savaşında bildiğiniz gibi, ordular karşılıklı olarak birbirlerinden yüzbinleri aşan sayılarda esir aldılar. O esirler onbinlik gruplar halinde karşılıklı olarak görüntülendi. O görüntülerde hem Sovyet esir askerlerinin, hem de Nazi esir askerlerinin feci durumları, savaşın yarattığı çöküntü dile geldi. Ancak, Hitler Almanyası bu görüntülerle yetinmedi. O dönemin tarihini inceleyenler, tel örgülerle çevrilmiş esir kampında, Alman SS askerlerinin esir Sovyet askerlerine tel örgülerin gerisinden ekmek attıklarını gösteren propaganda filmlerini iyi bilirler. Aç bırakılan Sovyet askerleri bu ekmekleri alabilmek için birbirlerini çiğnemektedirler. Naziler böylece, iradesi kırılmış, açlıkla insanlığı kaybettirilmiş Kızılordu askerlerini akılları sıra aşağıladıklarını sandılar. Ama ben size bir öykü anlatayım. Yaşanmış bir öykü:
Olay Buchenwald Toplama Kampı’nda geçer. Kampta Sovyet esirlerinin yanı sıra, diğer milletlerden anti faşistler ve Yahudiler toplanmıştır. Aralarında Almanya Komünist Partisi Genel Sekreteri Ernst Thelmann da vardır. İşte bu kampa günün birinde bir Yahudi esir, tahta bavul içinde gizlice bir çocuk getirir. Olaylar bu çocuğun etrafında gelişir. Kampın enternasyonal direniş komitesi çocuğu Nazilerden ve ajanlardan saklamak için her şeyi yapar. O arada Ernst Thelmann kurşuna dizilir. Ve uluslararası direniş komitesi kampta biner, biner yapılan kitlesel katliamlara karşı ayaklanma kararı alır. Ve Buchenwald kampı 1945 yılının baharında ayaklanır. Kendi kendini kurtarır. O kampta Nazileri dize getirenler, işte ilk esir düştüklerinde Nazilerin attığı ekmekleri kapabilmek için birbirini çiğneyen açlıktan benliğini yitirmiş Kızılordu askerleridir.
Nazi propagandası insanın “en zayıf anlarını” görselleştirerek, toplumu terörize etmeyi en etkili yöntem saymıştır. Örneğin, sözünü ettiğimiz toplama kamplarının gaz odalarında insanlık dışı deneylerle “tabii seleksiyonun” Nazi tarzı “kanıtlama” seansları düzenlemişlerdir. Gaz odasına, genç ve güçlü kadın ve erkeklerin yanı sıra, yaşlıları ve çocukları bir arada koymuşlar ve gaz verilirken onları izlemişlerdir: Yukardan fışkırtılan, ancak havadan ağır olan gaz aşağıdan yukarıya doğru yükselirken, can havliyle nasıl en altta çocukların kaldığını, onları yaşlıların, sonra kadınların izlediğini, nefes alabilmek için erkeklerin nasıl herkesi ezip en üste çıktığını, bunun da “güçlü olan ayakta kalır” faşist tezinin ispatı gibi propaganda edildiğinii anlatan sayısız belge vardır.
AKP medyası işte bu Nazi propaganda yöntemini benimsemiştir. En iğrenç yalanlar ortaya atan da bu medyadır. Geçtiğimiz gün, AKP yanlısı bir medya “Esed askrerleri esir mulahifleri kurşuna dizdi” diye resimli bir haber yayınladı. Dün ise Radikal gazetesi bu resimde kurşuna dizenlerin Türkiye tarafından desteklenen “muhalifler” olduğunu, kurşuna dizilenlerin ise Esad hükümetine bağlı askerler olduğunu Batı medyasına dayanarak gösterdi.
İnsanlık dışı propaganda, yıllardan beri AKP’yi desteklemek için atmadığı takla kalmayan medya mensupları tarafından bile artık tiksintiyle karşılanıyor. Örneğin, AKP Hükümetinin “tetikçisi” Sabah Gazetesi yazarı Emre Aköz dünkü yazısında, yukarda sözünü ettiğim resimle ilgili şöyle yazdı:
“İhlas Haber Ajansı’nın servis ettiği, dün bazı gazetelerde yer alan fotoğraf olayı… Bence “cinsel olmayan müstehcene” verilecek iyi bir örnektir.”
Ancak görüntüyü medyaya dağıtmak… Medyanın da bunu “İnsanlık dersi” ya da “İşte vicdan” gibi başlıklarla okurlarına sunması müstehcen bir davranış değildir de nedir?
Buradaki ahlaki sorunu anlayamayanlar; tersini düşünsün. Ya esir alınıp beslenen bir Mehmetçik olsaydı?”
Evet! AKP Hükümetinin “tetikçisi” gazetenin köşe yazarı bile AKP medyasının Nazilerden ödünç aldığı bu insanlık dışı propagandaya isyan etmiş…
“Ya esir alınıp beslenen bir Mehmetçik olsaydı” diye soruyor.
Olmazdı. Ne İkinci Dünya Savaşında Sovyetler ve Müttefikler Nazi ordusu mensuplarını böyle aşağıladılar; ne de otuz yıldır süren TSK-HPG savaşında Kürtler böyle bir yol izlediler.
Resimde görüntülenen kimdir bilmiyorum. Ama şu anda o “esir” düşenler, Nazım’ın dizelerini haklı çıkaran insanüstü bir “irade” savaşı içindeler. O esirler, kendilerine uzatılan ekmeğe “teslim” olmadıklarını, otuz günü aşan bir “ölümüne açlık greviyle” Nazi taslaklarına gösteriyorlar. Evet, “esir düşmek” değil, “teslim olmamak bütün mesele”…

Yazarın diğer yazıları