Kolombiya’da savaş

Savaş dehşetli bir şey ve şu baştan söylemeli ki hiç kimse, -eh tabii ki devlet değil, çünkü örgütlenmiş şiddet silsilesidir kendisi-, vurgulamak için tekrar etmeli ki hiç kimse zorunlu kalmadığında savaşmaz. (Burada yine devletlerin ortaya çıkardığı, doğrudan ya da dolaylı olarak desteklediği sivil aparatlarla yürüttüğü savaşı da bu kategoriden ayrı tutmayarak tabii ki.) Che’nin dediği gibi barış için en ufak bir şans varsa ve siz yapmıyorsanız siz bir canisiniz ama hiçbir şans yoksa ve direnmiyorsanız yine bir cani. Fakat barış da hiç de kolay bir şey değil ve hatta sık sık söylediğim gibi barışı örgütlemek, savaşı örgütlemekten çok daha zor bir sürü zaman.

Kolombiya hükümeti ile FARC-EP gerillasının yaptığı barış anlaşması sonrası gelişmeler bu sözü oldukça doğru çıkartıyor. Neredeyse her gün, özelikle paramiliter grupların cinayetleri birbirini izliyor. Barış imzalamasından sonra Kolombiya hükümetinin ve hatta Birleşmiş Milletlerin koruması altında olan, silahlarını bırakmış eski gerillalar, gerilla komutanları ve insan hakları savunucuları, sendikal mücadeleyi sürdüren işçiler ve özellikle çevre mücadelesi yürüten aktivistler bu saldırılara maruz kalıyorlar. Silahsızlandırılmış gerilla, bir yandan legal mücadeleyi, kendi sözlerini, barış sözünü tutarak sürdürmek isterken, aynı zamanda halkın barış için iyice umutsuzluğa sürüklediği günlük yaşantı da yeni bir politik çizgi, barışçıl bir politik çizgi örgütlemekte büyük güçlükler çekiyor. Savaşın zaten uzun zamandır yok ettiği hatta unutturduğu umut, barış anlaşması daha dün kadar yakın da olsa yeniden neredeyse hiç alevlenmemiş gibi.

Israrlı bir şekilde barışı savunmaya çalışan FARC’ın seçimlerde oldukça düşük oy alması her ne kadar beni şaşırtmasa da, legal yeni parti FARC’ı yine de şaşırttı diyebilirim. Guatemala da eski bir gerilla komutanın çok güzel bir tanımlamasıyla “Eskiden basketbol oynuyorduk barıştan sonra futbol” diye tanımladığı bu durum, barışı daha da karabasan hale sokuyor. Dehşetli bir eşitsizlik içinde legal örgütlenme yapmaya çalışan FARC’ın, aynı zamanda, dünyanın neredeyse hiç bir yerinde olmadığı kadar geniş, güçlü ve hala devletçe korunan paramiliter grupların doğrudan saldırısı karşısında bunu başarabilmesi oldukça güç görünüyor. Kolombiya silahlı mücadele tarihinde iki kez minimalize olmasına rağmen, Kolombiya devletinin temel ekseni şiddet olan politikasında ısrarı karşısında tekrar örgütlenebildi ama bu sefer buradan bir barış çıkmazsa bunu yeniden yapar mı ya da yapabilir mi? Barış anlaşmasından beri silahlarını teslim etmeyen birinci cephe hala var olmaya devam ederken, öte yandan barış görüşmelerine devam eden ELN denklemi iyice karmaşık hale sokuyor ama geriye kalan tek gerçek Kolombiya’da insanlar ölmeye devam ediyor…

Ve 50 yıldan fazla bir savaş sürdüren bir gerilla hareketinin karar verdiği barışı desteklemek dışında bir şey söylemeye hakkımız var mı?

METİN YEĞİN

Yazarın diğer yazıları