Metropolde Kürdün tek oyu AKP-MHP’ye kaybettirecek

Bazı Kürt kardeşlerimiz HDP’nin yerel seçimlerde İstanbul, Ankara gibi metropol kentlerde aday göstermemesine öfkeleniyorlar. „Oylarımızı AKP-MHP faşist koalisyonunun ‘muhalefetteki ortağı’ CHP-İyi Parti ittifakına neden verelim?” diyorlar.

İlk bakışta haklılar.

Ama bu seçim genel seçim değil, yerel seçim. Genel seçimde her hangi bir sandıktaki tek bir HDP oyu, bu partinin barajı geçmesini sağlar, hatta 7 Haziran’da olduğu gibi AKP’yi azınlıkta bırakabilir. Hatırlayalım; 7 Haziran öncesinde CHP tabanındaki pek çok seçmen, genel seçimde HDP’nin barajı geçmesi durumunda AKP’ye ağır bir darbe vurulacağını gördü, öyle ahım şahım bir oy desteği vermese bile, pek çok yerde HDP’nin barajı geçmesi için dua etti. Bu bir.

İkincisi HDP’ye oy verme açısından Genel Seçimlerde Fırat’ın Doğusu ile Batısı arasında seçim taktiği bakımından hiç bir fark yok. Nerede olursan ol, verdiğin her oy HDP’ye barajı geçme imkanı verir ve dolayısı ile parti yönetimleri değilse de muhalif kitleler bakımından HDP’ye verilen her oy faşizme karşı mücadelede herkesin işine yarar.

Önümüzdeki seçim genel seçim değil, yerel seçim…

Bu seçimde Kürdistan’da HDP’ye verilen her oy eşsiz bir değer taşır. Verilen her oy Kayyım despotizmini yerel iktidarlardan ve Kürdistan’dan kovmaya yarar. Yapılan ittifak sonucu bazı Kurdî partiler lehine aday göstermemek ise Kürdistan’da Kürt ulusal birliğini sağlar. Bu ne kadar büyük bir güçle ya da ne kadar büyük bir oy oranıyla gerçekleşirse, PKK Önderi’nin üstündeki tecridi kırmak ve bu amaçla bedenlerini ölüm yoluna yatıran Leyla Güven ve arkadaşlarını yaşatmak o kadar mümkün olur.  Yerel seçimlerde hedef AKP-MHP faşizminin işgalcisi kayyımları silip süpürmek, Kürt ulusal birliği sürecini derinleştirmek, tecridi kırmak, Leyla Güvenleri yaşatmak amacına yöneliktir. Bu amaçlar için her bir oy altın değerindedir.

Metropollerde ise amaç, HDP’nin ilan ettiği gibi AKP-MHP’ye „kaybettirmektir.”

Bu nasıl gerçekleşir? HDP yerel seçimde örneğin İstanbul’daki yüzde onbeşe varan oyunu yüzde onaltıya çıkardığında AKP/MHP „kaybetmiş” olur mu? Olmaz. İstanbul’u yine kazanır. Elbette HDP açısından oylarını arttırmış olmak faşist rejime bir yanıt sayılabilir. Ama bunun doğrudan bir politik sonucu olmaz.

Metropollerde AKP/MHP faşizmine „kaybettirmek” formülü doğru bir formüldür. HDP’nin amacı, metropol belediyelerinin CHP’ye geçmesi değil. AKP’nin belediyeleri kaybetmesi. Bu formül seçmen kitlesinde CHP’ye „umut bağlama” eğilimi yaratmayı önleyen bir formüldür. CHP’nin İstanbul, Ankara, Adana v.s. belediyelerini kazanması kendi başına faşist rejime karşı mücadelede beş paralık değer taşımaz. İzmir’de, Eskişehir’de v.s. işe yaramadığı gibi. Ama AKP ve MHP’nin yalnızca İstanbul ya da Ankara’yı „kaybetmesi“ bile muazzam politik sonuçlar doğurmaya adaydır.

Şöyle: AKP-MHP’nin kaybetmesi hem uluslararası alanda, hem de ülke çapında „sistem içi çelişkileri” derinleştirir. Hem uluslararası güçler, hem de ülkedeki sermaye sınıfı AKP’ye karşı „sistem içi yeni alternatif arayışına” geçer. Örneğin Almanya AKP’nin kaybetmekte olduğunu görünce, şimdi nasıl AKP’yi rezil bir şekilde destekliyorsa, aynı şekilde gelecekteki çıkarları için AKP’nin bölünmesiyle ortaya çıkacak olan yeni alternatife yatırım yapar. ABD ise Türkiye ile olan anlaşmazlıklarının gereği olan her şeyi misliyle yapmaya başlar. İçeride ise TÜSİAD konuşmaya başladı bile. Bunlar el altından „yeni sistem içi alternatife” her türlü desteği verir. Derinleşen ekonomik krize müthiş bir politik kriz eklenir.

İktidardaki Ergenekoncu, İslamcı-faşist güçler artık ülkeyi „eskisi gibi yönetemez” hale gelir.

Devrimci, demokratik güçler, işçi sınıfı ve tüm ezilenler açısından ise krize yuvarlanan faşist rejimi grevlerle, serhildanlarla, sokak gösterileriyle radikal demokratik yoldan devirmek ve yepyeni bir sosyalizm için yolu açmak imkanı doğar. Bu devrimci mücadelenin en değerli yan ürünü Öcalan’ın üstündeki tecridi kaldırmak, Leyla Güven ve tüm Açlık Grevcilerinin direnişini zafere ulaştırmak olur.

O nedenle HDP’nin aday göstermediği metropollerde AKP’nin „sistem içi muhaliflerine” verilecek her oy, ilk bakışta „AKP karşıtı sistem partilerine bir destek” gibi görünse de, gerçekte sistem partilerine bu destek, asılan adama ipin verdiği destek gibidir.

Metropollerde Kürdün „bir tek oyu” görüyorsunuz, nelere kadirdir…

***

Leyla Güven ve açlık grevindeki tüm kadınların 8 Mart kadın kurtuluş günü kutlu olsun…

Yazarın diğer yazıları