Mitanni sarayı ve 10 kil tablet

Suyun bu hayata çok sözü var. İşte onlardan biri:

“Dicle çekildi, Mitanni sarayı ortaya çıktı.”

Musul barajının suları çekilmiş, Dicle nehrinin doğu kıyısında, Mitanniler’e ait 3400 yıllık saray açığa çıkmıştı. Sarayla birlikte çivi yazılı 10 kil tablet bulunmuş ve sarayın duvarlarında da renkli resimler varmış…

Su kudretinden sual olunmaz bir varlık işte…

Süpürdüğü kadar dağıtıyor, yuttuğu kadar kusuyor.

Gölgesini de alıp gitmedi Mitanniler… Milattan Önce 1500’lü yıllarda şimdiki Kürdistan’ın kuzeybatısında Hurriler tarafından kuruldu. Başkenti Vaşukani (Vaşşuganni) arkeolojik alemde “kayıp başkent” olarak bilinir. Mardin yakınlarında kurulmuş Vaşukani. Mısır ve Mezopotamya arası ticari ve diplomatik ilişkileri Mitanniler’den kalan kil tabletlerle gün yüzüne çıktı. Dönem itibariyle Anadolu’ya sahip Hititler ile daha egemen diğer imparatorluklar arasındaki bağlar da bu tabletlerde okundu.

Şimdi ortaya çıkan/çıkarılan saray ve bulunan 10 kil tablet, döneme dair daha yeni şeyler söyleyecek. Bekleyelim.

Ne diyorduk, su, yuttuğunu kusar bir gün.

“Kürdistan neresi Sayın Baydemir?” diye sorarken dönemin Meclis Başkanı Ayşenur Bahçekapılı, eminim biraz daha konuşma fırsatı bulsa “bana tarihinizden söz edin de ikna olalım” diyecekti. Hurrileri Türk olarak kaydetmiş resmi tarih, 6 barajla onlarca muhteşem Kürt kültür varlığını gömer miydi sular altına? Suya yutturulan bir tarihten yeni bir Kürdistan çıkar mıydı?

Suyu tanımamışlar…

12 bin yıllık Hasankeyf sular altında kalmaya başladı, bu utancın ardına “sualtı turizmi yapılacak ama” notu düşüldü. Dünyanın ilk su ticaretinin yapıldığı yerden söz ediyoruz. Suyu su ile terbiye hangi aklın eseri acep?

Samsat’ta olduğu gibi… Atatürk, Karakaya, Ilısu, Birecik, Dicle barajlarıyla tüm Kürdistan’da, Seyhan barajıyla da Çukurova’da talan edildi kültürel varlıklar. Samsat, Lider höyüğü, Urima antik kent, Eğil antik kent, tüm Botan vadisinin kuşattığı kültürel alanlar; Çattape, Türbe, Başur höyükleri ve Şotit kalesi, Rumkale, Saklı kent ve daha niceleri… Antik dünyanın en gizemli kentlerinden söz ediyoruz. Kültürel soykırımdan başka da bir tanım karşılık gelmez bu katliama…

Kürt yok, Kürdistan yok, Kürdün mitolojisi, arkeolojisi, ekolojisi… Kürdün kuru ekmekle soğandan başka bir şeyi yok!

Zamanın bükemeyip de öptüğü bir el varsa o da doğaya aittir. Tüm siyasetlerin ve kibrin üstündedir bu el. Hiçbir kanun ve KHK sökmez ona. Aklında olan amel defterine yazılır. Beton dolgular, moloz yığınlar, iş makinelerle tahribat, ikinci bir Moğol istilası olarak kayıtlı Hasankeyf’in belleğinde.

Su diyorduk …alıp götürdüğü kadar getirmesini bilmiştir. Görkemli kuruluşları harap bitişlerle süslemiştir… Can olmayı bildiği kadar, çökmüştür zamanın nefesine…

Ez cümle, gidenler geri dönecektir.

Demek barajlar kuruyup sular çekilince unutturulmaya çalışılan Mitanni sarayı ortaya çıkıverdi, koynunda 10 kil tabletle! Bak sen şu tesadüfe!

İrfan Aktan ne güzel dedi: “Yasalar netice itibariyle böyle diyor: “Kürdistan diye bir yer yok.” Yasaların sahipleri de netice itibariyle aynı şeyi söylüyor: “Kürt diye bir şey yok.” Ama yasalar ve yasaklar kalplerde hükümsüz kalıyor.” Doğa da elini kalbine götürüp, kaybedilmek istenen yerin varlığını gösteriyor.

Yazarın diğer yazıları