Mizan defteri

Trump’ın iktidara gelmesiyle Ortadoğu’da öncelikli meseleye dönüştürülen “İran tehdidi” sorunu karşılıklı sınamalarla daha da derinleşiyor.

Şaibeli tanker saldırılarının ardından İran’ın ABD’ye ait bir insansız hava aracını düşürmesi bu sınamanın geçen haftaki somut sonuçlarından biri oldu. Amerikan yönetimi içinde ne yanıt verileceği konusunda çekişmelerin olduğu basına yansıdı. İsrail ve dolayısıyla savaş çağrısı yapanlara karşı Pentagon’un ikazları ve Trump’ın seçim çalışmalarının startını vermiş olması şimdilik açıktan saldırgan tutumu erteledi. Burada muhtemelen yapılan hesaplar dahilinde İran’ın savaş gücünün varsayılana göre daha yüksek olduğunun görülmesi ve daha da önemlisi İran’la savaşın bütün Ortadoğu ayrıca Afganistan ve Pakistan gibi ülkeleri de bir biçimde içine alacağının hesaplanması çok daha belirleyici olmalı. Ayrıca savaşın finansmanı sorunu bölge ülkeleri üzerinden çözebilir fakat kimin savaşacağı ve Amerikan askeri doğrudan savaşa dahil olduğu koşullarda Trump’ın bırakın sonsuz başkanlık hayallerine sahip olmayı bu dönemi bile bitirebileceği şüphe götürür.

Bunlar tabii Trump yönetiminin İran’da bir iktidar değişikliğini zorlayan politikalarından vazgeçeceği anlamına gelmiyor. Yeni yaptırımlar (Pek de ciddi olmayan son imzalanan yaptırım İran’ın ruhani lideriyle birlikte üst düzey askeri yetkililerin ABD’deki mal varlıklarının dondurulmasını öngörüyor.) ve “İran’a karşı ön alıcı caydırıcılık için müttefiklerle birlikte deniz güvenlik bloku” oluşturulması gündeme geldi. Bu girişimle ABD, İran’ı açık ve açıkta yakalamak için bölge ülkelerini İran’a karşı denizde de yeniden organize etmek istiyor. Aynı zamanda başta Çin ve Japonya gibi enerji ihtiyacının önemli bir kısmını deniz taşımacılığı ile bu bölgeden sağlayan ülkelere de şantaj yapıyor. Trump meşhur tiwitleriyle mealen “Onların tankerlerini niye biz koruyoruz, kim Basra Körfezi’nde tankerlerinin korunmasını istiyorsa, bundan böyle bize ödeme yapacak.” diyerek adeta ABD’nin “kanlı” kuruluş felsefesine de gönderme yaptı. Ne yaparsınız kimse köklerinden ayrılamıyor hele de söz konusu olan Trump’sa.

Trump yönetiminin adeta “deneme yanılma” yoluyla ilerleyen dış politikası birçok alanda kendini gösteriyor. Dün başlayan Filistin’in ana gündem olduğu Bahreyn Konferansı’nın da bu alelusulluğun bir örneği olması kaçınılmaz. Çünkü Filistin davası açısından tabuta son çivi çakmak anlamına gelen bir projeye bu işin asıl öznesi olan Filistin yönetimi doğal olarak katılmıyor. Filistin lideri Mahmud Abbas, “Filistinliler bir varlık istiyor, devlet istiyor, ekonomi bunların ardından geliyor” diyerek tepkilerini ifade etti. Lübnan’ın da protesto ederek katılmadığı toplantıya, Mısır ve Ürdün de sempatik yaklaşmayarak sadece orta düzeyde yöneticiler gönderiyor. Bu aynı zamanda ABD adına yapılan değerlendirmelerin, planların çoğu zaman kendini beğenmişlik yüklü ve bölge halklarını adeta birer köleymiş gibi gören fazlasıyla insaniyetten uzak niteliğini yansıtıyor. İnanmayan Afganistan’da ABD ve Taliban’ın 29 Haziran’da müzakere edeceği ABD destekli birliklerin Afganistan’dan çekilme takvimi tartışmasına bakabilir. Sürmekte olan postmodern karakterli yeniden paylaşım savaşı kapsamında İran’ın Şii inancını da kalkan yaparak emperyal bir güç olma hedefiyle çıktığı yolda rakiplerinin ve onu engelleyecek güçlerin olması kaçınılmazdı. Bu konuda en önemli rakibin emperyalist hiyerarşi içindeki birincil pozisyonunu sağlama almaya çalışan ve Ortadoğu’daki en önemli müttefiki İsrail lehine yeni düzenlemeler yapmayı zorlayan ABD olması da doğal. Doğal olmayan şey bunca oluşmuş ve oluşacak olan yıkıntının üzerine daha iyi bir dünya kurmanın mümkün olmadığının farkına varamayışımız ve dünyayı ısrarla bir uçuruma sürüklemekte olan politikacılara tapıncın sürdürülmesi…

Not: Bu hafta G-20 zirvesinde Erdoğan ve Trump’ın görüşmesi bekleniyor. İstanbul’da gerçekleşen seçimden ciddi bir darbe almış olarak çıkan Erdoğan’ın S-400’ler meselesinde geri adım atsa dahi ABD’nin mizan defterindeki hanesinde eksisi bir hayli kabarık. Özeti onu artık el öpmek de kurtaramayacak…

Yazarın diğer yazıları