Muharrem ve Alevilerin ‘özgül ağırlığı’

Cihan EREN

Aleviler yeni bir Muharrem orucuna başladı. Aleviler için önemli bir sorgu sual, nefsi sorgulama, zalime beddua, yeni Kerbela’lara neden olabilecek şerleri def etme ayıdır.

Muharrem orucu vesilesiyle oruç tutan canların oruçları hak defterine yazıla… Hak hizmetleri kabul ola…

Son on yıllık gelişmeler Aleviler için büyük riskler beraberinde getirmiştir; Türkiye’de 1980 darbesinden sonra ılımlı İslamcılığın önünün açılarak AKP adıyla iktidara taşınması, AKP’nin ihvancılığı, başındaki Erdoğan’ın kendini İhvan’ın lideri görmesi, Aleviler üzerindeki tehlikeleri büyütüyor. Alevi inkarı, kutsallarına aleni saldırıların en çok AKP-MHP iktidarı döneminde yaşanması bundandır. İhvancı bu çizginin Ortadoğu’yu kan revan içinde bırakan cihadist selefilikle ilişkileri, Alevileri çok daha fazla tehdit eder hale gelmiştir. Dolayısıyla Aleviler bu yılki Muharrem’e çok daha büyük bir tehlike içinde girmiştir.

Erdoğan’ın sürekli davamız dediği şey ihvancılıktır. Erdoğan’ın, Erbakan ile başlayan aktif siyasi serüvenini, Mili Görüşe karşı temel iki güç olan laik batıcı ordu ile Gülen Cemaati arasında kalınca Gülen Cemaatini seçmesi, ordunun kısmen zayıflamasıyla kendini devlet görmeye başlayan Gülen Cemaatinin iktidar hırsını frenlemek istemesinden sonra bu defa Ergenekoncularla ittifaka gitmesi, toplumsal alanda da önce demokrasi talep eden kesimlere yakın duran bir görüntü vermesi daha sonra MHP gibi faşist ırkçı bir partiyle iş tutan bir zikzak çizmesi, Erdoğan ve AKP’nin ne kadar tehlikeli bir yapı olduğunu yeterince göstermektedir. Birileri buna siyasi manevra, politik öngörü, yaratıcılık diye bilir. Ancak gerçek AKP adlı siyasi oluşum ve liderinin güçsüz olduğu, aslında gerçekten devlet olan kesimlerin bunları kendisi için kullandığıdır. Bu ekibinse imkan buldukça muhalifleri, demokratları, Alevileri ve Kürtleri baskı altına alarak kendine iktidar alanı açmaya çalışmasıdır.

Türk devletinde klikler arasında çok şiddetli bir güç savaşı yaşanıyor. Kurucu kadroların AKP’den istifa edip yeni bir parti kurma çabası, Erdoğan’ın bu ekibi tehdit etmesi vb… durumlar devlet içi çelişki ve çatışmaların siyasi alanda zuhur etmesidir. Kısacası Türkiye devlet ve millet olarak tarihinin en derin kriz ve kaosu içindedir. Bundan sorumlu olan AKP-MHP iktidarı bu gerçeği gizlemek için Kürtlere saldırıyor. Teşbihte hata olmaz diyerek Erdoğan-Bahçeli iktidarının kuduz köpek durumuna düştüğünü söylemekte sakınca yoktur. Artık her an bir kenarda düşüp geberebilir.

Bu haldeki bir iktidarın varlığını sürdürmesi, kayyum darbesinde de gördüğümüz gibi koyduğu kanunları da hiçe sayarak saldırmasına bağlı hale gelmiştir. İşte böyle bir pervasız saldırganlık tehditti altındaki bir diğer kesimde Alevilerdir. Tabi Alevilerin belediyeleri, siyasi partisi olmadığı için seçilmişlerine olmayacak bu saldırı. Alevilere saldırının biçimi Peker Çetesi türündeki kontrgerilla birimlerinin yapacakları yeni Maraşlar, Çorumlar, Sivaslar olabilir. İmam Hatip Lisesi türünde Aleviliğin can damarlarını kurutma amaçlı saldırılar olacaktır. AKP-MHP saldırganlığına bakınca, bu çete başının Alevi dergahlarına gitmesinin böylesi saldırılara alt yapı hazırlamak amaçlı olabileceğini düşünmek gerekir. Hatırlayın Ahmet Davutoğlu Erzincan’da Cemevine gitmişti. Fakat en büyük katliamlar da Davutoğlu’nun başkanlığı döneminde yaşandı.

Türkiye oldukça tehlikeli bir noktadır. 3. Dünya savaşı Suriye ve Kürdistan merkezli yaşanıyor olsa da savaşın en şiddetli çatışma cephesinin öte tarafında Türkiye var. Türkiye yarın ne olacağı beli olmayan ender ülkelerin başında geliyor. Böyle bir ülkede en küçük bir kıvılcım büyük bir yangına yol açabilir. Alevilerin bu gidişatı görmesi, buna göre politik bir tutum alması gerekiyor.

Aleviler Muharrem orucunu tutup ibadetlerini yaparken diğer taraftan ülkenin içinden geçtiği kritik süreci de görerek mücadele vermek durumundadır. Sadece Aleviler için de değil her inançtan inananlar için bugün en büyük ibadet demokrasi mücadelesi vermektir. Çünkü Türkiye’de vicdanları kirleten, ahlakı bozan, temiz saf insanlara bile günah işleten tek adam rejimi vardır. Toplumu günaha sokan böyle bir rejimin yıkılmasını inançların hepsi söylüyor.

Aleviler ülkenin içinden geçtiği süreçte “özgül ağırlık”larının daha da artığını görebilmelidir. Nasıl ki HDP üçüncü parti olmasına rağmen gündemi belirliyor, muhalefetin ikinci partisi olmasına rağmen ana muhalefet partisi rolü oynuyorsa, toplum olarak Alevilerin de böyle bir pozisyonları oluşmuştur. İktidar klikleri arasındaki çelişki ve çatışmaların derinleştiği, toplumun kutuplaştırıldığı, kutupların da kendi içinde ayrışmaya başladığı bir dönemde Alevilerin birlik içinde hareket etmesi, demokrasi cephesine çok büyük bir güç katacaktır. Güçlenen demokrasi cephesi yapacağı hamlelerle Alevilerin de talebi olan demokratik bir sistem kurmaya yol açacaktır.

Alevilerin Kerbela anısına verecekleri en kutsal cevap, birlik içinde demokrasi cephesine katılmaları, demokrasi cephesini cesaretlendirmeleri olacaktır. Aleviler örgütlü ve birlik içinde meydanlara çıkabilmelidir. CHP’nin Erdoğan-Bahçeli iktidarını destekleyen sağcılığını teşhir edebilmelidir. Alevilerin bu süreçte “özgül ağırlık”ını özellikle de CHP merkez yönetimindeki milliyetçilere hissettirmesi çok önemli sonuçlara yol açacaktır. Benzer bir duruş ve mücadele Avrupa Alevilerinin çatı örgütü AABF’nin de görevidir. AABF, özellikle Erdoğan’ın dinci-mezhepçi rejimini destekleyen Almanya gibi devletlere Alevilerin “özgül ağırlık”ını hissettirebilmelidir. AABF ayrım yapmadan tüm Alevileri harekete geçirerek, Türkiye ve Kürdistan’daki Alevi örgütlerine moral destek verebilir.

Kısacası bu yılki Muharrem Alevilere Hüseyini olma şans ve imkanı ile birlikte gelmiştir. Alevi Pîrleri ve kanaat önderleri bu şansı iyi değerlendirebilirlerse insanlığa yeni bir Eba Müslüm zaferi hediye edebilirler. Zaten karşılarında da Alevilerin de sıkça vurguladığı gibi tam bir Muaviye-Yezit duruyor. Öyle ise Alevilere de düşen İmam Hüseyin’in intikamı için Eba Müslüm’ün Kızılbaş mücadelecileri olmaktır.

Yazarın diğer yazıları