Musul sadece Musul değildir

* Musul meselesi, sonuçları itibariyle Güney’den daha çok Kuzey meselesi olmuş, bugün de tüm Kürdistan’ın ve Ortadoğu’nun meselesi haline gelmiştir.
* Türkiye ve KDP olası Musul hamlesinde PKK eksenli herhangi bir gücün yer almaması için her şeyi yapıyorlar. KDP bu konuda tarihi bir yanlışa düşmüş bulunuyor.
*Çünkü Türk Genel Kurmayına göre orayı Kürtler ele geçirmek istiyor; böyleyse KDP ile ortak hareket etmelerine ne demeli? KDP buradaki tuzağı görmüyor mu?
* “Musul” Kürt soykırımı için sembolik bir anlam kazanıyor. Yüz yıl önce Musul meselesiyle başlatılan Kürt soykırımı şimdi bir kez daha hayata geçirilmek isteniyor.

Birinci Dünya Savaşı sırasında Musul’un İngilizlere kalması karşılığında Kürt halkının soykırım süreci başlamıştı. Bugün de Musul’da Kürt etkinliğinin olmaması için soykırım uygulaması devrededir. Türk Genel Kurmayı da tüm meselenin Musul’un Kürtlerin eline geçmemesi olduğunu itiraf ediyor.
Musul meselesi, sonuçları itibariyle Güney’den daha çok Kuzey meselesi olmuş, bugün de tüm Kürdistan’ın ve Ortadoğu’nun meselesi haline gelmiştir. Ancak söz konusu olan, sadece DAİŞ’e ihale edilmiş bir kent değil Irak’ın kuzeyinin tamamıdır.

KDP’nin tarihi hatası
Tarihi geçmişine bakıldığında, eski Musul Eyaleti bugünkü Güney Kürdistan ve Tikrit dahil Kuzey Irak’ın genelini kapsıyordu. 1864 yılında Osmanlı Eyalet sistemi değişince Musul eyalet olmaktan çıkmış ama 1918 yılına dek Osmanlı hakimiyetinde kalmıştır.
Günümüzde Musul kenti DAİŞ’e verilmiş esir bir kent durumundadır.
Türkiye ve KDP olası Musul hamlesinde PKK eksenli herhangi bir gücün yer almaması için her şeyi yapıyorlar. KDP bu konuda tarihi bir yanlışa düşmüş bulunuyor.
Çünkü Türk Genel Kurmayına göre orayı Kürtler ele geçirmek istiyor; böyleyse KDP ile ortak hareket etmelerine ne demeli? KDP buradaki tuzağı görmüyor mu? Musul zaten Arap, Kürt, Türkmen birçok halkın ortak yaşadığı yerdir. Esasen özgür Kürdün bölgede etkisi olmasın istiyorlar.

ABD için seçim hesabı Kürtler için tuzak

Irak coğrafyası öteden beri denizlere açılan Basra bölgesiyle, merkez rolünü oynayan Bağdat bölgesiyle, özgür ova ve dağ kabilelerinin yaşam alanı olan Kuzey Irak (Musul) bölgesiyle üç eyalet şeklinde doğal yönetim karakterinde olmuştur. Günümüzde de Irak’ta demokratik çözüm için bu yaklaşım hayati önemdedir.
Tarihsel çözüm bu yönde olsa da, seçim gündemdeyken ABD hükümeti doğal olarak Rakka ve Musul’a odaklanan bir siyaset yürütmektedir. Öte yandan Cerablus’ta olduğu gibi sadece bir el değiştirme olacağı iddiaları gündemdedir.
Bir yandan da Musul operasyonunun fazlasıyla abartıldığı görülüyor. ABD için seçim hesabı gibi görünen mesele Kürtler için tuzak anlamını da taşıyabilir.
Nerden bakılırsa tutarsız olan, mantıksız görünen gelişmeler ancak daha kapsamlı emperyal planlar düşünüldüğünde anlaşılır olmaktadır.
İşin özüne bakılırsa, birçok alanda gelişen karmaşık ilişki-çelişki reel-politiğine rağmen, yüz yıldır Kürt ve Türk’e uygulanan “tavşana kaç, tazıya tut!” politikası esas emperyalist politika olarak devrededir: Cerablus bu durumu net olarak açığa çıkardı.
Bu durumda diplomasinin olanaklarını sonuna dek kullanmak gerekiyor ama Kürde yaşam şansı vermeyen bu dünyada öz güç ilkesinden de asla şaşmamak gerekiyor.

“Musul” Meselesi ve Kürt Birliği

Uygarlık sistemi içinde Kürde yer yoktur. Kürt ya özgür olacak ya da yaşamayacaktır! Bu duruma karşın KDP başta olmak üzere demokratik birliğe gelmeyen ve sistem içinde yaşanabileceğini sanan kesimler yanılıyor. Kürdün hiçbir biçimine sistem içinde yer yoktur. Kürt özgür olmak, özgürlüğünü yaratmak zorundadır. Kürt ancak demokratik uygarlık içinde kendini gerçekleştirebilir. Bunun için birlik olmanın yolları sonuna dek zorlanmalıdır.
Özgür Kürde ait tüm değerlerin bu kadar pervasızca hedeflenmesi, Ortadoğu’nun yeniden dizaynında dünyanın devletçi sisteminin hakim kılınması içindir. Neticede demokrasi ile devletçi sistemin çatışması yaşanıyor.
Birinci Dünya Savaşı’nda demokrasi tarafında mücadele edecek tüm güçler boğdurulmuştu. Şimdi öyle kolay boğulmayacak bir halk iradesi açığa çıkmış durumdadır. Bu iradeyi sadece direnenlerin ve birlikten yana olanların duruşu temsil ediyor. “Musul” meselesini de ancak bu irade çözebilir.
“Musul” burada Kürt soykırımı için sembolik bir anlam kazanıyor. Yüz yıl önce Musul meselesiyle başlatılan Kürt soykırımı şimdi bir kez daha hayata geçirilmek isteniyor. Buna karşı tüm Kürdistan’da özyönetim direnişi yükseliyor. Kürt güçlerinin birlik olması için bu direnişten daha fazla motivasyon kazandıracak ne olabilir ki?

Ya demokratik birlik çözümü ya tam kopuş!

Türk devleti ve AKP, sınırsız şekilde soykırım saldırılarıyla, Kürtleri her yerden kovmakla, kurumlarına el koymakla, kapatmakla, hapsetmekle, katletmekle aslında “Bağımsız Kürdistan”ın kurulması için tüm koşulları yaratmış durumdadır.
 “Musul” meselesine kırmızı görmüş boğa gibi bakan Türk devleti sayesinde, Musul etrafındaki gelişmeler tüm Kürt güçlerine Bağımsız Kürdistan’ın kurulması gerektiğini düşündürtmekte ve bunlar tartışılmaktadır. KCK yetkililerinin son günlerdeki açıklamalarına yansıyan “kopuş” denilen olayın politik sonucu budur. Adı konulmasa, dillendirilmese bile gidişat bunu gösteriyor.
Savaşı yeni bir aşamaya taşıyacak gelişmeler de böyle yaşanmaktadır.
Aksini sağlayacak tek gelişme demokratik birlik çözümü olabilir. Bu da hiç kuşkusuz Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın projesidir ve onsuz asla düşünülemez. Çatışmaları en aza indirecek, belki de bitirecek en doğru olan yaklaşım da bu proje etrafında birlik çalışmalarını geliştirmektir.

Yazarın diğer yazıları