Müzakerelerin ikinci aşamasına geçiliyor

Barış süreci Öcalan’ın ifadesiyle bir rodeo atı gibiydi. Yürüyor gibi görünürken ilerlemiyordu.

İki haftadır bu köşeden yazdığım bölgesel gelişmelere bağlı olarak, AKP Hükümeti, 26 Haziran tarihinde Meclis Başkanlığı’na bir çerçeve yasa sundu. Hükümet bölgesel gelişmelere bağlı olarak artık rodeo atı ile süreci idare edemeyeceğini görmüştür.
Öcalan, devlet heyeti ile üç aşamalı bir takvim üzerinde anlaştı. Öcalan, bunu 21 Mart 2013 tarihinde Amed Newroz’unda onaya sundu. Bu üç aşamalı plan BDP, Kandil ve halk tarafından kabul gördü.
Öcalan ve devlet heyetinin üzerinde anlaştıkları planda ne vardı, kim ne yaptı?
Birinci aşamada silahlar susacaktı. Bu aşamada KCK ateşkes ilan etti. Gerilla güçlerinin bir bölümünü sınır dışına çekti. Elindeki esirleri bıraktı. Barış sürecinin güçlenmesi için deklarasyonlar yayımladı. Bütün kurumlarını sürecin selameti ve başarısı için seferber etti. Hükümet ise bu ilk aşamada ilk kez ateşkesi ve Öcalan ile görüştüğünü resmi ağızdan kabul etti. Hükümet ilk kez operasyonlarını önemli oranda durdurarak bu taahhüdüne uydu.
Hükümet, Öcalan’ın önerisi ile Türkiye toplumunun ikna edilmesi için “Akil İnsanlar” Heyeti oluşturuldu. Akil İnsanlar Heyeti, Türkiye’nin bütün bölgelerinde önemli çalışmalar yaptı ve çalışmalarını raporlar halinde hükümete sundu. Ancak Akil İnsanlar Heyetleri’nin hazırladığı raporlar başbakanlığın raflarında bekliyor. Ve bu çalışmanın devamı gelmedi. Yine bir güvenlik yaklaşımı ile kalekol-karakol ve baraj yapımını sürdürdü.  
İkinci aşamada görüşmeler müzakerelere evrilecekti. Bunun için bir yol temizliği gerekiyordu. Ayrımcı dilin terk edilmesi ve müzakerelerin yasal alt yapısı hazırlanacaktı. Yasal alt yapı ardından demokratikleşme paketleri çıkartılacaktı. Ancak hükümet bugüne kadar müzakerelerden kaçtı ve görüşmeleri MİT’e havale etti. Ayrımcı ve çatıştırıcı dilini terk etmedi. Çıkardığı demokratikleşme paketleri beklentileri karşılar düzeyde değil. Hasta tutuklular hala cezaevlerinde. TMK varlığını sürdürüyor. Hatip Dicle ve onun gibi binlerce siyasetçi hapiste. Hükümet ikinci aşamadaki taahhütlerine uymadı.
Üçüncü aşamada ise Kürt sorununun çözümü için anayasal değişiklikler yapılacak ve HPG silahsızlandırılacaktı. Ancak Hükümet ikinci aşamaya geçmediği ve buradaki sorumluluklarından kaçtığı için üçüncü aşamaya da geçilemedi.
Hükümetin Meclis başkanlığına sunduğu çerçeve yasası ile yeni bir dönemeçteyiz diyebilirim.
Bakanlar kurulu adına Başbakan’ın imzası ile Meclis’e sunulan Müzakere Çerçeve Yasası’nın amaç ve kapsamı “Terörün sonlandırılması ve bütünleşmenin güçlendirilmesi” olarak ifade ediliyor. Sorunun ismini yanlış koyarsan müzakereleri de yanlış yapmış olursun. Müzakere çerçeve yasası ikinci aşmaya geçiş bakımından önemlidir.
Öcalan ve Kandil bu çerçeve yasasının üç noktada güvence vermesini istiyor. Bunlar 1-) Sürecin yasal güvenceye kavuşturulması 2-) Başmüzakereci olarak Öcalan’ın koşullarının düzeltilmesi 3-) Müzakere Süreci’nin selameti ve karşılaşması muhtemel tehlikelerden korunması için tarafsız bir gözlemci heyetin izleme kurulu olarak görevlendirilmesi. Komisyon ve genel kurul görüşmelerinde Kandil ve Öcalan’ın kaygılarını gidermek için çerçeve yasanın eksiklikleri tamamlanabilir ve yanlışları giderilebilir.
Çerçeve yasa ile nihai hedef sürecin bütün aşamalarında devletin, sorumluluğunu taahhüt altına giriyor.
Çerçeve yasa Komisyon ve genel kuruldan geçerse müzakereler süreci hükümetten herhangi bir yetkilinin iki dudağı arasından çıkartılacak ve güvenceye kavuşmuş olacak. Daha doğru bir ifade ile yasal statünün olmaması nedeniyle pamuk ipliğine bağlı süreç, bu yasa ile güçlü bir halatla hükümet değişse bile garantiye alınmış oluyor.
Bundan sonrası sosyal, ekonomik ve kültürel konularda demokratikleşme adımlarının atılmasıdır.
Öcalan, başından beri süreci devlet ile yürüttüğünü söylüyordu. Paket bunu kabul ediyor ve müzakereleri bir devlet sorunu olarak görüyor.
Çerçeve yasası bir temeldir. Müzakereler bu temel üzerinden gelişecek. Yaşanan güvensizlik ve kafa karışıklığı bu çerçeve üzerinden aşılacak. Çerçeve yasası Meclisi ve Hükümeti merkeze alıyor ve sürecin tarafı haline getirmiş oluyor.
Paket Öcalan ve Kandil’in beklentilerine yanıt verir mi bilinmez. Edindiğim bilgilere göre Kandil ve Öcalan’ın beklentilerini tam karşılamasa da bu yasal çerçeveyi yine de önemli buldukları yönünde.  
Hükümet eğer bu mevzuat ile ‘Kürt sorununu çözmeden PKK’nin silahlarını susturacağım ve elindeki silahları alacağım’ derse bunun başarı şansı yok.
Hükümet basit seçim hesapları içinde olmadan biran önce Kürdistan bölgesindeki köyün derenin ismini ve oradaki Kürt, Arap, Süryani ve tüm halkların dilini, haklarını anayasal güvenceye kavuşturmalıdır. Ve en önemlisi de Türkiye Kürdistan’ının siyasi bir statüye kavuşturulması gerekiyor.
Süreci eğer bir ata benzetirsek sanıyorum bu çerçeve yasası Meclis Genel Kurulu’ndan geçerse at hipodromda koşacak!

Yazarın diğer yazıları