NATO’nun silah ve sırlarını alıp nereye?..

Bunlar, hayat buldukları günden beri, devir ve dönemin ruhuna uygun olarak keşfettikleri bir güce yanaşıp ona, “kasık biti” gibi yapışarak yaşadılar.

İngiltere ve Fransa’dan aldıkları silahlarla, eski müttefikleri Yunanlılara saldırarak bundan, “ulusal kurtuluş zaferi” çıkardılar. Aynı süreçte, Ruslara eğildiler. Yaranmak için Komünist Parti bile kurdurup Lenin’e gittiler. Ondan altın cinsinden para aldılar. Lenin’in baş generallerinden Voroşlof’un portresini de Taksim’deki zafer anıtına monte ettiler.

 Sonra, Rusya’ya gönderdikleri “Komünistleri”i, dönüş yolunda boğup ilişkileri kestiler. Kasık biti, yeni barınağı Almanya idi.

Beri yanda, başkasının felaketi, “Türk gibi yaşama biçiminde”, ayağa gelmiş fırsatın düğün ile bayramıydı. İkinci büyük savaşta, dünya kan ve ateş içindeyken, onlar “tarafsızlık” numarasına yatıp gölgesinde, Hitler’in koluna girdiler. Ona, silahların ham maddesi demir ve bakır madenlerini satarak, ölümden para kazandılar.

Hitler’in, kafasına kurşun sıkmasından kısa bir süre önce, yenilgi belirtilerini görür görmez Almanya‘ya savaş ilan edip “aradığı kanı bulmuş aç kasık biti gibi” Amerika’ya yanaştılar. Savaş sonrasında, ölen Washington elçisi Ertegün’ün cenazesini İstanbul’a gelen Missuri adındaki savaş gemisinin askerlerine, genelevi tahsis ederek sadakat ve dostluk gösterisinde bulundular.

Yaranmanın ikinci hamlesinden Abdülhamit ile İttihatçılardan miras Yahudi düşmanlığını bile unuttular. İsrail’i tanıyan ilkler arasına katıldılar. Bu arada, Amerikan yardımlarına mazhar olmak için, NATO’ya dahil olma taklaları atmaya başladılar. Amerika’nın yanında savaşmak üzere, çok az Türk’ün adını duyup haritada yerini bildiği Korey’e, savaş ilan ettiler.

Ve Amerikan yardımları yağmaya başladı. Savaş gücü tanklar, top ve tüfekler yağdırdılar. Askerlere don, gömlek bile verdiler. Ekonomik kalkınma için yeşil dolar demetleri, okul çocuklarına peynir kalıpları, süt tozu gönderdiler.

Dönem Amerikan traş günleriydi. Rus salatasının adı, Amerikan salatası olarak değiştirilmişti. Ankara’da Washingon Restorant Türk sosyetesine hizmet veriyordu. Missuri adı, tabelalarda baş markaydı.

Dalkavuklukta sınır yoktu.

1957 yılındaki Süveyş Kanalı savaşında Mısır’a savaş ilan edip NATO’cu İngiltere’nin yanında yer aldılar. Cezayir’de, Fransızlara payanda oldular.

 Amerika, Komünizme karşı soğuk savaş yıllarında, karı-koca Rosenbergleri idam edince, “Türk gibi maşallah” çıkışıyla “bizim başımız kel mi?” dercesine Kemalistleri hapishanelere doldurdular. Eski bir asker olan Ahmet Hayati Karaşahin’i de idam ettiler.

1970‘li yıllarda, derin devlet adına “Kahrolsun dinsiz, imansız Komünistler, Komünistler Moskova’ya!” naralı Recep Erdoğan ile ortağı Devlet Bahçeli, Komünist avcılarıydı.

Onların parlamentodaki temsilcileri, “Amerika’dan kopup Moskova’nın kucağına mı gidelim?” diye bağırıyorlardı.

Ama, kasık bitinin kötü yazılmış kaderine bakın ki, onlar şimdi, Amerika ve NATO’ya karşı Moskova muhipleri. Çünkü Moskova, onların Emperyalistçilik oyunu, yani toprak işgali ile yayılmacı heveslerine izin veriyor.

 Oysa, haberleri yok. Kendinde güç vehmedenin zorbalıkla, yani işgal yolu ile toprak kazanma, sömürge yönetimi kurma devri, İkinci Dünya Savaşı ile kapandı.

Arjantinli Generaller Falkland adalarında, Saddam Hüseyin Kuveyt’te denedi. Ama deneme boyunlarında asılı kaldı.

Ama bunlar, Rusya‘nın çakma Çarı Putin’in iznine güvenerek, “kimsenin toprağında gözümüz yok” diye diye Suriye topraklarını işgal ediyorlar. İşgal topraklarını, bir zamanlar gecekondu arsası çevirdikleri gibi, etrafında duvar örüyor, kuleler dikiyorlar. Irak’ın çaresizliğini fırsat bilip ilhaka hazırlık olarak, Kürdistan’a yayılıyor, Suriye Kürdistanından toprak çalıyor, Efrîn Kürtleri kapı dışarı edip mülklerine, işbirlikçi katilleri, hırsız ve İslamcı tecavüzcüleri yerleştiriyorlar.

Bütün bunlar NATO’nun silahlarıyla oluyor.

Bir yandan da, NATO’ya karşı Rus füzelerini (S-400) alıyorlar. Bu alış-veriş Batı’dan, yani NATO’dan kopuş içindir. NATO silahlarına Rus kalkanı, bilgi ve sırların karman çorman olmasıdır. Gizliliğin ifşası, sırların rakip eline geçmesidir.

NATO’yu bırakıp Moskova sığınmak ise sır torbalarının orada boşaltılmasıdır ki, buna izin vermezler. En azından “NATO’nun silah sistematiği ve sırlarıyla nereye?” diye sorup fatura uzatırlar adama…

Yani “el yordamı” ile emperyalizmcilik oynamayanın bir faturası vardır. Yedirmezler adama. Gidilen yerde, bir başkasının da menfaati vardır. O nedenle, fatih olayım derken, “boynu altında kalan” olmak da vardır.

Şantajla genişlemek, toprak işgal etmek derin geçmişlerde kaldı. Günümüzde, bu gibilerinin kellesini, tıpkı Korsikalıların yaptığı bayrak motifi yaparlar.

Korsika’nın bayrağı, Afrika’dan gelen işgalci kellesinin motifidir…

Yazarın diğer yazıları