NATO’ya gülerek girdin ağlaya ağlaya çıkarsın!

OHAL kaç ay sürer? Az sürerse “bu da geçer ya hu” deyip sırt üstü yatacaklar ya.. Soruyu da o yüzden soruyor konformist erbabı…

Bundan önceki OHAL 44 defa uzatıldı, 15 yıl sürdü.

Bu da, “Başkanlık rejimine” geçilene ve bu rejim stabil hale getirilene kadar sürecek…

Şu şartla…

Eğer ABD ile ilişkiler şimdi olduğu gibi giderek bozulmaya devam ederse. Yok eğer kısa zamanda ABD ile bir uzlaşma sağlanabilirse, OHAL’in daha “makul” bir sürede tamamlanma ihtimalinden, o durumda bile ancak söz edilebilir.

Neden?

Darbenin de gösterdiği gibi, bir NATO ülkesinde, NATO’nun genel gidişine aykırı bir “iktidar”ın varlığı, NATO sistemiyle bağdaşmaz.

Size tuhaf gelebilir ama, böyledir.

Warşowa paktında işler daha “açık”, “doğrudan” yapılıyordu. 1956’da Macaristan “Warşowa paktından” ayrılma kararı aldı ve Sovyetler ve müttefikleri tarafından işgal edildi. Çekoslavakya’da da 1968’de “Warşowa paktı” çizgisinden ayrılan rejim, yine Sovyet işgaliyle tasfiye edildi.

Erdoğan’ın son darbe için “işgal” terimini kullanması hiç de tesadüf değildir. NATO üyeliği ile şimdi dağıtılmış olan Warşowa paktı üyeliği arasında “prensip” bakımından fark olmadığını ordu, MİT ve Hariciye Erdoğan’a söylemiş olmalıdır.

Nitekim, NATO’nun da aynı “prensip” temelinde, kendisine bağlı ülkelerdeki “rejim değişikliklerine” karşı harekete geçmesi söz konusudur. Bu amaçla NATO ülkelerinde “komünizme” karşı özel “kontrgerilla” örgütleri kurulmuştu. Bu örgütler başta İtalya ve Türkiye olmak üzere, NATO ülkelerinde “rejimleri hizaya” getirmek için pek çok operasyon yapmıştı.

Demek istediğim şu:

NATO bir savaş bloku. Orada “demokrasi” değil, “askeri hiyerarşi” hüküm sürer. Bıçak kemiğe dayandığında NATO “ikna” yöntemini değil, “cezalandırma” yöntemini kullanır.

Böyle bir durumda NATO ve onun patronu ABD ile karşı karşıya gelen bir NATO üyesi ülkenin hükümeti, elbette çok büyük tehlikelerle yüz yüze gelmiş olur.

Buradan hareketle diyorum ki, eğer Türk devleti bir “mihver” değişikliğine hazırlanıyorsa, bilelim ki, Türkiye çok uzun yıllar OHAL’le yönetilecek ve sonunda NATO’ya “direnebilecek” bir “dehşetli dikta” rejimi kurulacaktır.

Yok eğer rejim bu stratejik kapışmayı göze alamazsa, OHAL makul bir zamanda adım adım sona erdirilecektir.

Tekrar edelim: Türkiye’nin NATO üyesi bir ülke olması, basit bir “işbirliği” meselesi değildir. Bu ittifaka giren ülkelerin hükümetleri, “devletin” imzaladığı bu anlaşmaya kayıtsız şartsız uymak zorundadırlar. 15 Temmuz darbe girişimi bu gerçeği kafalara yerleştirmiş olmalıdır.

Geçtiğimiz gün, bir Amerikalı askeri yetkilinin “müttefiklerimiz hapse atılıyor” demesi boşuna değildir. NATO subayları hapse atılmaktadır, siz "ordumuz yıkıldı" sanıyorsunuz, oysa NATO ordusu darmadağın edilmektedir.

NATO bir “dünya ordusudur” ve onun bir kolu olan TSK’nın karşı karşıya geldiği bugünkü duruma ABD ve NATO bilelim ki seyirci kalmayacaktır.

Şimdi Pentagon’da “Askeri liselerin kapatılması, ardından ünlü Harbiye ve bütün Harp Okullarının tasfiye edilmesi, lise mezunlarının orduya alınıp subay yapılması” yönündeki “planlar” ve bu “planlar”la ilgili medyada yer alan “orduya İmam Hatipliler geliyor” haberleri büyük bir dikkatle inceleniyor olmalıdır.

NATO’nun Ortadoğu’daki en büyük ülkesinin “ılımlı İslamcı FETÖ’den” arındırılıp, “kontrol” dışı “tarikatların” etkisine girmesi ve bunun da TSK’ya yansıması, bilelim ki, Pakistan’da ağzı yanan ABD açısından çok büyük bir “tehdit” olarak algılanacaktır.

Algılandığı andan sonra, Türkiye ya Pakistanlaşacak…Ya da Iraklaşıp, dağılıp yıkılacaktır.

Bu durumda ne yapalım?

Çaresiz kalan Türk bu soruyu soruyor. Ardından "ABD’yle uzlaşıp yakamızı mı kurtaralım" diyor.

“Uzlaşıp uzlaşmamak” AKP’nin önündeki gündem.

Bizim dediğimiz, “ne Amerika, ne Rusya üçüncü yol”…ABD ve Rusya ile iyi ilişkiler; Ortadoğu Ortak Evi…Ve AB ile Ortadoğu Ortak Evi arasında uygarlık köprüsü…

Şimdi İmralı’nın kapısı açılsın…Bu hedeflerin etrafında bütün Kürdistan birleşmekle kalmayacak, dört parçanın yer aldığı her ülkede de milyonlar bu büyük hayal için ayağa kalkacak…

Yazarın diğer yazıları