Ne kadar hak ihlali o kadar silah…

Almanya Gündemi

Ortadoğu’da süren savaş her geçen gün mülteci sayısını artırırken, zengin Arap ülkeleri Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt gibi ülkelere yönelik "mülteci alımı" konusundaki eleştiriler bir tarafa, radikal İslamcı gruplara verdikleri destek ile de sürekli gündemdeler. Hatta son olarak Wikileaks tarafından sızdırılan Hillary Clinton’un kampanya müdürü John Podesta’ya yazdığı e-maillerin birinde, Suudi Arabistan ve Katar’ın DAİŞ’e destek verdiğini vurguluyordu. Bu bilgiler ortalıkta dolaşan bir dedikodudan ziyade ispatlı argümanlara dayanıyordu. Fakat bu argümanlara rağmen ABD’nin en çok silah sattığı ülkelerden biri Suudi Arabistan. 

Nitekim son günlerde Almanya’da da böyle bir tartışma başladı. Alman basın ve televizyon kurumları Süddeutsche Zeitung, NDR ve WDR, Federal İstihbarat Servisi (BND) ve Anayasayı Koruma Örgütü (Bundesamt für Verfassungsschutz) verilerine dayandırdıkları bir haberde Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt’in Almanya’daki radikal İslamcı Selefilerin organizasyonlarını desteklediklerini yazdı. Haberde Kuvvet’ten "Revival of Islamic Heritage Society" (RIHS), Katar’dan "Shaykh Eid Charity Foundation", Suudi Arabistan’dan "Muslim World League" gibi organizasyonlar hakkında Avrupa ve Almanya’daki Selefilerin camileri ve eğitim kurumlarını destekledikleri hakkında sayısız belge olduğu bildiriliyor. Özellikle altı çizilen nokta ise Selefi organizasyonlarının finansmanının söz konusu hükümetlerin onayı ile gerçekleşmesi. Yine vurgulanan bir başka nokta; Suudi Arabistan’ın dünya genelindeki İslami misyonerlik faaliyetlerinin devlet ve dış politikasının parçası olduğu görüşü. 

Almanya finanse edilen bu grupların mültecileri radikalleştirmesinden korkuyor. Yine istihbarat birimlerinin verilerine göre Almanya’daki Selefilerin sayısı şu an 9 bin 500 civarında. Ekim ayı sonuna kadar 870 kişi DAİŞ’e katılmak için Almanya’dan Suriye ve Irak’a gitti. 

Bütün bu vahim bilgilere rağmen Almanya söz konusu ülkelerle ilişkilerini en üst düzeyde devam ettiriyor. Bunlardan en çok eleştirilen konu ise silah satışı. Almanya, 2016’nın ilk 6 ayında Suudi Arabistan’a 484 milyon Euro değerinde silah satışı gerçekleştirdi. Yine 2015 yılında Almanya’nın en çok silah sattığı ülkeler arasında Suudi Arabistan 3. sırada yer alıyor. 2015 yılında Katar Almanya’dan 1 milyar 66 milyon Euro değerinde silah satın aldı. İnsan hakları açısında kaygı verici ülkelere silah satışı eleştiri aldığı halde Almanya‘nın, örneğin; Suudi Arabistan’ın Yemen’de yaptığı sivil katliamlara rağmen,  silah satışı her yıl daha da artıyor. Üstelik Suudi Arabistan "anti-terör biriminin" bizzat Almanya tarafından eğitilmesi de gündemde. Almanya 2011 yılında Suudi Arabistan’a 200 adet Leopard 2 A7+ tipi modern tank satması ile gündeme gelmiş ve kamuoyunda büyük eleştiri almıştı. Arap baharı eylemliklerinin kanlı bir şekilde bastırılması ve bu operasyonlarda tank kullanılması söz konuşu satışı engellemedi. (Helmut Schmidt ve Helmut Kohl dönemlerinde de tank satışı gündeme gelmiş fakat izin konusunda sorunlar yaşanmıştı.)  

Almanya bir taraftan ülke içi güvenlik konusunda telaş yaşarken, diğer taraftan ülke güvenliğini tehdit eden radikal İslamcı grupları besleyen ülkelerle askeri ve ticari antlaşmalar yapmaya devam ediyor. Benzer pazarlıklar bildiğiniz gibi Türkiye ile de son sürat devam ediyor. 

Geçtiğimiz aylarda sızdırılan bir belgede bizzat BND raporunda geçen, "Ankara’nın özellikle 2011 yılından bu yana adım adım İslamileşen iç ve dış politikasının sonucu olarak Türkiye, Orta ve Yakındoğu bölgesindeki İslamcı örgütlerin merkezi eylem platformu haline gelmiştir" detayına rağmen, son silah ticareti raporuna göre Türkiye Almanya’dan silah alan ülkeler arasından 25. sıradan 8. sıraya yükseldi. Ayrıca bu silahların Kürtlere karşı kullanıldığı gizli bir bilgi değildi. 

Sonuç olarak; Almanya’nın elinde ciddi bilgiler olmasına rağmen sürdürdüğü kirli pazarlıklar "ne kadar hak ihlali olursa, o kadar silah satışı" şeklinde ilkeleşiyor.

Yazarın diğer yazıları