Ne yapayım böyle vatanı

Eski Türk Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner’in internet sayfalarına düşen “Mayınlar Kontrolsuz döşendi” itirafından sonra, Çukuca’da (Qılaban) 27 Mayıs 2009 tarihinde oğlunu dönemin Hakkari Tugay komutanı Zeki Es’in talimatı doğrultusunda askerlerin döşedikleri mayınların patlaması sonucunda kaybeden yüreği yaralı annesi Raziye Demirel “canı yanan anneler, babalar o acı karşısında ne diyeceğini bilmiyor ve hep ‘vatan sağ olsun’ diyor. Ben ne yapacağım böyle vatanı. Ben göz ucuyla bakmaya kıyamadığım oğlumu almış benden. Bu günkü aklım olsaydı göndermezdim oğlumu askere. Ben ne yapayım böyle vatanı” diyor.
Yüreği yaralı anne haklıdır. Ne yapsın böyle vatanı! Göz ucuyla baktığı oğlunu dünyaları kendisine verseler bir daha geri getirebilirler mi? Getirebileceğini söyleyen ahmak varsa beri  gelsin. Eski Savunma Bakanı Vecdi Gönül “ben onun hakkını verdim” demiş. Ne hakkını vermişler. Verdikleri elli iki bin lira  bir evladın yaşamının bedeli midir? Bu bayram öncesi insanın ruhunu ısıtan ilk haberdi. Bir diğer iliklerimizi ısıtan haber ise aralarında İshak Alaton, Prof.Dr.Halet Cambel, Rakel Dink, Prof.Dr Şerif Mardin, Orhan Pamuk, Prof.Dr Turgut Tarhanlı ve Prof Dr.Nermin Abadan’ın yaptıkları açıklama idi. Akil insanlar yaptıkları açıklamada “savaşmakla, çatışmakla, bastırmakla, sindirmekle, yok etmekle olmaz, barışmakla olur. Otuz yıldır on binlerce can alan, yüz binlerce can yakan, milyonlarca insanı derinden yaralayan, bir çatışmanın yeniden başlaması kabul edilemez” denilmektedir.
Işık Koşaner’in itiraflar TSK kuvvetlerinin bu uygunsuz, dengesiz, acımasız ve sonuçsuz savaşın devam ettiği otuz yıl sonucunda ne kadar yıprandığını ortaya koyuyor. Kendi askerlerini alnından vurup, döşedikleri mayınlara çarpıtıp öldürtüyorlar, sonrada suçlarını Kürtlere yüklemeye çalışıyorlar. Ancak her zaman olduğu gibi yine yüzlerine, gözlerine bulaştırıyorlar.
Türk savaş uçaklarının hava saldırılarında zarar görenler sadece sivil Kürt vatandaşları olmaktadır. Bayram’dan sonra girişecekleri topyekün saldırılarda sonuç vermeyecek. Her türlü bilgi kirlenmesine psikolojik savaş taktiklerine rağmen “Kürtler arası savaş haramdır” bilincine ulaşan Kürtleri de birbirleri ile çatıştıramıyorlar. Hava saldırılarının amacıda lojistik desteği önlemektir. Bugüne kadar bunun tecrübesi çokça yapıldı. Sonuç da alınamadı. Yine sonuç alamıyacaklar. Arkalarına bakıp gidecekler.        

Bayram namazını yıllar sonra kendi topraklarımda kılacağım. Başta Kürtler olmak üzere tüm İslam aleminin mübarek Ramazan bayramını kutluyor, bayramın barışa, özgürlüğe zalimlerin islahına vesile olmasını diliyorum.

KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
-    Kürt din adamı Mellé Sıddık Turhalı 29 Ağustos 1992 tarihinde yatsı namazı sonrası evine giderken uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitirdi.
-  29 Ağustos 1996 tarihinde Yeni Politika yazarı Seyfettin Tepe, Bitlis’te uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitirdi.
-   30 Ağustos 1988 tarihinde TC Enfal katliamından kaçan bir grup Kürt Kürdistan’ın kuzeyine sığındı. Sığınmacı Peşmergeler ve aileleri Muş ve Kızıltepe’de açılan kamplara yerleştirildi.
-  30 Ağustos 1969 tarihinde Dersim’de Pir Sultan Abdal piyesinin oynanmasının ardından çıkan olayları protesto etmek için DDKO tarfından Ankara’da bir miting düzenlendi.
-  31 Ağustos 2001 tarihinde dünya barış günü hazırlıklarını yapmakta olan HADEP Zeytinburnu ilçesine polis tarafından yapılan baskında Zeynel Durmuş yaşamını yititrdi.
-  1 Eylül 1998 tarihinde Kürt tarafı 3.kez tek taraflı ateşkes ilan etti.
-  3 Eylül 1993 tarihinde DEP Batman il yöneticisi Habib Kılıç Batman’da uğradığı kontra saldırısında şehit düştü.
-  4 Eylül 1993 tarihinde olayları incelemek üzere Batman’a gelen Dep heyetinin uğradığı silahlı saldırıda Mardin milletvekili M.Emin Sincar şehit düştü, Batman milletvekili Nizamettin Toğuç kolundan yaralandı.

Yazarın diğer yazıları