Neden film festivalleri?

 Festivaller arasındaki örgütlülük aynı zamanda Kürt halkı için ulusal bir alan yaratır. Zira her parçadaki sinemacılar yaptıkları filmlerle ulusal bir duygu da ortaya çıkarıyorlar. Bu duygu da festivale gelenler üzerinde etki yaratıyor. Bu etkiyle ulusal bir bilinç oluşturulabilir.

Ardîn DÎREN

İyisiyle kötüsüyle bugün Kürt sineması var ve Kürtler de artık diğer ulus ve toplumlar gibi sinemayla uğraşıyor. Bugüne kadar bu anlamda birçok değerli eser de ortaya çıktı. Kürt sinemasında yüzlerce kısa ve uzun metrajlı filmi ve belgeseli sayabiliriz. Zayıflık ve yetersizliğiyle de olsa üzerine konuşulup tartışılabilecek bir sinema var. Ama bu tartışmaları nerede ve nasıl yapacağız? Bu filmleri nerede ve nasıl seyredeceğiz? Elbette bu filmleri izleyebilmek ve üzerinde tartışma yürütebilmek için çeşitli alanlara ihtiyaç var. Denilebilir ki bu alanlardan en önemlisi film festivalleridir. Film festivalleri, sinemacılar için büyük bir imkandır. Özellikle Kürt sinemacılar için olmazsa olmazdır. Filmleri tanımak ve takip etmek, sinemanın geldiği düzeyi görmek ve değerlendirmek açısından değerli bir imkandır. Fakat film festivallerimizde bu ne kadar gerçekleşiyor? Tartışma veya buluşma çabası ne kadar var? Kısacası festivallerin düzenlenmesindeki amaç nedir? Bana göre Kürtlerin düzenlediği festivaller açısından bu sorular önemlidir ve cevaplanması gerekiyor.

En uygun zemini festivallerdir

Yukarıda belirttiğimiz gibi, sinemanın gelişimi açısından festivallerin yapılması ve filmlere imkan sunulması önemlidir. Zaten Kürt filmleri sadece bu festivallerde gösterilebiliyor, başka gösterilecek yer de yok zira! Fakat bu festivaller hangi amaçlarla gerçekleşiyor? Eğer amaç sadece film yapma ve gösterme amaçlıysa -ki bu da çok önemli- maalesef yeterli değildir. Bu festivallerde sinemacılar ne kadar bir araya geliyor, ne kadar panel, forum, diyalog gerçekleşiyor? Festivallerde gerçekleştirilen eylemselliklerin ne kadarı Kürtçedir? Kürt sinemasının durumuna ilişkin sempozyum ve konferans tartışmaları ne kadar yapılıyor? Bu anlamda bir çaba var mı, yok mu? Bir festival sadece film gösterimleri temelinde kendini örgütlüyorsa, kuşkusuz eksiktir. Pozisyonunu genişletmesi gerekir ki Kürt sinemasının durumu daha iyi analiz edilebilsin ve derinleşsin. Bunları neden önemsiyorum? Maalesef Kürdistan’ın parçalanması sebebiyle Kürdistan sineması da parça parça! Bu sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda düşünce, dil, biçim ve özde de parça parçadır ve biraz da karışıktır. Elbette her parça özgün bir renk ve tarzdır, fakat biz ortak bazı şeyler yaratabiliriz ve Kürtçenin nefes alabileceği bir sinema dili üzerinde durabiliriz. Bu parçalılık ya da karışıklığın ortadan kalkması için de böyle bir çabaya ihtiyaç var. Bu tartışmaların yapılabilmesinin en uygun zemini festivallerdir. Bundan dolayı bu bakışla bakabilmeli ve buna göre festivallerimize biçim vermeliyiz. Yoksa festival oldu, filmler gösterildi, herkes kendini tanıttı, sonra dağılıp evine ya da kendi parçasına gitti; bu şekilde bir sona ulaşılmaz ve Kürt sineması da gelişmez.

Sinema için duyarlı olunmalı ve daha sağlam bir temel hazırlanmalı, aksi takdirde geçici bir şey olur; gerçekleşir, biter ve unutulur gider. Bana göre her festival bitiminde kendimize sorular yöneltmeliyiz. Acaba bu festival Kürt sinemasına ne kattı, biz Kürtlerin bilincinde ne yarattı? Bir sinema kültürü yarattı mı yoksa..? Bu soruların cevapları olmalı. Eğer amaç sadece gerçekleştirmek ve kendini övmekse, şüphesiz bu en kolayı olur. Kesinlikle bu bakıştan uzak durmalıyız.

Ekmek su kadar gereklidir

Dört parça Kürdistan’da ve aynı zamanda diasporada uzun yıllardır düzenlenen festivaller var. Bakur’da FilmAmed, Yılmaz Güney, Axtamara, Başûr’da Duhok, Silêmanî festivalleri… Diasporada ise Frankfurt, Berlin, Hamburg, Londra ve Paris. Kürt sineması açısından bu festivaller önemlidir ve her bakımdan destek ve güç verilmelidir. Bu festivallerin varlığı Kürt sineması için iyidir ve her koşul altında düzenlenmesi de gerekir. Kürtlerin yaptığı filmlerin gişe veya özellikle salon filmleri olmadığı malumun ilamı. Çoğunluğunun festivaller dışında gösterimi yapılacak bir yeri de yok. Bundan dolayı bu festivaller, Kürt sineması için ekmek su kadar gereklidir. Ancak önemli bir husus da festivallerin ne kadar birbirinden haberdar olduğu ve birbirlerinin çalışmalarını ne kadar takip ettiğidir. Kürt sineması için ne kadar bir araya geliyor ve ne kadar umursuyorlar? Güçlü bir birlik ve örgütlülük oluşmasına dönük bir çabaları var mı? Bu festivaller için sorularımız uzadıkça uzar.

Festivaller arasındaki ilişki nasıl olmalı?

Bana göre organize edilen festivallerdeki en önemli sorun ilişki olmamasıdır. Asıl amaç Kürt sinemasının geliştirilmesi ise her şeyden önce festivaller arasında bu ilişki oturtulmalı ki yeni gelişmelerden haberdar olunabilsin, birbirinden fayda sağlanabilsin ve birbirine güç katabilsinler. Ama amiyane tabirle herkes kendi festivalinin peşine düşüyor ve bu da kopukluğu getiriyor. Bence herhangi bir Kürt film festivali gerçekleştiğinde önce sinemayla, özellikle festivallerle uğraşanlar davet edilmeli ki takip edilebilsin ve onların gerçekleştireceği festivallere katkı sağlayabilsin. Aksi takdirde niyeti ne kadar iyi olursa olsun herkes kendi gücü ve inancına göre bir şeyler yapmakla yetinir.

Festivaller arasında örgütlülük oluşturursa Kürt sineması Kürdistan’ın bütün parçalarına da ulaşabilir. Sadece Kürdistan’a değil, eğer bu dediklerim gerçekleşirse daha büyük dünya film festivalleriyle de güçlü ilişkiler kurulabilir. Kürt sinemasının tanıtımı açısından bu festivaller de çok önemli. Eğer festivallerimiz dağınık olursa, dünya festivalleri de sinemamıza değer vermez, sinemamız göz ardı edilir. Bundan dolayı birbirimizin çalışmasından haberdar olmalıyız ve güçlü bir ilişki içerisinde olmalıyız. Evet, son süreçlerde bir gelişme olsa da eksik ve dağınıktır. Festivallerle uğraşanlar bu konu üzerinde durmalı ve her dört parça Kürdistan ve elbette diaspora ile -ki burası da festivaller için önemli bir alandır ve burada her yıl 3-4 festival düzenleniyor- iyi bir ilişki kurulmalı ve bu ilişkiler üzerinden sinema örgütlülüğü yaratılmalı.

Ulusal bilincin gelişmesine katkı sağlar

Festivaller arasındaki örgütlülük aynı zamanda Kürt halkı için ulusal bir alan da yaratır. Zira her parçadaki sinemacılar yaptıkları filmlerle ulusal bir duygu da ortaya çıkarıyorlar. Bu duygu da festivale gelenler üzerinde etki yaratıyor. Bu etkiyle ulusal bir bilinç oluşturulabilir. Sıraladığım bu şeylerle gayem biraz da bu. Sanatın ve sinemanın gücünü doyuruyor bu açıdan. Bu gücün ardından gitmeli, duygu ve gücümüzü birleştirmeliyiz.

Yabancı dilller kullanılıyor

Kürt sineması çetin koşullar içerisinde biçim alıyor. Artık bu gerçekliği az çok herkes biliyor. Yapılan festivaller de zor imkanlarla gerçekleşiyor. Bizi doyurmayan bazı şeyler, bazı yetersizlikler var ama bazı şeyler de var ki elimizdedir. Bu şeyler için kararlı olmalıyız. Festivallerde unutmamamız gereken diğer önemli bir şey de dildir. Bizi birbirimize en yakınlaştıran ve çalışmalarımızı ortaklaştıran dildir.

Festivallerde kendi dilimizden ziyade yabancı diller kullanılıyor. Bu, festivallerin en büyük zayıflığıdır. Her şeyden önce dilimizin ağırlığı festivallerde görülmeli. Elbette diğer diller olmadan olmaz, bahsettiğim şey bu değil. Fakat ilişkimiz, alışveriş, afiş, program, diyalog vs. bütün içerik Kürtçe ile süslenmeli. Dışarıdan bakıldığında motif ve renginden bir Kürt festivali olduğu anlaşılmalı. Gittiğimiz bazı festivaller var ki, bir Kürt film festivali olduğu bile anlaşılmıyor. Esas dili yabancı dildir ve bu bana göre bir tehlikedir. Festivalimize gelen insanlar bir Kürt festivalinde olduklarını hissedebilmeli. Festivallerimiz bunu hissettirmezse, hep egemen kültür ve dillerin altında kalır. Bu gerçekliği de iyi görmeli, değerlendirmeli, bir an önce bundan uzak durmalı ve festivallerimizde dilimizi diriltmeliyiz.

Bütün filmler Kürtçe altyazılı olmalı

Festivallerimizin başka önemli eksikliği de filmi gönderen kişilere Kürtçe altyazının mecbur kılınmaması, onlardan böyle bir şey istenmemesidir. Nasıl ki diğer ülkelerde onların dilinde altyazı mecburiyse, bizim festivallerimizde de bütün filmler Kürtçe altyazılı olmalı. Bu unutulmaması gereken bir noktadır, kesinlikle olmalı ve film sahiplerinden istenmelidir.

Kürt filmleri sayıca az

İmkan, koşul ve ekonomi olmadığı  yapılan filmler de sayıca çok az. Sanırım festivallerimizde tıkanıklığın bir sebebi de budur. Bazen öyle oluyor ki, festival açılışında bir Kürt filmi bile gösterilemiyor. Yine bazı festivallerin programlarında ise Kürt filmleri çok az. Çoğunlukla Kürtler üzerine yapılan filmler gösteriliyor. Kürtlerin yaptığı filmler az olunca, Kürtler üzerine yapılan yabancı filmleri göstermeye mecbur kalıyorlar. Birkaç festivalde Kürtlerin yaptığı filmlerin ödüllere layık ve festivalin açılışı için seçilecek düzeyde görülmediğine şahit oldum. Elbette bu Kürt sinemasının imkanlarıyla alakalıdır. Zira Kürt sineması için sürekli bir destek ve ekonomi yoktur, herkes kendi imkanları ölçüsünde ne kadar film yapıyorsa odur. Bundan daha fazla bir şey olmaz. Bu da onları incitiyor ve gönüllerince bir film yapamıyorlar. Yine senaryolar için desteğe ihtiyaç var, bu festivaller yoluyla ulusal ve uluslararası arenada sinema fonları için ilişki gereklidir. Yukarıda sözünü ettiğimiz örgütlülük bunun için gereklidir. Bu örgütlülük oluşursa bu zorluklar da ortadan kalkar ve Kürt sinemacılar da filmlerini yapabilir. Bu şekilde bu Kürt festivallerinde, Kürtler üzerine yapılan yabancı filmlerden önce doğrudan Kürtlerin yaptığı filmler gösterilir. Böylelikle insan Kürt sineması üzerine daha iyi konuşup tartışma geliştirebilir. Aksi halde hep biz Kürtleri konu edinen yabancı filmlerden söz ediyor olacağız. Bu, sinemamız açısından büyük bir tehlikedir.

Kurum ve kuruluşlarının duyarlılığı ve yaklaşımı zayıf

Şu ana kadar dile getirdiğim şeyler, sinemacılar üzerindeki yükler ve festivalleri örgütleyen kişilerin sorumlulukları üzerineydi. Bu gerçeklik ve eksiklikler gördüğüm ve takip ettiğim şeylerdi. Diğer yandan önemli bir nokta var ki, Kürdistan’da büyük bir eksikliktir. Dünyadaki bütün büyük film festivallerinin devletlerinin, kurum ve kuruluşlarının desteğiyle düzenlendiği biliniyor. Bunların desteği olmazsa onlar da festivaller gerçekleştiremezler ve bu festivaller bu kadar uzun ömürlü olmaz. Bu iyi biliniyor. Maalesef Kürdistan’da böyle bir şey yok. Özellikle kültür ve sanata ilgi çok azdır. Sinema söz konusu olduğunda ise bu alaka daha da düşüyor ve kimse önemsemiyor.

Kürdistan’daki kurum ve kuruluşlarının duyarlılığı ve yaklaşımı bu festivallere karşı çok zayıftır! Bu da bazı festivallerin dolu, yeterli geçmemesine ve sürekli olmamasına neden oluyor. Bir festival olduğunda ve misafirler davet edilemediğinde, sadece film gösterimi şeklinde kalıyor, bu da coşkulu geçmemesine neden oluyor. Bu durum da doğrudan ekonomiyle alakalıdır. Ekonomiye ve yıllık dayanışmaya göre festivallerimizin de renginin değiştiğini görüyoruz. Her yıl bu festivallerle uğraşan kişilerin değiştiğini görüyoruz. Bazı yıllar imkansızlıklar yüzünden festivaller yapılamıyor. Bu sebepler yüzünden böyle sorunlar ortaya çıkıyor. Bu da festivaller için iyi bir temelin oluşamamasına neden oluyor. Bazı festivaller süreklilik arz etmezse sinema için bir kültür de oluşturamazlar. Biz Kürtler için her şeyden önce sinema kültürü oluşturulmalı. Bunun bir an önce gerçekleşmesi için de Kürt sinemasına yönelik düzenlenen bütün festivallerden haberdar olunmalı. Festivallerimizin süreklilik kazanması ve uzun ömürlü olması için kurum ve kuruluşlarımızın yaklaşımı ve duyarlılık düzeyi bir an önce değişmelidir.

*Kürtçeden çeviren: Sozdar Dêrsim

Yazarın diğer yazıları

    None Found