Newroz’da siyasi müdahale

Üst yapıda bir devrimden bahsedersek, bu yılki Newroz’un böylesi bir parlaklığı taşıdığına işaret edebiliriz.

Öcalan’ın Newroz beyanını analiz etmiyorum; bu beyanın etkisini konu ediniyorum.

Tarih gösterecek: Bugünkü sahne, şimdiye dek Kürt Devrimi’nin kattettiği yolda benzersiz bir tabloya işaret ediyor.

Bugüne dek, Kürdistan’daki siyasetin seyrini Ankara belirliyordu.

Daha önceleri de Ankara, Kürdistan’daki başarısızlıklarından dolayı, hükümet değişiklikleri yaşamıştı.

Bu Newroz’da Diyarbekir, Ankara’daki siyaseti belirleyeceğinin ilk işaretini verdi.

İlk kez Ankara’nın ensesine Diyarbekir dayandı.

Tüm Kürdistan’da Newroz, geleceğin Kürdistan’ının tablolarını taşıdı.

Diyarbekir’deki Newroz açıklaması, Türkiye’de Erdoğan’ın tayin ettiği gündemi dinamitledi.

Kantonlar Kürdistan’ı, bağımsız Kürdistan, federatif sistemler geleceğin projeleri.

Geldiğimiz noktada, daha önce hiç hesapta olmayan bir görüntü ortaya çıktı:

Eruh’da patlayan ilk kurşun;

Lanetli Kürt’lerin, ‘’bir avuç eşkiya“ olarak betimlenen silahlı mücadelesi;

1992’de Cizre Newroz’uyla birlikte başlayan sistemli kitle katliamları;

İnkar, sürgün;

Yasaklanan Kürdistan partileri ve hala unutulmayan ve Kürtler’in kattetmeye mecbur ettikleri o karanlık tarihi delhize rağmen;

Kim bilebilirdi ki, Kuzey Kürdistan’daki Kurtuluş Hareketi’ne dayanan Öcalan, Diyarbekir’deki beyanıyla, Erdoğan’ın ‘’tek adam“ rüyasını altüst etsin?

Daha önce ilan edilen 10 madde ile ilgili, Kürt Hareketi’nin hangi yol haritasında direneceği tahmin ediliyordu.

Ancak, Kürt Hareketi’nin gerilla güçleriyle dünya düzeyinde Rojava ve Kobanê mücadelesiyle sürpriz br sempati kazanması Türkiye açısından şaşırtıcı oldu.

Newroz’la birlikte Ankara ve Türkiye’nin siyasetini belirleyen AKP’de ilk altüst başladı.

Bu kez Erdoğan’ın fantomu Fuat Avni olaylardan bihaber kaldı.

Kürdistan Türkiye çatışması, bir biçimde Öcalan/Erdoğan çatışması olarak gündeme geldi.

Bülent Arınç’ın çıkışını Kürdistan’ı Türkiye’ye ekleme çabası olarak okumak gerekir.

Erdoğan, ‘’seruma bağlı Kürtler“ projesini devam ettirmek için yükselmek istiyor.

Arınç ya Erdoğan’ın siyasi tetikçileri tarafından fitillenerek ileri sürüldü ve yarını olmayan bir mahkumiyetle çekip gidebilir.

Ya da kendisiyle birlikte olanlar, Saray’daki adama karşı harekete geçip, Türkiye için yeni bir çözüm sürecini başlatırlar.

Newroz’la birlikte ortaya çıkan başka bir dönüşüm ise, ‘’çözüm“ün Türkiye’den başlatılmasının ilan edilmesiydi.

Çözüm bulmayan bir Türkiye’nin Kürdistan’la çözüme oturması mümkün gibi görünmüyor.

Eğer silahlı mücadelenin sona erdirilmesi gibi güçlü bir değişim sinyali veriliyorsa, Türkiye’nin güçlü bir değişime gitmesi gerekiyor.

Silahlara veda ise başka bir tarihi dönemecin işi.

Geleceğin kantonlarında, Federal ya da bağımsız Kürdistan’ın da bugün Güney’de pêşmerge güçleri var olduğu gibi, gelecekte gerilla güçleri olacak.

Bunu Diyarbekir’dekiler, Hewlêr’de, Kobanê’dekiler gibi Ankara’dakiler de bilsinler.

Zaten biliyorlar.

Başa dönüyorum, bu Newroz Kürdistan‘daki politik ve toplumsal projenin önemli bir durağı olarak, gelecekle ilgili önemli emareler taşıyor.

İkinci notum: Kürdistan’a egemenlerin planlarıyla, kolonileştirilenlerin kurtuluş felsefesinin çatışması sona ermedi…

Yazarın diğer yazıları