Niçin ve nasıl?

Devrim, birbiriyle tutarlı söylem ve eylemlerin; birbirini tamamlayan amaç, araç ve yöntemlerin toplamını ifade eden bir ideolojik entelektüel konseptin, koşullara ve ihtiyaçlara göre değişerek ve dönüşerek bir yaşam hattı kurmasının kendisidir. Bütünlük ve tutarlılık, bir devrimin başarılı olup olmaması, ezilenler lehine bir sonuç doğurup doğurmaması ile son derece doğrudan orantılıdır. Bütün bir insanlığın, doğanın, tüm canlı formlarının umudu olma ve dünyayı değiştirip güzelleştirme potansiyeli taşıyan Sovyet devriminin amaç, ile araç ve yöntemler arasındaki tutarsızlıklar nedeniyle yıkılıp gitmesi, devrim umudunun heba olması bu konuda düşünmek ve eylemek isteyenler için elbette muazzam bir deneyim sunmaktadır.

“Niçin-Ne-Nasıl” soruları her devrimci amacın mutlaka cevaplarını vermesi gereken sorulardır. “Niçin” sorusu, devrimin hangi ihtiyaçların sonucu ortaya çıktığını tanımlarken, “Ne” sorusu, devrimin niteliğini, içeriğini, yaşam tasavvurunu tanımlar, geçmişin ve şimdinin nelerden arındırılacağını, geleceğin hangi esaslar üzerine kurulacağını belirler. “Nasıl” sorusu ise inşa edilecek derimin hangi araçlarla, hangi yol ve yöntemlerle yapılacağına cevap arar.

Eşit, adil, sınıfsız, sömürüsüz bir dünya inşa etmek isteyen devrimciler, sosyalistler, anarşistler, solcular “Ne ve Niçin” sorularına cevap olabilecek çok zengin bir külliyat oluşturmuşlardır. Ancak ne yazık ki “Nasıl” sorusu tüm iktidarcı insanlık tarihi boyunca devrimciler açısından krizli cevaplar üretegelmiştir. Ve büyük çoğunlukla “Ne ve Niçin” sorularına üretilen bütün o değerli külliyatı, o muazzam teorik birikimi boşa düşürecek bir “Nasıl” krizi ile karşı karşıya kalmışlardır. Devletsiz, sınıfsız, sömürüsüz bir toplum inşa etmek isteyen Sovyet devrimcileri, böyle bir toplumu “nasıl” kuracaklarına dair cevabı bir proletarya diktatörlüğünde, bir devlet aygıtında aradıklarında daha o zaman devrimi yenilgiye götüren adımı atmışlardı.

Kürt Özgürlük Hareketi, reel sosyalizmin deneyimlerinden büyük dersler çıkarmış, güçlü bir özeleştiri süreci geliştirerek Ortadoğu’daki bütün halklara umut olacak büyük bir devrimci hamle geliştirmeyi başarmıştır. Bu başarının en temel dinamiği, devrimin “Nasıl” yapılacağına dair büyük ve güçlü çabadır. “Nasıl” sorusu kendini birkaç cevaba mahkum ederek kilitlememiş, dinamik bir cevap arama süreci işleterek, değişen durum ve ihtiyaçlara göre bu sorunun cevaplarını değiştirerek ve dönüştürerek devrimi yaşatmayı ve ona ivme kazandırmayı başarabilmiştir.

Bugün Kürdistan’ın kuzeyinde legal siyasal partiler, kadın, gençlik, sanat, ekoloji, ekonomi kurumları, belediyeler, yerel yönetimler ekseninde ve çevresinde yürütülen siyasetin, yürütülen devrimci mücadelenin en temel meselesi amaçlarla, “Niçin ve Ne” sorularına üretilen cevaplarla hiçbir ilgisi olmayan bir “Nasıl” pratiğine girilmesi ile ilgilidir. Devrimci yaşam inşasının harcanan bunca emek, verilen bunca bedele rağmen bunca krizle karşı karşıya kalmasının bundan başka bir izahı yoktur. Ne devletin faşist ve baskıcı karakteri, ne uluslararası konjonktür, ne faşist bölge devletleri arasındaki ittifak önemli etkiye sahip olsalar da yaşanan krizin gerçek nedenleri değildir. Gerçek neden dış faktörlere değil iç faktörlere bağlıdır.

Siyasi, ekonomik, kültürel kurumlaşmasını kendi devrimci ihtiyaçları ve özgürlük paradigması doğrultusunda kurumsallaştıramayan; devletçi, iktidarcı geleneğin yoğun etkisi altında kalan yaşam pratiği, bırakalım çözüm olmayı sorunun bizzat kaynağı haline gelmiştir. Öyleyse çözüm, Kürt Özgürlük Paradigması’nın halklar açısından muazzam bir umut haline getirdiği “Ne ve Niçin”i, “Nasıl” sorusuna cevap verebilecek güçlü tartışmaların yapılacağı bir teyakkuz halinin yaratılmasıdır. “Nasıl” sorusuna güçlü tartışmalar yürütülmeden ve cevaplar inşa edilmeden ne yazık ki verilecek bedeller, harcanacak çabalar boşa gidecektir.

Yazarın diğer yazıları