Nirvana’nın ‘Erdoğan kazanırsa ne olur’ yorumu

Nagihan AKARSEL

Nirvana Ninhursag’dı adı. Gülüşü hüzünle sarmalanmış güzel bir kadındı tanıştığım. Yeşil gözleri uzak bir kederi sırtlayan bir umudun arifesindeydi. Baktığı her şeyi görmeye uğraşan bir anlam arayışçısı…

Dur durak bilmeyen kısa ömrüne onlarca yürek sığdırmanın mutluluğuyla yeni yüreklere kucak açan güzel bir kadın. Aynı zamanda yaşamının en güzel çağında en büyük acıları karşılamanın kederindeydi. Uzak bakışları bunu anlatıyordu.

İsmiyle dikkatleri hemen üstüne çekmeyi başaran Nirvana ile tanıştığımda, “Bütün çabamız Nirvana’ya yani sana ulaşmak için” diyorum gülümseyerek… Mahçup bir bakışla, “Öyle deme lütfen, ben bu ismi neyi istediğimi hiç unutmamak için aldım aslında”… Neyi istediğini unutmamak… “Peki soy ismin nedir” diye soruyorum. “Soy ismimi duysan gülersin. Ninhursag… Valla soyadım da bu istediğime ulaşmak için bana güç veren bir kültürü ifade ediyor. O kültür olmadan özgürlük olmaz. Kaynak Ninhursag hani” diyor… Her bir cümlesi, kullandığı her bir sözcük bir kitap başlığı adeta…

Bir gece beraber kaldık. Çok okuyan, soru soran, meraklı gözlerle inceleyen, hayatla yarışan gözleri bir an uzak bir noktaya asılı kalıyor. Bana dönüp, “Acaba Kürtlerin aşk destanlarını anlatan bir kitap, bir film ya da belgesel yok mu yanında” diye soruyor. “Elbette var. İstersen aşk destanlarına dair yapılan program ve belgeselleri sana verebilirim. Hatta izleyelim beraber” diyorum. Bunu söylememle Nirvana’nın bütün herkesi toplaması bir oldu. Hep beraber oturduk destanlara dair yapılan programları izledik. Hemen yanıbaşımda oturan Nirvana bir yandan izliyor bir yandan da yorum yapıyordu. “İnsanlar coğrafyalarına benzer… Destanlarında coğrafyasının gizini kuşanır mesela. Kanadı kırık bir turnaya olan sevgisini sanatsal bir aşka dönüştüren Evdalê Zeynikê’nin ezgilerini esas alır ya da. Binewşa Narîn’i bir an görebilmek için onun kapısında yedi yıl çobanlık yapan Mir oğlu Cembelîye’nin sabrını kuşanır belki de… Şimdi bizim yaptığımız da o değil mi zaten” dedi.

“Ben de coğrafyama benziyorum. Nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum ama bir gün mutlaka bunu anlatmanın yolunu bulacağım” diyor. Düşünüyor sonra yeniden devam ediyor, “İnsanlar aşkı, özgürlüğü, sevinci taşıdığı kadar kederi, parçalılığı, savaşı yıkımı taşıyan coğrafyasına benzer… Kır rengi zamanları kuşanan coğrafyamın her bir parçası binlerce ağıt taşır. Her bir ağıdında binlerce acının kederi süzülür. Bu acılar kimi zaman yıllarca pencerenin ucunda babasını bekleyen küçük bir kızın yüreğinden dökülür, kimi zaman işgal edilen topraklarının acısı ile her anı hüzne bulanan kadınların yüreğinin üzerine düşen bir ağıt olur” diye devam etti. O an Efrîn bir ezgi gibi dilin(m)e yüreğin(m)e dolandı sandım…

Evdalê Zeynîke ve Binewşa Narîn û Cembelîye destanlarını izledikten sonra saat geç olmuştu. Ama Nirvana’nın uykusunun gelmediği belliydi. Derin bir merakla, “Erdoğan bu seçimlerde yine kazanırsa ne olur biliyor musun?” diye sordu. “Çok kötü olur” şeklinde genel bir cevap verdim. Erdoğan bu seçimlerde yine kazanırsa bütün Kürdistan Efrîn olur. Cizîr olur, Sûr olur, Nisebîn olur. Bir seçime bel bağlayacak değiliz elbette ama faşistler için o seçim herşey onu biliyorum.”

Devam ediyor; “Hitler de 1941 yılında seçimle iktidara gelmişti. Ve 1945 yılına kadar ona bir misyon yüklenmişti. Hitler bunu sence tek başına mı yaptı? Bence hayır. Hitler’in görevi henüz faşist bir diktatör olarak ilan edilmemişken faşizmi uygulamak, Yahudileri katletmekti. Bu misyonunu belirsiz konumu ile yerine getirdi. Şimdi Erdoğan’ın konumu da aynıdır. Erdoğan’da iktidarının en zirvesindedir. Bundan sonra ya düşüş ya da yükseliş diye bir şey olacağını sanmıyorum. Bundan sonra Erdoğan’ın eliyle -eğer Erdoğan kazanırsa- katliamlar yapılacaktır. Bizzat Kürtler ve muhalif sesler katledilecektir. Zaten Suruç’ta, Ankara’da, Diyarbakır’da, Cizre’de, Sur’da, Nisebin’de, Şırnak’ta şimdi de Efrîn’de bunun denemesini yaptı. Bundan sonra daha da meşrulaşmış olarak bunu yapacak. Çok net aslında. Birinci dünya savaşının mağdurları nasıl Ermeniler, II.Dünya savaşının mağdurları nasıl Yahudiler olmuşsa şimdi Erdoğan eliyle sürdürülen savaşın mağdurları da Kürtler olacaktır. Benim gibi cahil birinin bu kadar net olduğu bir konuda biz niye hala net değiliz anlamıyorum” diyor.

Nirvana’nın isminden başlayan bilgeliği aşk destanlarına dair yaptığı sosyolojik tahlillerden politik gündem değerlendirmelerine kadar yansıyor. Nirvana’da herşeyin bir bütünlük içinde olması dikkatimi çekiyor. Bu bütünlüğü sağlayan yaşam diyalektiğini merak etmekle beraber böylesi bir soruyu sormaya cesaret edemiyorum. Çünkü bu bilgeliğin kaynağında çok büyük acıların olduğunu biliyor, hissediyorum.

Yazarın diğer yazıları