Normale dönmek mümkün mü?

Türkiye’nin bir hikayesi yok artık. Dışardan Türkiye’ye bakanlar sadece Erdoğan’ı ve onun üzerinden kurgulanmış mevcut ucube sistemi görüyorlar. Kendisine daha fazla yer açmak isteyen Erdoğan ve ekibi hem geçmişi reddediyor, hem de ekibinin güçlü bir gelecek vizyonu yok.

Erdoğan her sıkıştığında insanları galeyana getirmek için bıkmadan usanmadan 2023 vizyonundan bahsediyor. 2013’e kadar insanlar nispeten buna inanıyorlardı; fakat artık başta AKP’liler olmak üzere 2023 masalına inanan kimse kalmadı.

Kemalistler her ne kadar “muassır medeniyeti” doğru anlamamış olsalar da onu ulaşılması gereken bir hedef olarak koymuşlardı. Fakat Erdoğan Rejimi sadece iktidarda kalmak istiyor.

Kemalistler son ana kadar Batı’nın; bilimine, teknolojisine gıpta ile baktılar. Fakat Batı’da ortaya çıkaran nispi özgür insanı sürekli görmemezlikten geldiler. Halbuki ne bilim ne de teknoloji köle insanla olmaz. Rıza alamayan; başka insanları sürekli öteleyen hiç bir sistem uzun vadede ayakta kalamaz.

Kemalistler de aynı akıbeti yaşadılar; orduyu, sermeyeyi ve medyayı neredeyse tamamen kontrol etmelerine rağmen, daha öncesinde sürekli küçümsedikleri İslamcıların kendilerini iktidardan uzaklaştırmasına engel olamadılar.

Çünkü artık sadece toplumu tehdit ediyorlar; rıza üretemiyorlar, toplumun birikmiş hiç bir sorunu çözemiyorlardı. Hatta bu sorunların neredeyse tamamının sebebi kendileri olduğu için konuşmaktan bile kaçınıyorlardı.

Günümüzde Türkiye toplumu aynı şeyleri AKP ve Erdoğan Rejimi ile yaşıyor. Yine; ordu, sermaye ve medya tek elde toplandı ve yine mevcut rejim hiç bir sorunu çözemediği gibi eskilerine yenilerini ekliyor.

Eskiden; NATO üyesi, AB adayı müslüman bir ülke imajı Türkiye’ye hem içerde hem dışarıda bir vizyon sunuyordu. Fakat artık Türkiye’nin bir hikayesi yok, sadece Erdoğan ve onun her geçen gün yeni sorunlar üreten kötücül iktidarı var.

En az beş seçimdir hile ile seçim kazanmış bir iktidarla karşı karşıyayız. İnsanlar seçimlerde hile yapıldı dediklerinde Erdoğan çıkıp “Atı alan Üsküdar’ı geçti!” demekte hiç bir sakınca görmüyor. Erdoğan rejimi seçim kazanıyor ama; bu ne kendisini, ne de kendisine oy veren insanları yeterince mutlu etmiyor.

Türkiye geçmişi olmayan; gelecekte de nerede duracağı belli olmayan bir ülke görünümü vermeye başladı. Hem Erdoğan Türkiyesi hem de Kemalist Türkiye kendi hikayesini başkalarının mutsuzluğu üzerine kurduğu için ne kendisi mutlu oldu; ne de başkalarının mutlu olmasına izin verdi.

Türkiye neredeyse yüz yıldır Kürt sorunuyla muhatap; fakat geçen bunca zamana ve akan onca kana rağmen bir arpa boyu yol alınamadı. Kırk milyonluk bir halkın esareti üzerine kurulu bu sistem hiç bir sorunu çözemediği için her geçen gün kendisi çözüldü.

Demokrasisi yerle bir oldu; yarım asırdır ağır aksak yürüyen parlamenter sistem işlemez hale geldi, kimse artık bağımsız yargıdan bahsedemiyor. Neredeyse legallitesini tamamen kaybetmiş bir ekonomi ile yüz yüzeyiz; Türkiye ekonomisi kimseye güven vermiyor. Dış politikada zaten felaket!

Başta Kürt sorunu olmak üzere temel demokrasi sorunlarını çözemeyen Türkiye her geçen gün içe doğru çürüyor. Türkiye’nin bu halinden endişeye kapılan başta Avrupa Birliği (AB) ülkeleri olmak üzere diğer ülkeler Türkiye’nin kontrolsüz bir patlamayla dağılıp kendilerine zarar vermesinden endişe ediyorlar. Erdoğan’dan hiç haz etmemelerine rağmen kimi zaman Erdoğan’la bir araya gelmeleri kontrolü kaybetmeme ihtiyacından kaynaklanıyor.

Erdoğan rejimi normalden o kadar uzaklaştı ki; buradan normale dönmek oldukça zor; fakat hala mümkün! Normalleşmenin biricik yolu başta Kürtlerin ulusal demokratik haklarının tanınması olmak üzere, genel kapsamlı bir demokrasi programının hayata geçirilmesi olacaktır.

Bunun için hiç bir fedakarlıktan kaçınmamalı; en geniş demokrasi cephesini örmeye çalışmalıyız!

Yazarın diğer yazıları