O şimdi Başbakan


İngiltere’de 6 hafta süren Başbakanlık yarışından Boris Johnson galip geldi. O şimdi Başbakan. Diğer aday Jeremy Hunt’a oranla 45 bin daha fazla oy aldı. Galibiyeti şaşırtmadı. Beklenen bir durumdu. Sadece İngiltere değil bütün dünya hüsrana uğradı denebilir.

Donald Trump dışında tabi. Trump ile Johnson aynı kafadalar çünkü. Johnson, 2016 yılında da David Cameron’dan sonra liderlik yarışına dahil olmuştu ama bir şekilde Theresa May’in en uygun aday olduğuna kanaat getirildiğinden Johnson gibi diğer adaylar da adaylıklarından geri adım atmıştı. Çarşamba günü Buckingham sarayında Kraliçe Elizabeth’in resmi anonsuyla resmen Başbakan olacak. Perşembe günü de yeni kabinesini belirleyecek. İstifalar görevden alınmalar ardı ardına gelecek buna şüphe yok.

Brexit’n öncü savunuculardan olan Johnson ilk konuşmasında 31 Ekim’e kadar şu Brexit sorununu halletme sözünü verdi. Bu konuşmasının ardından partisi içerisinde bir sivil savaş başladı. Ardından da sterlin 3’te 1 oranında değer kaybetti. Brexit belirsizliğinden dolayı halihazırda ekonomisinin iyice zayıfladığı bir dönemde Başbakan olan Johnson’ın bu sert Brexit politikası ülkeyi darmadağın edebilir.

Boşanma bedeli olarak bilinen AB’den çıkış tazminatı bile başlı başına ciddi bir ekonomik kayıp. 60 milyar Dolar az bir bedel mi? Uygulamayı planladığı ülke içi ekonomik ve vergilendirme planları da yüksek gelirlileri koruma yönünde ve ülkenin çok para kaybetmesine sebep olacak.

Yıllık 50 bin sterlin üzeri gelir sahiplerine yüzde 40’luk vergi kesintisini 80 bin ve üzeri olanlara uygulayacak. 20 bin ek polisi işe alacak. 250 bin sterlin üzeri ev alışlarında uygulanan ek vergiyi 500 bin üzeri ev satışlarına uygulayacak. Bunların hepsi orta sınıf yüksek gelirli vatandaşlarını koruma üzerine. Hepsi ekstra bir gider. Ekonomiyi nasıl dirilteceği konusunda kimsenin bir fikri yok.

Johnson, Brexit partisinin lideri Nigel Farage’in Muhafazakarlardan aldığı desteği geri almak için; en az Farage kadar sağcı ve sert bir lider olacağı düşüncesiyle liderliğe getirildi. Aynı şekilde ana muhalefet parti İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn gibi sosyalist bir liderin karşısında daha liberal görüneceği düşüncesiyle Johnson’un sırtı sıvazlandı. Yani burada amaç ülkenin iyiliği düşünmek değil kendilerine rakip partileri alt etmek için stratejik davranmak.

İşçi Partisi, Johnson’ın Brüksel ile yaptığı anlaşmayı ya da anlaşmasız çıkış planını referandumla Britanyalılara sorulmasını destekliyor. Bu durumda erken genel seçimlerin olmasına neredeyse kesinleşecek. Ama İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn ikinci referandumu ya da AB’de kalınmasını desteklemediği için partisinin de ciddi bir kesimi AB’yi destekleyen Liberal Demokratlara kayacak. Liberal Demokratların da ne olursa olsun hükümet olamayacakları da ortada. Bu durumda Muhafazakar Parti gibi sağ liberal bir partinin bir dönem daha hükümette kalması işten değil. Bu durumda da düşünülenin ya da hayal edilenin aksine Johnson hemen gitmeyecek.

Yazarın diğer yazıları